SON GELİŞMELER
- İtalya, ABD savaş uçaklarına üs izni vermedi; Trump NATO müttefiklerini sert eleştirdi
- ABD, İran üzerinde B-52 bombardıman uçaklarıyla görev başlattı
- İran: ABD-İsrail saldırıları hastane ve ilaç tesislerini vurdu
- İngiltere, İran tehdidine karşı Körfez’e ek asker ve hava savunma sistemi gönderiyor
- İran saldırısında ABD’ye ait erken uyarı uçağı imha edildi: Güvenlik zafiyeti tartışılıyor
- Kuveyt tankeri vuruldu, petrol fiyatları yükseldi
- ABD-İsrail saldırıları Irak’taki milis üslerini hedef aldı
- Lübnan’da BM barış gücü askerleri öldürüldü: Fransa Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı
- Washington Post: İsrail, yapay zekâ destekli sistemle İranlı liderleri hedef alıyor
İtalya, ABD savaş uçaklarına üs izni vermedi; Trump NATO müttefiklerini sert eleştirdi
İtalya’nın, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarında kullanmak üzere Sicilya’daki Naval Air Station Sigonella üssüne iniş talep eden savaş uçaklarına izin vermediği bildirildi. Bu gelişme, Avrupa ülkelerinin İran savaşına doğrudan katılım konusunda artan çekincelerini ortaya koydu.
İtalyan yetkililere göre, ABD uçaklarının uçuş planlarının savaş operasyonlarıyla bağlantılı olduğunun anlaşılması üzerine iniş izni reddedildi. Roma yönetimi, bu tür kararların her vaka için ayrı ayrı değerlendirildiğini belirtirken, ABD ile ilişkilerin güçlü ve iş birliğine dayalı olduğunu vurguladı.
Avrupa’dan ortak tutum: “Bu bizim savaşımız değil”
İtalya’nın tutumu, İspanya’nın savaşta kullanılacak üslerin yanı sıra hava sahasının da kullanımına izin vermeyeceğini açıklamasının hemen ardından geldi. Benzer şekilde Fransa, lojistik destek sağlasa da doğrudan saldırı operasyonlarına katılan uçakların üslerini kullanmasına izin vermiyor.
Avrupalı liderler, çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesinden ve ekonomik etkilerinden endişe duyarken, ortak bir söylemde birleşiyor:“Bu bizim savaşımız değil.”
Trump’tan sert çıkış
ABD Başkanı Donald Trump, NATO müttefiklerinin desteğinin sınırlı kalmasına sert tepki gösterdi. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda Avrupa ülkelerini yeterince katkı sağlamamakla suçladı ve Hürmüz Boğazı’nın açılması için daha fazla sorumluluk almaları gerektiğini söyledi.
Trump ayrıca, bazı ülkelerin ABD’den yakıt ve askeri destek talep ederken sahada yer almaktan kaçındığını savunarak, “Kendi başınıza savaşmayı öğrenmelisiniz” ifadelerini kullandı.
Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, özellikle Birleşik Krallık ve Fransa’yı hedef alarak, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yakıt sıkıntısı yaşayan ülkelerin ABD’den petrol satın alması gerektiğini ifade etti. Ayrıca bu ülkelerin “cesaretlerini toplayıp boğaza giderek kendi petrolünü alması gerektiğini” savundu.
NATO içinde görüş ayrılıkları derinleşiyor
NATO içinde İran savaşı konusunda belirgin görüş ayrılıkları oluşmuş durumda. Avrupa ülkeleri, çatışmanın enerji piyasaları, enflasyon ve ekonomik büyüme üzerindeki etkilerinden endişe duyarken, Washington’un daha fazla askeri katılım çağrılarına mesafeli yaklaşıyor.
Uzmanlara göre, ABD’nin müttefiklerle yeterli istişare yapmadan operasyon başlatması, Avrupa’nın desteğini sınırlayan temel faktörlerden biri oldu. Bu durum, NATO içinde uzun süredir görülmeyen ölçekte bir stratejik uyumsuzluğa işaret ediyor.
Gerilim enerji güvenliğiyle birleşiyor
ABD’nin Avrupa’dan özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için deniz gücü katkısı talep ettiği belirtiliyor. Ancak Fransa, İngiltere ve Hollanda gibi ülkeler, ancak çatışmaların azalması halinde tanker eskortu ve deniz güvenliği operasyonlarına katkı sağlayabileceklerini ifade ediyor.
Bu yaklaşım, Avrupa’nın doğrudan savaşa dahil olmaktan kaçınırken, kriz sonrası istikrarın sağlanmasına katkı sunmayı tercih ettiğini gösteriyor.
Son gelişmeler, ABD ile Avrupa müttefikleri arasında İran savaşı konusunda ciddi bir stratejik ayrışma yaşandığını ortaya koyuyor. İtalya’nın üs izni vermemesi ve diğer Avrupa ülkelerinin benzer sınırlamalar getirmesi, NATO içindeki dayanışmanın sınandığı yeni bir döneme işaret ediyor.
Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca mevcut çatışmanın değil, aynı zamanda Batı ittifakının gelecekteki krizlere nasıl yanıt vereceğinin de önemli bir göstergesi olabilir.
ABD, İran üzerinde B-52 bombardıman uçaklarıyla görev başlattı

ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, ABD ordusunun İran üzerinde B-52 Stratofortress bombardıman uçaklarıyla doğrudan görevler gerçekleştirmeye başladığını açıkladı.
Pentagon’daki basın toplantısında konuşan Caine, son 30 gün içinde 11.000’den fazla hedefin vurulduğunu belirterek, hava üstünlüğünün artmasıyla birlikte B-52’lerin kara hedeflerine yönelik operasyonlara dahil edildiğini söyledi. Bu gelişme, ABD’nin operasyonlarını daha geniş ve yoğun bir hava harekâtı aşamasına taşıdığına işaret ediyor.
Hedef: İran’ın askeri üretim zinciri
Caine, ABD’nin operasyonlarının yalnızca sahadaki hedeflerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda İran’ın füze, insansız hava aracı ve deniz platformu üretimini destekleyen lojistik ve tedarik zincirlerini hedef aldığını vurguladı.
Bu yaklaşım, İran’ın uzun vadeli askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan daha kapsamlı bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. The New York Times’a göre, bu saldırılar İran’ın mühimmat üretimini ve yeniden ikmal kabiliyetini ciddi şekilde baskı altına almış durumda.
Riskli platform, yüksek güven
B-52 bombardıman uçakları, yüksek taşıma kapasitesine sahip stratejik platformlar olsa da, modern hava savunma sistemlerine karşı nispeten savunmasız kabul ediliyor. Bu nedenle genellikle düşman hava sahasının dışında görev yapmaları tercih ediliyor.
Ancak ABD’nin bu uçakları doğrudan İran üzerinde kullanmaya başlaması, Washington’un İran’ın hava savunma kapasitesini büyük ölçüde etkisiz hale getirdiğine inandığını gösteriyor. Uzmanlara göre bu karar, sahadaki güç dengesinde önemli bir değişime işaret ediyor.
Operasyon yeni aşamaya geçti
Analistler, B-52’lerin aktif şekilde kullanılmasıyla birlikte ABD operasyonlarının daha yoğun ve stratejik hedef odaklı bir evreye geçtiğini belirtiyor. Bu durum, hem İran’ın askeri altyapısına yönelik baskının artacağına hem de çatışmanın daha geniş bir ölçeğe taşınabileceğine işaret ediyor.
İran: ABD-İsrail saldırıları hastane ve ilaç tesislerini vurdu
İran devlet medyasına göre, ABD ve İsrail’in son günlerde düzenlediği hava saldırıları, Tahran’da bir psikiyatri hastanesi ile kanser ilacı üreten bir tesisi hedef aldı. Yardım kuruluşları ise sağlık altyapısına yönelik saldırıların artmasından endişe duyduklarını açıkladı.
İran devlet televizyonu, ülkenin en büyük kanser ilacı ve anestezik üreticilerinden birine ait tesisin Salı günü vurulduğunu bildirdi. Ayrı bir haberde ise Islamic Republic News Agency, Tahran’da yeni inşa edilen Delaram Sina Psikiyatri Hastanesi’nin saldırı sonucu ciddi hasar gördüğünü aktardı.
Hastanede hasar, hastalar içerideydi
Hastane yönetimi, saldırı sırasında tesiste yaklaşık 30 hastanın bulunduğunu açıkladı. Yetkililer, patlamanın etkisiyle kapı ve pencerelerin parçalandığını, binanın bazı bölümlerinde ciddi yapısal hasar meydana geldiğini belirtti.
Olayın ardından ABD Merkez Komutanlığı ve İsrail ordusundan resmi bir doğrulama ya da yorum yapılmadı.
Sağlık altyapısı ağır darbe alıyor
İran Sağlık Bakanlığı yetkililerine göre, 28 Şubat’tan bu yana devam eden saldırılarda en az 190 sağlık ve tıp merkezi zarar gördü. Bu durum, ülkenin sağlık sisteminin ciddi şekilde baskı altında olduğunu gösteriyor.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) yetkilileri de sahadaki durumun giderek kötüleştiğini belirtti. İran’daki IFRC delegasyon başkanı Maria Martinez, 17 yardım merkezinin vurulduğunu ve yaklaşık 100 ambulansın hasar gördüğünü veya tamamen kullanılamaz hale geldiğini açıkladı.
Martinez, “Bunlar sadece araçlar değil; saldırılar sırasında bu ambulanslar çoğu zaman insanların hayatta kalması için tek şans oluyor” dedi.
İngiltere, İran tehdidine karşı Körfez’e ek asker ve hava savunma sistemi gönderiyor
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İran kaynaklı saldırılara karşı Körfez bölgesindeki müttefikleri desteklemek amacıyla Orta Doğu’ya ek asker ve hava savunma unsurları gönderileceğini açıkladı.
İngiliz haber ajansı PA’ya göre Healey, bölgeye yaptığı ziyaret kapsamında Suudi Arabistan’a Sky Sabre hava savunma füze sisteminin konuşlandırılacağını ve Katar’da görev yapan İngiliz Eurofighter Typhoon savaş uçaklarının görev süresinin uzatılacağını duyurdu.
Çok katmanlı hava savunma güçlendiriliyor
İngiltere ayrıca Bahreyn ve Kuveyt’e ek hava savunma ekipleri ve sistemleri sevk etti. Healey, bu adımın bölgedeki hava sahasını korumaya yönelik daha geniş bir savunma çabasının parçası olduğunu belirtti.
Sky Sabre sistemi; radar, komuta kontrol merkezi ve füze lançerlerinden oluşan entegre bir yapı sunarak hem balistik tehditlere hem de hava hedeflerine karşı etkili bir savunma sağlıyor. İngiltere Savunma Bakanlığı, sistemin Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer müttefiklerin hava savunma ağlarıyla entegre edileceğini açıkladı.
“Körfez ortaklarını koruyacağız” mesajı
Healey, ziyaret ettiği ülkelerde yaptığı açıklamada, “İngiltere’nin en iyi unsurları, Körfez’deki ortaklarımızı korumak için görev yapacak” ifadelerini kullandı. İngiliz askeri unsurlarının bölgeye sevkiyatının bu hafta içinde tamamlanması bekleniyor.
İran saldırısında ABD’ye ait erken uyarı uçağı imha edildi: Güvenlik zafiyeti tartışılıyor

Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üss’ne yönelik İran saldırısında, ABD’ye ait bir Boeing E-3 Sentry erken uyarı ve kontrol uçağının imha edilmesi, bu tür yüksek değerli hava platformlarının nasıl korunamadığına dair ciddi soruları gündeme getirdi.
27 Mart’ta gerçekleşen saldırıda uçağın park halindeyken doğrudan hedef alındığı belirtilirken, olay ABD ve İsrail’in haftalardır süren yoğun hava operasyonlarına rağmen İran’ın hassas ve stratejik hedefleri vurma kapasitesini koruduğunu ortaya koydu.
Kritik bir gözetleme platformu kaybedildi
E-3 Sentry, hava sahasını geniş menzilde izleyebilen, balistik ve seyir füzeleri dahil olmak üzere hava tehditlerini tespit eden ve aynı zamanda savaş alanında komuta-kontrol desteği sağlayan gelişmiş radar sistemleriyle donatılmış bir platform olarak biliniyor.
ABD envanterinde aktif olarak görev yapan sınırlı sayıdaki (yaklaşık 16 adet) bu uçaklardan biri olan E-3’ün kaybı, yalnızca taktik değil stratejik açıdan da önemli bir zayıflama olarak değerlendiriliyor.
Doğrudan isabet: Yüksek hassasiyet dikkat çekti
Saldırı sonrası ortaya çıkan görüntüler, uçağın üst kısmında yer alan ve radar sistemi taşıyan kubbenin doğrudan isabet aldığını gösteriyor. Bu durum, saldırının yüksek hassasiyetle gerçekleştirildiğine ve hedefin önceden detaylı şekilde tespit edildiğine işaret ediyor.
Aynı saldırıda ABD askerlerinin yaralandığı ve bazı havada yakıt ikmal uçaklarının da hasar gördüğü bildirildi.
İstihbarat boyutu: Uydu takibi iddiası
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, Ukrayna istihbaratına dayandırdığı açıklamasında, saldırı öncesinde Rusya’ya ait bir keşif uydusunun 20, 23 ve 25 Mart tarihlerinde üssü görüntülediğini öne sürdü. Bu iddia, saldırının yalnızca taktik değil aynı zamanda çok uluslu istihbarat desteğiyle planlanmış olabileceği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Savunma zafiyeti tartışması
Uzmanlara göre, bu olay birkaç kritik soruyu gündeme getiriyor:
- Yüksek değerli hava platformları neden yeterince korunaklı hangarlarda tutulmadı?
- Üs savunma sistemleri saldırıyı neden engelleyemedi?
- İran, hedefleme verisini nasıl bu kadar hassas şekilde elde etti?
Bu sorular, özellikle ileri üslerde konuşlu stratejik varlıkların korunmasına yönelik mevcut doktrinlerin yeniden gözden geçirilmesine yol açabilir.
E-3 Sentry’nin kaybı, Orta Doğu’daki çatışmanın yeni bir aşamaya geçtiğini ve İran’ın yalnızca savunma değil, aynı zamanda yüksek hassasiyetli saldırı kapasitesine de sahip olduğunu gösteriyor. Bu gelişme, ABD’nin bölgedeki hava üstünlüğü ve erken uyarı kabiliyetleri açısından önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.



