ABD Hava Kuvvetleri, savaş uçağı motorlarının üretiminde yaşanan kalite sorunları, üretim gecikmeleri ve kritik bileşenlerdeki tedarik riskleri nedeniyle yeni bir motor tedarik modeli geliştirmek amacıyla sanayiye Bilgi Talebi (Request for Information-RFI) yayımladı.

28 Ağustos’a kadar sektörün görüşlerini toplamayı amaçlayan RFI belgesinde, mevcut sanayi altyapısının üretim gecikmeleri, kalite kontrol eksiklikleri ve azalan üretim kaynakları ile malzeme kıtlığı gibi “önemli zorluklarla” karşı karşıya olduğu belirtildi.

Belgede, ABD Hava Kuvvetleri’nin sektörün üretim kapasitesini artırmasını, üretim süreçlerinde yenilik geliştirmesini ve tedarik zincirinin dayanıklılığını güçlendirmesini hedefleyen rekabetçi bir yapı oluşturacağı ifade edildi.

Girişim, ABD Hava Kuvvetleri’nin son yıllarda çeşitli platformlarda yaşadığı motor kaynaklı sorunların ardından geldi.

F-35 savaş uçağı programında motor kaynaklı sorunlar teslimatları ve modernizasyon faaliyetlerini geciktirirken, ABD Hükümet Sorumluluk Ofisi’nin (GAO) geçen yıl yayımladığı raporda motor yüklenicisinin yaklaşık 20 yıllık üretimin ardından dahi sözleşme şartnamelerine tam uyumlu motorlar teslim edemediği belirtildi.

Benzer şekilde GAO’ya göre B-52 Stratofortress bombardıman uçağının modernizasyon programı da motor kaynaklı sorunlardan etkilendi. Bu durum program maliyetini yaklaşık 3 milyar dolar artırırken, ilk operasyonel kabiliyete (IOC) ulaşılmasını yaklaşık 15 ay geciktirdi.

Bu kapsamda ABD Hava Kuvvetleri, F-15EX Eagle II ve F-16 savaş uçaklarını kapsayan çok yıllı bir motor tedarik programı başlatmayı planlıyor. Program kapsamında 2034 yılına kadar yılda 180’in üzerinde motorun tedarik edilmesi hedefleniyor.

RFI belgesine göre yeni yaklaşım, geleneksel tedarik modelinden endüstri öncülüğünde teknolojik gelişimi ve üretim kapasitesi artışını teşvik eden bir yapıya geçişi öngörüyor. Programın temel hedefleri arasında daha yüksek performanslı, daha güvenilir ve toplam yaşam döngüsü maliyeti daha düşük motorların geliştirilmesi bulunuyor.

ABD Hava Kuvvetleri, değerlendirmelerde yalnızca ilk satın alma maliyetini değil, motorların tüm hizmet ömrü boyunca oluşturacağı toplam yaşam döngüsü maliyetini esas alacağını vurguladı.

Yeni model kapsamında yükleniciler, yalnızca motor üretiminden değil aynı zamanda dayanıklı ve sürdürülebilir bir tedarik zinciri oluşturmaktan da sorumlu olacak.

RFI’da, bakım kolaylığını önceleyen ve ilk günden itibaren güçlü bir tedarik altyapısı kuran bir strateji uygulanacağı belirtilerek bunun filo seviyesindeki bakım yükünü azaltacağı, arıza sürelerini düşüreceği ve uçuş hazırlık oranlarını artıracağı ifade edildi.

ABD Hava Kuvvetleri ayrıca seçilecek üreticinin talep artışına paralel olarak üretim kapasitesini ölçeklendirebilmesini ve ABD Hava Kuvvetleri ile Yabancı Askeri Satışlar (FMS) kapsamındaki F-15EX ve F-16 programlarına kesintisiz motor tedariki sağlayabilmesini şart koşuyor.

RFI’ya yanıt verecek şirketlerden motor geliştirme ve seri üretim takviminin yanı sıra tesis genişletme, kalıp modernizasyonu ve ileri üretim otomasyonu gibi yatırımların hangi üretim hacminde ekonomik hale geleceğini ve bu yatırımların uzun vadeli birim maliyetleri nasıl düşüreceğini açıklamaları isteniyor.

Belgede ayrıca küresel hammadde tedarik risklerine özel önem veriliyor. Çin’in nadir toprak elementleri ihracatına yönelik kısıtlamaları ve kritik mineraller üzerindeki küresel rekabet dikkate alınarak şirketlerden özel titanyum ve nikel alaşımları gibi stratejik hammaddeler ile gelişmiş döküm ve dövme kapasitesi gibi üretim darboğazlarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşmaları talep ediliyor.

ABD Hava Kuvvetleri son yıllarda hem F-35 hem de B-52 programlarında motor üretimi ve sürdürülebilirliğine ilişkin sorunlarla karşı karşıya kaldı. Yeni RFI süreci, yalnızca yeni motor tedarikini değil, aynı zamanda ABD savunma sanayii tedarik zincirinin uzun vadeli üretim kapasitesini ve dayanıklılığını artırmayı amaçlayan daha kapsamlı bir dönüşümün ilk adımı olarak değerlendiriliyor.

Program, ABD Hava Kuvvetleri’nin savaş uçağı motorlarında üretilebilirlik, yaşam döngüsü maliyeti ve tedarik zinciri dayanıklılığını temel öncelikler arasına aldığını gösteriyor. Girişim, F-15EX ve F-16 filolarının uzun vadeli sürdürülebilirliğinin yanı sıra ABD savunma sanayiinin üretim kapasitesini artırmaya yönelik politika değişikliğinin de önemli bir parçasını oluşturuyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz