ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceğini ve Ankara’nın F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı’na yeniden dahil edilmesini değerlendirdiğini açıklaması, Washington’da yıllardır ilk kez Türkiye’nin programa dönüş ihtimalini ciddi bir politika seçeneği haline getirdi. Ancak S-400 hava savunma sistemi nedeniyle yaşanan krizin ardından bu kez tartışmanın odağında farklı bir başlık yer alıyor. İsrail, Türkiye’nin F-35 filosuna katılmasının kendi niteliksel askerî üstünlüğünü (Qualitative Military Edge-QME) zayıflatacağını savunarak sürece itiraz ediyor.

Trump, geçen ay Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 2019 yılında Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini satın almasının ardından uygulanan yaptırımların kaldırılmasını değerlendirdiğini belirtti. Trump ayrıca Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılımının da “kesinlikle” masada olduğunu söyledi.

Washington, Türkiye’nin yerli savaş uçağı KAAN’da kullanılacak General Electric üretimi F110 motorlarının satışına ilişkin Kongre bildirim sürecini de Temmuz ayında tamamladı. Kongre’nin 15 günlük inceleme süresinde satışı durduracak bir karar alınmamasıyla birlikte süreç bir sonraki aşamaya geçti.

Washington’da ayrıca Türkiye’nin uzun süredir ABD’nin talep ettiği adımlardan biri olan S-400 bataryalarının üçüncü bir ülkeye devredilmesini değerlendirdiğine ilişkin haberler de gündemde bulunuyor.

Ancak Türkiye’nin önündeki siyasi engelin artık yalnızca S-400 sistemi olmadığı görülüyor.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Ankara zirvesinin ardından Amerikan televizyonlarına verdiği röportajlarda Türkiye’nin F-35 programına dönüşüne karşı çıktı. Netanyahu, Türk F-35’lerinin bölgedeki “güç dengesini bozacağını” savundu.

Bu değerlendirme, ABD yasalarında yer alan ve İsrail’in “Niteliksel Askerî Üstünlüğü”nün (Qualitative Military Edge-QME) korunmasını öngören düzenlemeye dayanıyor. QME ilkesi, Washington’un Orta Doğu ülkelerine yapacağı silah satışlarında İsrail’in askerî üstünlüğünün korunmasını şart koşuyor.

Bununla birlikte Türkiye, NATO müttefiki olması nedeniyle bugüne kadar bu kapsamda değerlendirilen ülkeler arasında yer almadı. Bu nedenle Washington’daki tartışma yalnızca F-35 satışıyla sınırlı görülmüyor; aynı zamanda QME ilkesinin bir NATO müttefikine uygulanıp uygulanamayacağı sorusunu da gündeme getiriyor.

QME İlkesi Nedir?

İsrail’in itirazlarının hukuki dayanağını, ABD’nin “Niteliksel Askerî Üstünlük” (Qualitative Military Edge-QME) ilkesi oluşturuyor. ABD yasalarına 2008 yılında dahil edilen düzenleme, Washington’un Orta Doğu’daki gelişmiş silah satışlarında İsrail’in teknolojik ve operasyonel üstünlüğünü korumasını öngörüyor.

Bu kapsamda ABD yönetimi, bölge ülkelerine yapılacak belirli silah satışlarının İsrail’in askerî üstünlüğünü zayıflatmayacağını Kongre’ye bildirmekle yükümlü bulunuyor. Ancak QME ilkesi İsrail’e ABD’nin silah satışları üzerinde resmî bir veto yetkisi tanımıyor; nihai karar her zaman ABD yönetimi ile Kongre’nin yetkisinde kalıyor. Türkiye’nin NATO müttefiki ve F-35 programının eski ortaklarından biri olması ise, QME ilkesinin Ankara’ya uygulanmasının hukuki ve stratejik açıdan Washington’da ayrı bir tartışma başlığı oluşturmasına neden oluyor.

İsrail’in İtirazı

Netanyahu, Fox News dahil çeşitli Amerikan televizyon kanallarına verdiği röportajlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’e yönelik söylemlerini gerekçe göstererek Türkiye’nin gelişmiş savaş uçaklarına erişimine karşı çıktı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar da Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İsrail hükümetine yönelik açıklamalarını İsrail karşıtı bir söylem olarak değerlendirdi.

Ankara ise İsrail’e yönelik eleştirilerinin Netanyahu hükümetinin politikalarına yönelik olduğunu, Türkiye’nin ise iki devletli çözümü desteklediğini ve 1949’dan bu yana İsrail’i tanıyan ülkeler arasında bulunduğunu vurguluyor.

NATO Boyutu

Uzmanlara göre Washington açısından tartışmanın temel noktalarından biri, QME ilkesinin NATO müttefiki Türkiye’ye uygulanmasının ittifakın savunma planlamasıyla ne ölçüde uyumlu olduğu.

Türkiye, NATO’nun güneydoğu kanadındaki en büyük hava kuvvetlerinden birine sahip bulunuyor. Bu nedenle F-35 programına olası dönüş, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, NATO’nun hava gücü planlaması bakımından da önem taşıyor.

Trump da Netanyahu’nun itirazlarına ilişkin soruya verdiği yanıtta, ABD’nin hangi ülkeye hangi sistemi satacağına Washington’un karar vereceğini belirterek, “Kimse bana ne satmamız ya da satmamamız gerektiğini söyleyemez.” ifadelerini kullandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz