Ana Sayfa Deniz Avrupa Parlamentosu, Karadeniz’de AB deniz harekâtı çağrısında bulundu

Avrupa Parlamentosu, Karadeniz’de AB deniz harekâtı çağrısında bulundu

0
3

Avrupa Parlamentosu, Karadeniz’de bir AB deniz harekâtı başlatılmasının değerlendirilmesini istedi. Kararda bölgesel deniz güvenliği için Türkiye ile daha yakın iş birliğine de vurgu yapıldı. Ancak Karadeniz’e kıyısı olmayan AB ülkelerinin savaş gemilerinin bölgeye geçişi, Boğazlardaki trafiği düzenleyen 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi’ne tabi. Bu durum, olası bir harekâtta Ankara’yı belirleyici aktör konumuna getiriyor.

Avrupa Parlamentosu (AP), Bulgaristan ve Romanya kıyıları açıklarında sivil ticaret gemilerine yönelik ölümcül saldırılar ve Romanya hava sahasının tekrarlanan ihlalleri üzerine, Avrupa Birliği’nden (AB) Karadeniz’de bir deniz harekâtı düzenlemeyi değerlendirmesini istedi.

Strazburg’daki genel kurulda 22 Ekim Perşembe günü kabul edilen karar, 432 kabul, 52 ret ve 88 çekimser oy aldı. AP üyeleri, Rusya’nın sivil gemilere yönelik saldırılarını kınadı ve Batı Karadeniz’de artan güvenlik tehditlerine karşı uyardı.

Türkiye vurgusu

Kararda, ortak deniz güvenliği sorunlarına karşı Bulgaristan, Romanya ve Türkiye arasında daha yakın iş birliğinin önemi vurgulandı. Bu vurgu, AB deniz harekâtı önerisinin ve NATO’ya yönelik Karadeniz girişimi çağrısının yer aldığı bölümde yapıldı. Kararda Montrö Sözleşmesi’ne ya da Boğazlardan geçiş rejimine ise değinilmedi.

AP üyeleri, NATO’nun doğu kanadını, Karadeniz bölgesini ve Tuna Deltası’nı korumak için seyir serbestisi ve deniz güvenliğinin hayati önem taşıdığını belirtti. Üyeler, AB ve üye devletleri Karadeniz’de bir deniz harekâtı düzenlemeyi değerlendirmeye çağırdı. NATO’dan da daha önce gündeme gelen “Karadeniz Nöbetçisi” (Black Sea Sentry) çerçevesinden yola çıkarak özel bir Karadeniz girişimini değerlendirmesi istendi.

Kararda olası harekâtın büyüklüğü, bileşimi, görevi ve konuşlanma takvimi belirtilmedi. Böyle bir misyonun NATO ile nasıl koordine edileceği ve nasıl finanse edileceği de açıklanmadı.

Saldırılar AB sularına taştı

Karara göre Rusya’nın Karadeniz’deki ticari gemilere saldırıları 2026 ortasından bu yana keskin biçimde arttı. Saldırılar Ukrayna sularından, hem AB hem NATO üyesi olan Bulgaristan ve Romanya’nın münhasır ekonomik bölgelerine ve karasularına yayıldı. Saldırılarda 20’den fazla sivil mürettebat öldü ya da kayboldu. Kararı öneren Renew Europe grubuna göre bu ay Romanya ve Bulgaristan sularında üç ticaret gemisi batırıldı, diğerlerinde yangın çıktı.

Romanya’ya ait F-16’lar 17 Ekim akşamı, ülkenin Karadeniz’deki karasuları üzerinde iki insansız hava aracını (İHA) düşürdü.

AP, AB ülkelerini NATO ile iş birliği içinde Bulgaristan ve Romanya’ya destek olmaya çağırdı. Bu destek, deniz taşımacılığını tehdit eden düşman İHA’ların erken tespiti ve izlenmesine yönelik.

AP üyeleri ayrıca AB’den Karadeniz Deniz Güvenliği Merkezi girişiminin uygulanmasını hızlandırmasını istedi. Girişim; deniz güvenliğini güçlendirmeyi, kritik deniz altyapısını ve deniz ortamını korumayı amaçlıyor. Renew Europe, merkezlerin Köstence ve Varna’da faaliyete geçirilmesini ve Karadeniz üzerinde bir “Avrupa Gökyüzü Kalkanı” kurulmasını talep ediyor.

Kararda, AB’nin Avrupa için Güvenlik Eylemi (SAFE) aracı kapsamında kullanılmamış fonlarının Bulgaristan ve Romanya’ya yönlendirilmesi de istendi.

Bulgaristan’a eleştiri

AP üyeleri, Bulgaristan hükümetinin Rusya tehdidine karşı belirsiz tutumundan ve zayıf diplomatik tepkisinden duydukları endişeyi dile getirdi. Parlamento, Bulgaristan’ın NATO’nun İHA savunma girişimine katılımını geciktirmesinden duyduğu üzüntüyü belirtti ve hükümetten katılımını 30 Ekim’e kadar resmen teyit etmesini istedi.

AP üyeleri, bölgedeki deniz altı telekomünikasyon kablolarının, elektrik iletim hatlarının ve veri kablosu projelerinin daha güçlü korunmasını da talep etti. Önerilen önlemler arasında deniz gözetiminin güçlendirilmesi, bölgesel iş birliği ve hızlı müdahale mekanizmaları yer alıyor.

AP üyeleri ayrıca AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesinin, Karadeniz bölgesi dahil geniş bir yelpazedeki güvenlik ve savunma ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğini vurguladı.

Karadeniz’in anahtarı Montrö’de

AP kararı siyasi açıdan güçlü bir mesaj veriyor. Ancak bağlayıcı değil ve önerilen harekâtın en kritik sorusunu yanıtsız bırakıyor. Bu gemiler Karadeniz’e nasıl girecek?

Karadeniz’e kıyısı olan AB üyeleri yalnızca Bulgaristan ve Romanya. Fransa, İtalya ya da Almanya gibi büyük donanmaların bölgeye girmesi için İstanbul ve Çanakkale boğazlarını geçmesi gerekiyor. Bu geçiş, Montrö Sözleşmesi’nin katı kurallarına tabi. Kıyıdaş olmayan devletler önceden Türkiye’ye diplomatik bildirimde bulunmak zorunda. Bu devletlerin Karadeniz’deki savaş gemilerinin toplam tonajı barış zamanında 30 bin tonla sınırlı. Bu sınır belirli koşullarda en fazla 45 bin tona çıkabiliyor. Gemiler Karadeniz’de en fazla 21 gün kalabiliyor. Bu kurallar, kalıcı ve büyük ölçekli bir AB deniz varlığını pratikte zorlaştırıyor. Kısa süreli ve dönüşümlü konuşlanmalar bile Ankara ile yakın koordinasyon gerektiriyor.

Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Şubat 2022’de sözleşmenin 19. maddesini işleterek Boğazları savaşan tarafların savaş gemilerine kapatmıştı. Ankara o dönemde kıyıdaş olan ve olmayan tüm ülkelere Boğazlardan savaş gemisi geçirmeme çağrısı da yapmıştı. Hukuken bir AB harekâtı “savaşan taraf” sayılmadığı için 19. madde kapsamına girmiyor. Ancak Ankara’nın bölgede gerilimi tırmandırmama ve Karadeniz’in güvenliğini kıyıdaş devletlere bırakma çizgisi, AB’nin bu planı için siyasi bir eşik oluşturuyor.

Bu nedenle kararın Türkiye vurgusu tesadüf değil. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın Ocak 2024’te kurduğu Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu (MCM Black Sea), kıyıdaş ülkeler arasında işleyen bir model sunuyor. Montrö’yü zorlamayan, kıyıdaş donanmalara dayalı ve dışarıdan AB fonu ile teknolojik destek alan bir yapı, Ankara açısından tam ölçekli bir AB harekâtından çok daha kabul edilebilir görünüyor.

Kısacası Brüksel’in Karadeniz’deki hedefine ulaşmasının yolu Ankara’dan geçiyor. AB üyesi olmayan Türkiye, Montrö’nün sağladığı statüyle, bu tartışmada masanın en önemli aktörlerinden biri olmaya devam edecek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz