
İsrail Suriye saldırısı bölgedeki gerilimi tırmandırdı. İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda yer alan terk edilmiş Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı Salı günü sabaha karşı vurdu. Tel Aviv, saldırının gerekçesi olarak Türkiye’nin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne asker konuşlandırmaya hazırlandığı iddiasını gösterirken, Ankara bu iddiayı reddetti.
Yerel kaynaklara göre saldırı, yerel saatle 03.00 sıralarında düzenlendi ve pist ile hangarları hedef aldı. Suriye devlet televizyonu El-İhbariye’ye konuşan ve adı açıklanmayan bir yetkili, üsse en az sekiz bombanın isabet ettiğini, pistin yanı sıra hangarda atıl durumdaki bir yapının hedef alındığını belirtti. Saldırıda can kaybı ya da yaralanma bildirilmedi.
İsrail Başbakanlık Ofisi, saldırıyı doğrulayarak operasyonun Türkiye’nin bölgedeki askeri varlığını hedef aldığını açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ofisinden İngilizce yapılan açıklamada, “İsrail ve Suriye güvenlik konularında statükonun korunması konusunda anlaşmıştı. Suriye ise Türk askerlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlanmasına izin vererek bu statükoyu ihlal etmenin eşiğine geldi” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, İsrail’in böyle bir konuşlanmanın güvenliği açısından tehdit oluşturacağı konusunda Şam yönetimini defalarca uyardığı, ancak Suriye’nin “bu uyarıları görmezden gelmeyi tercih ettiği” savunuldu. İsrail, güvenliğine yönelik tehditlere “tahammül etmeyeceğini” ve mevcut statükoya dönülmesini memnuniyetle karşılayacağını bildirdi.
ABD’li ve İsrailli yetkililere göre İsrail, saldırının Türkiye’nin hava üssüne gelişmiş silah sistemleri göndermesini ve bölgede daha geniş kapsamlı bir askeri yığınak oluşturmasını engellemeyi amaçladığını önceden Washington’a bildirdi. Axios’un haberine göre operasyon, Trump yönetiminin bölgede yeni bir gerilimi önlemeye çalıştığı bir dönemde ABD’nin üç yakın ortağı arasındaki ilişkilerde tansiyonu yükseltti.
ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’deki Ahmed Şara yönetimine yönelik yaklaşımını dış politikadaki başarılarından biri olarak değerlendiriyor ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkiler yürütüyor. İsrail de ABD’nin yakın müttefikleri arasında yer alıyor; ancak Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkiler son aylarda gerginleşti. Saldırının Beyaz Saray ve üst düzey ABD’li yetkililerde rahatsızlık yarattığı, gelişmenin Trump yönetiminin Netanyahu’ya karşı net bir sınır çizmekte isteksiz olduğu yönündeki değerlendirmeleri yeniden gündeme getirdiği belirtildi.
Üssün konumu ve geçmişi
Ebu Zuhur Askeri Havaalanı, Ebu Zuhur kasabasının yaklaşık beş kilometre doğusunda, İdlib şehrinin yaklaşık 45 kilometre doğusunda ve Türkiye sınırının en yakın noktasına yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Üste bir ana pist, taksi yolları, apronlar, uçak hangarları, komuta binaları, depolar ve konut yapıları yer alıyor.
Esad rejimi döneminde 678. Filo ile MiG-21 ve MiG-23 uçaklarına ev sahipliği yapan üs, kuzey Suriye’nin en büyük tesislerinden biri olarak kabul ediliyordu. Muhalif güçler üssü ilk kez Eylül 2015’te ele geçirdi. Esad ordusu, Rus hava desteğiyle Ocak 2018’de üssü geri aldı; ancak tesis, ağır hasar nedeniyle tam operasyonel duruma dönemedi. Rejimin 30 Kasım 2024’te devrilmesinin ardından üs, yeni Suriye ordusu ve Savunma Bakanlığının kontrolüne geçti. Aralık 2025’te üs arazisindeki bir mühimmat patlamasında Savunma Bakanlığı mensuplarının yaralandığı bildirilmişti.
Operasyonel ayrıntılar
Saldırıda kısa süre önce yeniden inşa edilen pistlerin zarar gördüğü kaydedildi. İsrail ilk aşamada sorumluluğu üstlenmedi; İsrailli askeri sansür yetkilileri, ordunun saldırıyı gerçekleştirdiğini doğrulayan haberlerin yayımlanmasını engellemek amacıyla yayın yasağı getirdi.
İsrail merkezli bir güvenlik ve savunma araştırma merkezinin analizine göre, üsse dört dalga halinde düzenlenen saldırılar pisti ve bazı hangarları hedef aldı; operasyonun paterni, İsrail Hava Kuvvetlerinin (IAF) geçmiş pist imha görevlerine benzerlik gösteriyor ve olası hava savunma konuşlanmasına karşı yürütülmüş olabilir. İsrail ordusu bu tür sınır ötesi nokta operasyonlarda görevli filo ve kalkış üssü bilgilerini gizli tutuyor. Bölgesel hava savunma menzilleri ve hedef mesafesi dikkate alındığında İHK’nin kuzey Suriye’ye yönelik derin harekâtlarda genellikle F-15I (Ra’am), F-16I (Sufa) veya F-35I (Adir) platformlarını tercih ettiği, ancak Ebu Zuhur operasyonuna ilişkin belirli bir üs veya uçak tescilinin açıklanmadığı belirtildi.
Tepkiler
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, yazılı açıklamada saldırıyı “güçlü şekilde” kınadı. Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve yeteneklerini hedef alan, toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal eden saldırılarının “pervasızca sürdüğü” belirtilerek, “İsrail’in Suriye’ye yönelik her geçen gün yeni bir boyut kazanan saldırganlığına son verilmesini teminen daha kararlı bir tutum sergilenmesi ve uluslararası hukuku hiçe sayan bu eylemler karşısında hesap verebilirliğin sağlanması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz” ifadelerine yer verildi.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı “gerekçesiz bir saldırı” ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden “tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirdi. Bakanlık, 8 Aralık 2024’ten bu yana süren saldırıların istikrar çabalarını baltaladığını belirterek, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne saldırıyı açıkça kınama ve İsrail’in egemenlik ihlallerine karşı kararlı tutum alma çağrısında bulundu.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırıdan “derin endişe” duyduklarını belirtti. Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Şara hükümeti ne saldırgan bir tutum benimsedi ne de vekil güçler bulundurdu. Tersine, İsrail’le gerilimi düşürmeyi tercih ettiğini defalarca ortaya koymuştur” ifadesini kullandı ve ABD’nin “itidal ve diyaloğun daha yapıcı” yol olduğuna inanmayı sürdürdüğünü vurguladı.
Ürdün, Katar, Kuveyt ve Suudi Arabistan da saldırıyı Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak kınadı. Katar, İsrail’in ihlallerini “cezasız” sürdürmesinin bölgeyi daha geniş bir gerilim sarmalına sürüklediği uyarısında bulunurken, Suudi Arabistan saldırıyı “en şiddetli ifadelerle” kınadığını açıkladı.
Bazı üst düzey ABD’li yetkililer, saldırının nedenleri arasında İsrail’de ekim ayında yapılması planlanan seçimin de bulunabileceğini değerlendiriyor. Aynı yetkililere göre Şam yönetimi İsrail’e karşı düşmanca bir adım atmadı ve iki ülke arasında gerilimi azaltacak, Ürdün’de ortak bir koordinasyon merkezi kurulmasını öngören bir güvenlik anlaşmasını uygulamaya çalışıyordu. Ancak İsrail’in bu merkezi faaliyete geçirmeyi reddettiği, bunun yerine güney Suriye’deki operasyonlarını artırdığı öne sürüldü.
Böylece İsrail’in Ebu Zuhur saldırısı, bir yandan Türkiye’nin bölgedeki olası askeri varlığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirirken, diğer yandan ABD, İsrail ve Suriye arasındaki güvenlik görüşmelerinde yeni bir gerilim başlığı oluşturdu.
Barrack: Türkiye İsrail uçaklarını tespit etti, karşılık verebilirdi
Barrack, ayrı bir açıklamada saldırının Türkiye ile İsrail arasında askeri gerilime dönüşme riski taşıdığını söyledi. Reuters’a konuşan Barrack, Türkiye’nin 18 Ağustos’taki saldırıdan önceden haberdar edilmediğini ve İsrail uçaklarının Türkiye yönünde ilerlediğinin Ankara tarafından tespit edildiğini belirtti.
Türkiye’nin İsrail uçaklarının hareketini takip ettiğini kaydeden Barrack, “Türkiye, uçakların kuzeye, kendi topraklarına doğru ilerlediğini gözlemledi ve dolayısıyla makul olarak kendi karşılığını vermeye hazırlanabilirdi” dedi. Gerilimin daha ileri bir noktaya taşınmadığını belirten Barrack, “Neyse ki sağduyulu taraflar durumun daha fazla kötüleşmesini önledi” ifadesini kullandı.
Ankara’nın saldırılar hakkında önceden bilgilendirilmemesinin Türkiye ile İsrail arasında istenmeyen bir askeri karşılaşma riskini artırdığını değerlendiren Barrack, taraflar arasında daha güçlü bir iletişim hattına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Barrack, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında olası askeri karşılaşmaları önlemek amacıyla yeni bir mekanizma üzerinde çalıştığını açıkladı. Hedefin taraflar arasındaki iletişim eksikliğini gidermek olduğunu belirten Barrack, “Gelecekte yaşanabilecek iletişim sorunlarını önlemek amacıyla böyle bir mekanizmanın kurulması için yoğun şekilde çalışıyoruz” dedi ve önceliğin gerilimi düşürmek ile diplomasiye alan açmak olduğunu ifade etti.
Barrack, İsrail’in Ebu Zuhur Üssü’nü hedef almasının arkasında Türkiye’nin yakın gelecekte üste askeri varlığını artırabileceği yönündeki değerlendirmenin bulunduğunu söyledi. Bu algının doğru ya da yanlış olabileceğini belirten Barrack, yaşananların üç ülke arasında çatışmayı önleyecek doğrudan bir mekanizmanın önemini gösterdiğini kaydetti.
Barrack, ABD’nin taraflar arasında bilgi paylaşımı ve diyaloğu sağlayan bir yapıya hâlihazırda aracılık ettiğini, ancak bunun daha fazla kaynakla güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Askeri yöntemler yerine iletişime yatırım yapmanın çok daha düşük maliyetli olduğunu vurgulayan Barrack, doğrudan temasın yanlış hesaplamaların önüne geçebileceğini savundu.


