ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında Pekin’de gerçekleştirilen iki günlük zirve, Washington ile Pekin’in küresel sistemde “eşit süper güçler” olarak konumlandığı yönündeki algıyı güçlendirirken; Tayvan, İran savaşı, ticaret ve yapay zekâ alanlarındaki görüş ayrılıklarını da ortaya çıkardı. Trump’ın görüşmeler sonrası kullandığı “G-2” ifadesi, ABD-Çin rekabetinin yeni jeopolitik çerçevesine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Trump, Fox News’e verdiği röportajda ABD ve Çin’i “iki büyük ülke” olarak tanımlayarak, “Ben buna G-2 diyorum. Bunun tarihte çok önemli bir an olarak hatırlanacağını düşünüyorum” dedi. Analistler ise bu söylemin, Çin’in uzun süredir hedeflediği “ABD ile eşit süper güç” imajıyla örtüştüğünü belirtti.
Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Çin Direktörü Julian Gewirtz, Xi’nin “on yıllardır Çinli liderlerin ulaşmaya çalıştığı bir hedefi gerçekleştirdiğini” belirterek, “Xi, bir ABD başkanını tartışmasız eşit olarak Pekin’e getirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Tayvan Konusunda Sert Mesajlar Verildi
Zirvenin en kritik başlıklarından biri Tayvan oldu. Çin tarafı, Tayvan konusunda yapılacak yanlış bir adımın çatışmaya yol açabileceği uyarısında bulunurken, Trump gazetecilere yaptığı açıklamada Xi’nin Tayvan’ın bağımsızlığına karşı olduğunu açıkça dile getirdiğini söyledi.
Trump, ABD’nin Tayvan’ı savunup savunmayacağına ilişkin soruya ise net yanıt vermedi. “Her iki yönde de taahhütte bulunmadım” diyen Trump, Tayvan’a yapılacak silah satışları konusunda kararını kısa süre içinde vereceğini belirtti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise NBC News’e yaptığı açıklamada Washington’ın Tayvan politikasında değişiklik olmadığını söyledi. Tayvan Dışişleri Bakanı Lin Chia-lung da Çin’in bölgesel riskleri artırdığını savundu.

İran ve Ticaret Başlıklarında Somut Sonuç Çıkmadı
Trump, zirve öncesinde İran ile yaşanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki enerji güvenliği konularında Çin’in desteğini almak istediğini belirtmişti. Ancak görüşmeler sonunda Pekin’den İran’a yönelik somut bir baskı veya destek açıklaması gelmedi. Çin Dışişleri Bakanlığı, savaşın sona ermesi çağrısında bulunurken, “Asla yaşanmaması gereken bu çatışmanın devam etmesi için hiçbir neden yok” açıklamasını yaptı.
Brookings Enstitüsü uzmanı Patricia Kim, “Dikkat çeken nokta, İran konusunda Çin’in somut bir adım atma taahhüdünün olmaması” değerlendirmesinde bulundu. Analistler, Pekin’in İran’ı ABD’ye karşı stratejik denge unsuru olarak gördüğünü ve bu nedenle Tahran üzerindeki baskısını sınırlı tutacağını belirtti.
Ekonomik başlıklarda da beklentilerin altında kalan sonuçlar dikkat çekti. Trump’ın Çin’in 200 adet Boeing uçağı satın alacağını açıklaması sonrası şirket hisseleri yüzde 4 geriledi. Reuters’a konuşan kaynaklar, görüşmelerde yaklaşık 500 uçaklık daha büyük bir anlaşmanın değerlendirildiğini aktardı.
Trump daha sonra siparişin 750 uçağa kadar çıkabileceğini söyledi. Ancak zirvede nadir toprak elementleri ihracatı, gümrük tarifeleri ve gelişmiş yapay zekâ çiplerinin Çin’e satışı gibi kritik başlıklarda somut ilerleme sağlanamadı.
Yapay Zekâ ve Küresel Düzen Rekabeti
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, iki ülkenin büyük dil modelleri ve yapay zekâ alanında gelecekte ortak görüşmeler yapacağını açıkladı. Bessent, “İki yapay zekâ süper gücü olası ortak adımları değerlendirecek” dedi.
Xi ise görüşmeler sırasında uluslararası sistemin “yüzyılda görülmemiş bir dönüşüm” sürecinden geçtiğini söyledi. Çinli akademisyenler ve devlet medyası, bu söylemi ABD’nin göreli etkisindeki azalma ve Çin’in yükselen küresel rolüne yönelik dolaylı bir mesaj olarak yorumladı.
Tsinghua Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Strateji Merkezi Direktörü Da Wei, Pekin’in ilk kez ABD ile ilişkiler için yeni bir çerçeve önerdiğini belirterek, Xi’nin kullandığı “yapıcı stratejik istikrar” kavramının, önceki ABD yönetimlerinin “stratejik rekabet” söyleminden farklı olduğunu söyledi.
Asya-Pasifik’te Yakın Takip
ABD ile Çin’in eşit güçler olarak sunulması, özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki ABD müttefikleri tarafından dikkatle izlendi. Japan medyasında yayımlanan yorumlarda, Tokyo’nun hem Washington hem de Pekin ile ilişkilerini dikkatli yönetmesi gerektiği vurgulandı.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Trump’ın Pekin ziyaretinin ardından kendisiyle telefon görüşmesi yaptığını ve Çin’e ilişkin güvenlik ile ekonomik konuların ele alındığını açıkladı.
Zirvenin sonunda Xi, Trump’ı Çin liderlerinin kapalı yerleşkesi Zhongnanhai’de ağırladı ve sonbaharda ABD’ye ziyaret gerçekleştireceği açıklandı. Trump ise Çin’den “çok etkilendiğini” belirterek iki ülke ilişkilerinin daha da güçlenmesini umduğunu söyledi.



