Starfighters Space, Soğuk Savaş dönemine ait F-104 filosunu, hipersonik ve havacılık donanımlarını gerçek süpersonik hava akımında test edebilen uçan laboratuvarlara dönüştürüyor. Şirket, “Gökyüzündeki Rüzgar Tüneli” adını verdiği sistemle geliştiricilere, talebin yoğun olduğu yer tesislerine dakikalarca test süresi sunan bir alternatif getiriyor.
Şirket, ilk somut talebi Florida merkezli itki uzmanı Vaya Defense & Space’ten aldı. 9 Eylül’de duyurulan anlaşma kapsamında Starfighters, Vaya’nın hipersonik test numunelerini ve diğer yükleri sistemle uçurarak değerlendirecek.
Starfighters uzun süredir uçaklarında araştırma ekipmanı taşısa da CEO Tim Franta, sistemin süpersonik test kapasitesindeki daralmaya yanıt olarak geliştirildiğini söyledi. Franta, Aerospace Global News’e verdiği özel röportajda süpersonik rüzgar tünellerinde ulusal kapasite sıkıntısının kritik düzeye ulaştığını belirtti.
Franta, “Şu anda bir süpersonik rüzgar tüneline ihtiyacınız varsa, muhtemelen bir yıl ile 18 ay beklemeniz gerekir. Bunlar son derece pahalı ve neredeyse bir hafta boyunca kullanmanız gerekiyor,” dedi
Starfighters’ın geliştirdiği platform, F-104’ün kanadı altına yerleştirilen bir füzeyi andırıyor. Dört modüler bölümden oluşan sistem, müşterilerin uçağı değiştirmeden farklı deneysel donanımları kurmasına olanak tanıyor.
Radyo dalgalarını geçiren burun bölümü aviyonik, telemetri, iletişim ekipmanı ve kamera taşıyabiliyor. Diğer bölümlerde hava girişleri, kontrol yüzeyleri, kanatlar ve gelişmiş malzemeler değerlendirilebilirken, arka bölüm kuyruk kanatlarının veya ateşleme sistemlerinin testine ayrılıyor. Platform, süpersonik uçuş için onaylı mevcut bir F-104 pilonundan uçuruluyor.
Franta, geleneksel bir süpersonik rüzgar tüneli denemesinde bir parçanın gerekli koşullara 30 saniye ile bir dakika maruz kaldığını belirtti. Bir F-104 uçuşu ise 5 dakikadan fazla, bazı görevlerde 10 dakikaya varan bir Mach 2 test penceresi sunabiliyor.
“Tek bir uçuşta, ilk rüzgar tüneli testinizde elde edeceğinizden 10 ile 20 kat daha fazla süre elde edersiniz,” ifadelerini kullanan Franta, “Gerçek hava akımının içindesiniz; gerçek nem, gerçek böcekler, farklı sıcaklık ve basınç var. Rüzgar tünellerinin steril dünyasının aksine gerçek dünya verisi alıyorsunuz.” dedi.
Sistem, sıcaklık, basınç ve konumu ölçen 5 standart sensör taşıyor; müşteriler kendi ekipmanını ekleyip veriyi gerçek zamanlı alabiliyor. Starfighters günde 3 uçuşa kadar gerçekleştirebiliyor, bu da mühendislere uçuşlar arasında donanım ve yazılım ayarı yapma imkanı veriyor.
Uçak, hava akımına maruz kalan yaklaşık 500 kilogram ekipman taşıyabiliyor. Ölçekli model gerektirebilen geleneksel rüzgar tünellerinin aksine sistem, tam üretim boyutundaki bir bileşeni bire bir ölçekte uçurabiliyor.
Güvenlik kısıtlamaları nedeniyle platform patlayıcı veya radyoaktif malzeme taşıyamıyor; ateşleme sistemleri etkinleştirilebilse de uçak altında yakıt tutuşturulamıyor. Bu yetenek, Ağustos 2025’te GE Aerospace için yapılan 3 süpersonik bağlı taşıma uçuşunda sergilendi. F-104, şirketin ATLAS katı yakıtlı ramjet test aracını taşıdı ve ateşleyiciler uçuş sırasında etkinleştirildi.
Starfighters yeni hizmet için iki uçak belirledi: en yüksek performansı sunan tek koltuklu bir F-104S ve uçuş testi mühendisi taşıyabilen iki koltuklu bir model. Operasyonlar NASA’nın Kennedy Uzay Merkezinden yürütülüyor; uçak kalkıştan itibaren Eastern Range sınırları içinde kalıyor ve bu da savunma müşterilerinin deneysel sistemleri doğrudan menzil telemetrisine bağlamasına imkan tanıyor.
Franta, sistemin özellikle yüksek hız rejiminde değer taşıdığını vurguladı. “Mach 2, çok hızlı gitmenin sorunlarını ve avantajlarını gerçekten görmeye başladığınız noktadır,” dedi.
Kaynak: aerospaceglobalnews



