World Defense Show (WDS) 2026, Riyad semalarında yankılanan savaş jeti sesleri eşliğinde kapılarını açtı. Fuar alanında en fazla dikkat çeken detaylardan biri, sergilenen ileri teknoloji platformların üzerinde yer alan Suudi Arabistan bayrakları oldu. Özellikle F-35, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı KAAN ve otonom deniz platformları gibi sistemlerin kuyruklarında görülen bu semboller, sıradan bir görsel tercihin çok ötesinde anlamlar taşıyor.

Bu durum, üretici firmalar ile Suudi makamlar arasında ileri aşamada ihracat, ortak üretim veya yerelleştirme görüşmeleri yürütüldüğüne işaret ediyor. İhracatı en hassas platformlardan biri olan F-35’in Suudi renkleriyle sunulması, yalnızca ticari değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesaj olarak da okunuyor.

Fuarda geleneksel alıcı–satıcı ilişkilerinin yerini; teknolojik bağımsızlık, yerelleşme ve çok uluslu ortaklık arayışları alıyor. WDS 2026’da bu dönüşümün en net sinyallerinin verildiği kritik başlıklara sahne oldu.

1. Balonlar ve Elektronik Harp: Intra’nın “Havada Kalıcı” Hamlesi

Suudi Arabistan’ın yerel savunma sanayii aktörlerinden Intra, fuarda mobil bir elektronik harp (EH) paketi tanıttı. Sistemin en dikkat çekici yönü, yalnızca insansız hava araçlarına değil, “aerostat” olarak adlandırılan balon platformlarına da entegre edilebilmesi.

Elektronik harp kabiliyetlerinin balon platformları üzerinden icra edilmesi, sürekli gözetleme ve alan koruması (persistence) açısından önemli bir kırılma noktası sunuyor. Sabit kanatlı platformlara kıyasla düşük işletme maliyetine sahip bu sistemler, uzun süreli görev icrası sayesinde kesintisiz bir elektronik kalkan oluşturabiliyor.

Intra yetkilileri, söz konusu platformların hâlihazırda Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri ile test edildiğini ve fuar sonrasında saha denemelerinin hızlanacağını belirtiyor.

2. Yerli Üretim Hedefi: “Shala” Mini Mühimmatı

Yerelleşme vizyonunun somut örneklerinden biri de Intra’nın duyurduğu “Shala” mini mühimmat projesi oldu. Şirket, bu mühimmatın tasarımından üretimine kadar tüm süreçlerin Suudi Arabistan sınırları içinde gerçekleştirilmesini hedefliyor.

Bu yaklaşım, Krallığın savunma tedarik zincirinde kritik bileşenlerde dışa bağımlılığı azaltma stratejisinin açık bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Shala projesi, yalnızca bir mühimmat geliştirme girişimi değil; aynı zamanda bölgesel savunma sanayii ekosisteminin olgunlaşmasına yönelik uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriliyor.

3. F-15 Modernizasyonu Tartışması: Sadakat mi, Alternatifler mi?

Havacılık devi Boeing, Suudi Arabistan envanterinde bulunan F-15 CD ve F-15 SAS savaş uçaklarının F-15EX seviyesine yükseltilmesi için yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Ancak modernizasyon teklifinin yaklaşık dört yıldır karara bağlanmamış olması, Riyad’ın stratejik yönelimlerine dair önemli ipuçları veriyor.

Sektör kulislerinde, Suudi Arabistan’ın Rafale ve Eurofighter Typhoon gibi alternatif platformları ciddi biçimde değerlendirdiği konuşuluyor. Bu süreç, tek bir tedarikçiye bağımlılığı azaltma ve savunma diplomasisinde manevra alanını genişletme çabasının bir yansıması olarak okunuyor.

4. KAAN Detayı: Kuyruktaki Bayrak Ne Anlama Geliyor?

Fuarın en yoğun ilgi gören alanlarından biri, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin standı oldu. KAAN savaş uçağı ve ANKA-3 insansız savaş uçağı, TUSAŞ’ın gelecek vizyonunu yansıtan başlıca platformlar arasında yer aldı.

TUSAŞ Genel Müdürü, KAAN programına ilişkin motor tedarik sürecinde herhangi bir gecikme beklenmediğini; General Electric’ten teslim alınan motorların 10 prototip için yeterli olduğunu açıkladı.

Ancak sunumun en dikkat çekici detayı, KAAN modelinin kuyruk bölümünde yer alan Suudi Arabistan bayrağı oldu. Resmî olarak doğrulanmamış olsa da bu görsel tercih, KAAN’ın ilerleyen dönemde çok uluslu üretim veya stratejik ortaklık modeline evrilebileceğine dair spekülasyonları güçlendirdi.

5.Türk-Suudi Ortaklığı: Denizde İnsansız Devrim ve Yeni Tersaneler

Fuarın ilk gününde Türk savunma sanayii açısından en somut gelişmelerden biri, Ares Shipyard ile Suudi Satal Aarab ortaklığında kurulan Ares Naval girişimi oldu. Ortaklık kapsamında Suudi Arabistan’da iki yeni tersane inşa edilmesi planlanıyor.

Bu hamle, Türkiye’nin denizcilik ve insansız sistemler alanındaki birikiminin Suudi Arabistan’a kalıcı üretim altyapısı olarak taşınması anlamına geliyor. Proje, yalnızca bir satış değil; doğrudan üretim, teknoloji transferi ve operasyonel kapasite inşası olarak öne çıkıyor.

World Defense Show 2026’nın açılış günü, büyük imzalar yerine stratejik niyetlerin ve yerelleşme vizyonunun sergilendiği bir güç gösterisi oldu. Ticaret günleriyle birlikte milyarlarca dolarlık teknoloji transferi ve ortak üretim anlaşmalarının açıklanması bekleniyor.

Küresel savunma devlerinin en prestijli platformlarını Suudi bayrağı altında yarıştırması, önümüzdeki on yılda jeopolitik dengeleri nasıl değiştirecek? Bu sorunun yanıtı, Riyad’da atılan temellerde gizli.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here