5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı, bugün Antalya’da başladı. Türk savunma sanayiinin 2025 itibarıyla 10 milyar doları aşan ihracat hacmi, yeni sözleşmelerle 17,9 milyar dolara ulaşan küresel etki alanı ve “tam bağımsızlık” vizyonu doğrultusunda atılan stratejik adımlar, konferansta öne çıkan ana başlıklar arasında yer aldı. Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde düzenlenen etkinlik, Türkiye’nin savunma ve havacılıkta artık yalnızca bir tedarikçi değil, uluslararası standartları şekillendiren bir aktöre dönüştüğünü ortaya koydu.
Türkiye’nin savunma sanayii yolculuğu, yalnızca bir endüstriyel gelişim hikâyesi değil; “tam bağımsızlık” idealinin teknolojiyle somutlaşmış halidir. Birinci Dünya Savaşı arifesinde parası ödenmesine rağmen teslim edilmeyen gemilerden, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan ambargolara; insansız hava araçları için dış kapılarda beklenen günlerden bugün 185 ülkeye teknoloji ihraç eden bir güven merkezi konumuna ulaşılması, Türkiye Yüzyılı vizyonunun en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
10 Milyar Doların Ötesi: 17,9 Milyar Dolarlık Yeni Sözleşme Gücü
2025 yılı, Türk savunma sanayii açısından yalnızca bir takvim değişimi değil; psikolojik ve ekonomik bir eşiğin aşıldığı yıl olarak kayıtlara geçti. Sektör, bir önceki yıla kıyasla yüzde 48 artışla 10 milyar 540 milyon dolarlık ihracat rekoru kırdı.
Ancak analistler açısından asıl dikkat çekici gösterge, yeni imzalanan sözleşmelerin hacmi oldu. 2025’te yeni sözleşmeler yüzde 79 artışla 17,9 milyar dolara ulaştı. Bu veri, Türk savunma ürünlerine yönelik küresel talebin geçici değil, sürdürülebilir bir ivme kazandığını gösteriyor.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, bu tabloyu konferansta şu sözlerle değerlendirdi:“Sektörümüzün sürdürülebilirliği için bu performansı önümüzdeki yıllarda katlayarak sürdürmek zorundayız. Yeni sözleşmelerin teslimat aşamasına geçmesiyle ihracatımızın yeni rekorlara koşacağına hiç kuşkum yok.”
İthalatçıdan Teknoloji Tedarikçisine: Batı Pazarları ve Bölgesel Etki
Türkiye’nin savunma ihracat profili artık yalnızca dost ve müttefik ülkelerle sınırlı değil. Havacılık ve denizcilik tarihinde derin köklere sahip Batılı aktörler de bu tabloya dâhil olmuş durumda.
- İspanya: HÜRJET jet eğitim uçağı için imzalanan tarihî sözleşme.
- Portekiz: Deniz İkmal ve Lojistik Destek Gemisi ihracatı, Türkiye’nin denizcilik kabiliyetlerinde 21. yüzyılda yaşanan iade-i itibarın sembolü olarak görülüyor.
- İtalya ve Polonya: Baykar’ın Leonardo ile stratejik iş birliği ve Piaggio Aerospace’i satın alması; ASELSAN’ın Polonya’ya yönelik elektronik harp sistemleri ihracatı.
- Suriye: İstikrarın yeniden tesis edilmesiyle birlikte Suriye Savunma Bakanlığı ile hayata geçirilen kapsamlı ihracat paketi, Türkiye’nin savunma gücünü bölgesel istikrarın bir unsuru olarak konumlandırdığını gösteriyor.
Oyun Değiştirici Model: Devletten Devlete (G2G) Satışlar
2026 yılında tüm unsurlarıyla devreye alınması planlanan Devletten Devlete (G2G) satış modeli, savunma ticaretinde niteliksel bir sıçrama anlamına geliyor. Bu model, satılan ürünlerin arkasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin doğrudan teminat sağlamasını içeriyor.
Özellikle KOBİ ölçeğindeki savunma firmaları açısından bu yapı, uluslararası pazarlarda dev şirketlerle eşit şartlarda rekabet imkânı sunuyor. Hukuki ve bürokratik risklerin devlet güvencesiyle minimize edilmesi, ihracatın tabana yayılmasını sağlayan kritik bir kaldıraç olarak değerlendiriliyor.
Savunmadan Sivil Alana: Çift Kullanımlı Teknoloji Dönüşümü
Küresel savunma devlerinin cirolarının yaklaşık yarısı sivil satışlardan oluşuyor. Türkiye’nin yeni hedefi, savunma alanında olgunlaşan teknolojilerin sağlık, ulaşım, siber güvenlik ve afet yönetimi gibi sivil sektörlere aktarılması.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bu dönüşümün önemini şu sözlerle vurguladı: “Savunma sanayii ile sivil endüstri arasındaki etkileşimi özel olarak ele almalıyız. Sağlık gibi alanlarda da yerli ve millî üretimi neden savunma sanayiinde olduğu seviyelere taşımayalım?”
Kişi Başına 300 Bin Dolar Hedefi ve NATO Fırsat Penceresi
Türkiye, savunma sanayiinde kişi başına ihracat gelirini 45 bin dolardan 100 bin doların üzerine çıkarmayı başardı. Ancak küresel ölçekte rekabetçi eşik 300 bin dolar seviyesinde bulunuyor.
Bu hedefin ulaşılabilir olduğunun en somut örneği, ARCA Savunma’nın kişi başına 750 bin dolarlık ihracat performansı oldu. Uzmanlara göre Türkiye’nin en büyük avantajı, yaş ortalaması 30’lu yaşlarda olan genç ve dinamik mühendis kadrosu.
NATO’nun 32 üyesinin savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 5’ine çıkarma kararı, önümüzdeki dönemde yıllık yaklaşık 50 milyar dolarlık ek bir pazar yaratacak. Türkiye, NATO’daki “Diamond” seviye faaliyetleri ve teknolojik kabiliyetleriyle bu pastadan en büyük payı almaya aday ülkeler arasında gösteriliyor.
2025 Yılı Savunma ve Havacılık Sanayii İhracat Şampiyonları Açıklandı
5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı kapsamında, 2025 Yılı Savunma ve Havacılık Sanayii İhracat Şampiyonları Ödülleri de sahiplerini buldu. Antalya’da düzenlenen konferans çerçevesinde, ürün gruplarına göre ihracat performanslarıyla öne çıkan firmalar kamuoyu ile paylaşıldı.
Açıklanan liste, Türkiye savunma sanayiinin yalnızca büyük ana yüklenicilerle değil, KOBİ’lerin de dâhil olduğu geniş ve derin bir ekosistemle küresel pazarlarda rekabet ettiğini ortaya koydu.
2025 yılı ihracat şampiyonları, ürün gruplarına göre şu şekilde sıralandı:
Askerî Elektronik Sistemler, Radarlar ve Simülatörler
- ASELSAN
- Boğaziçi Savunma Teknolojileri A.Ş.
Askerî Deniz Platformları
- ASFAT (Askerî Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş.)
- HAVELSAN
- Meteksan Savunma
- Akana Deniz Teknolojileri (KOBİ)
Kara Araçları
- OTOKAR Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş.
- Nurol Makina
- BMC
- Menatek Savunma Teknolojileri (KOBİ)
Hava Taşıtları, Motorları ve Parçaları
- TUSAŞ – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.
- TEI – TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş.
- Alp Havacılık
- Aksa İleri Kompozit (KOBİ)
İnsansız Hava Araçları
- Baykar Technologies
- TUSAŞ
- STM
- BMS Savunma Teknolojileri (KOBİ)
Roket ve Akıllı Füze Sistemleri
- ROKETSAN
- Sinerji Yüksek Teknoloji (KOBİ)
Silah Sistemleri ve Mühimmat
- ARCA Savunma Sanayi Ticaret A.Ş.
- Samsun Yurt Savunma (SYS)
- Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş.
- Bahtiyar Av Malzemeleri (KOBİ)
Yetkililer, ödül alan firmaların farklı ölçek ve uzmanlık alanlarından gelmesinin, Türkiye savunma sanayiinin ihracatta çeşitliliğe dayalı, sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturduğunu vurguladı.
Sonuç: Bir Sonraki Sınır Neresi?
Türkiye’nin savunma sanayii vizyonu, yalnızca silah üretmekten ibaret değil; tam bağımsız bir gelecek inşa etmek üzerine kurulu. Parası ödenmesine rağmen teslim alınamayan platformlardan, bugün küresel güvenliğe katkı sunan sistemler ihraç eden bir ülkeye dönüşüm tamamlanmış durumda.
Antalya’daki stratejik buluşma gösteriyor ki Türk savunma sanayiinin bir sonraki sınırı sadece kara, deniz ve hava değil. Uzay teknolojileri, yüksek frekanslı elektronik harp sistemleri ve yapay zekâ tabanlı otonom platformlar, Türkiye’nin küresel hiyerarşideki yerini yeniden tanımlayacak alanlar olarak öne çıkıyor.



