İran ile Amerika Birleşik Devletleri, Cuma günü Umman’ın başkenti Muscat’ta nükleer müzakerelere başladı. Tahran yönetimi görüşmeleri “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirirken, taraflar başkentlerine dönerek istişarelerde bulunmalarının ardından müzakerelere devam etme konusunda mutabakata vardı.
Ancak İranlı bir yetkili, Reuters’e yaptığı açıklamada, doğrudan görüşmelerin henüz resmi olarak başlamadığını, İran’ın taleplerinin Umman aracılığıyla ABD tarafına iletildiğini söyledi. Aynı yetkili, görüşmelerin halen dolaylı ve mekik diplomasisi formatında yürütüldüğünü vurguladı.
İran ve ABD, Tahran’ın nükleer programına ilişkin derin görüş ayrılıklarını aşmak amacıyla Umman’ın arabuluculuğunda yüksek riskli müzakerelere başlarken, gündemin genişletilmesi konusundaki anlaşmazlıkların diplomasiyi sekteye uğratabileceği ve Orta Doğu’da yeni bir çatışma riskini tetikleyebileceği değerlendiriliyor..
Tahran’dan Uranyum Zenginleştirme Vurgusu
İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, ülkenin önde gelen din adamlarından Ahmad Khatami, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdüreceğini belirterek, programın tamamen askıya alınması yönündeki çağrıları “alakasız” olarak nitelendirdi.
Buna karşın, Tahran’dan bilgi alan bir bölge diplomatına göre, İran, ABD’nin uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurma çağrılarını reddetmekle birlikte, zenginleştirmenin seviyesi ve saflığı ile bölgesel bir konsorsiyum modeli gibi başlıkların görüşmeye açık olduğunu iletti. Diplomatik kaynaklar, bu yaklaşımın İran’ın nükleer dosyada sınırlı teknik esneklik göstermeye hazır olduğuna işaret ettiğini belirtiyor.
Mekik Diplomasisi ve Umman’ın Rolü
Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad al-Busaidi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ve Trump yönetiminin Orta Doğu özel temsilcisi Steve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi. Witkoff’a, Trump’ın damadı ve gayri resmi danışmanı Jared Kushner de eşlik etti. Daha önceki İran-ABD temaslarında olduğu gibi, bu turda da mekik diplomasisi yöntemi uygulandı.
Görüşmelerin sona erdiğini doğrulayan Busaidi, şu açıklamayı yaptı:“Bugün Muscat’ta İran ve ABD arasında çok ciddi görüşmeler yapıldı. Hem İran’ın hem de ABD’nin görüşlerini netleştirmek ve olası ilerleme alanlarını belirlemek açısından faydalı oldu. Sonuçların Tahran ve Washington’da dikkatle değerlendirilmesinin ardından, uygun bir zamanda yeniden bir araya gelmeyi hedefliyoruz.”
Kapsam Tartışması: Nükleer Dosya mı, Daha Fazlası mı?
Her iki taraf da Batı ile uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlık konusunda diplomasiyi yeniden canlandırmaya hazır olduğunu ifade ediyor. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un görüşmelerin İran’ın balistik füze programı, bölgesel silahlı gruplara verdiği destek ve insan hakları konularını da kapsamasını istediğini açıkladı.
İranlı diplomatik kaynaklar ise, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ya da bölgesel askeri yetkililerin sürece dahil edilmesinin, Umman’daki dolaylı müzakereleri riske atabileceği uyarısında bulundu. Tahran yönetimi, Muscat’taki temasların yalnızca nükleer meseleyle sınırlı kalmasını talep ediyor.
Bu arada Kremlin, Umman’da yürütülen müzakerelerin sonuç vermesini ve gerginliğin azalmasını umduğunu belirterek taraflara itidal çağrısı yaptı.
Güvenlik Uyarıları ve Artan Askerî Baskı
Gerginliğin yüksek seyretmesi nedeniyle, ABD’nin İran’daki sanal büyükelçiliği Amerikan vatandaşlarına mümkünse ülkeyi derhal terk etmeleri çağrısında bulundu. Açıklamada, güvenlik önlemlerinin artırılması, ulaşımda aksaklıklar ve internet kısıtlamalarına dikkat çekildi.
Tahran yönetimi ise, ABD Donanması’nın İran yakınlarında güç toplamasının ardından, Başkan Donald Trump’ın askeri müdahale tehdidini hayata geçirebileceğinden endişe duyuyor. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, Trump’ın diplomasiye öncelik verdiğini ancak askeri seçeneklerin de masada olduğunu vurguladı.
Trump, anlaşma sağlanamaması halinde “kötü şeyler” yaşanabileceği uyarısında bulunurken, İran da herhangi bir saldırıya sert karşılık vereceğini açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Karşılıklı tehditler, bölge ülkelerini tansiyonu düşürmeye yöneltti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD–İran gerginliğinin Orta Doğu’yu yeni bir çatışmaya sürüklememesi için Ankara’nın yoğun diplomatik çaba yürüttüğünü söyledi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise Körfez ülkelerine yaptığı ziyaret sırasında, İran ile çatışmanın tırmanma ihtimaline yönelik “ciddi endişeler” dile getirildiğini belirtti.
Çin, İran’ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını desteklediğini açıklarken, güç kullanımı ve yaptırım baskısına karşı olduğunu yineledi.
Nükleer Dosya ve Müzakere Stratejisi
İran, füze programı ve savunma kabiliyetlerinin müzakere edilemez olduğunu vurgularken, uranyum zenginleştirme konusunda sınırlı esneklik sinyali veriyor. Tahran, nükleer faaliyetlerinin tamamen barışçıl olduğunu savunurken, ABD ve İsrail geçmişteki silahlanma iddialarını gündemde tutuyor.
Lizbon merkezli siyasi analist Ana Evans’a göre, İran’ın görüşmeleri Umman’a taşıması, yalnızca nükleer dosyaya odaklanan dar ve teknik bir müzakere formatını bilinçli olarak tercih ettiğini gösteriyor. Evans, Tahran’ın çok taraflı ve geniş kapsamlı bir müzakere masasının, kendisi üzerindeki koordineli baskıyı artıracağından endişe ettiğini belirtiyor.
Bu yaklaşımın somut bir ilerleme sağlayıp sağlamayacağı belirsizliğini korurken, mevcut müzakere yapısı Washington ile Tahran’ın hâlâ anlaşmanın kapsamı ve hedefleri konusunda ne kadar uzak olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynak: Reuters



