Mayıs ayının ilk yarısında Hint-Pasifik bölgesinde yaşanan askeri ve diplomatik gelişmeler, ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin yeni bir aşamaya geçtiğine işaret etti. Bölgede düzenlenen ortak tatbikatlar, Tayvan’ın milyarlarca dolarlık silah fonu kararı, Japonya’nın savunma işbirliği hamleleri ve ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki görüşme hazırlıkları, Hint-Pasifik güvenlik mimarisine yönelik küresel ilgiyi artırdı.

ABD ve Japonya, Filipinler’de düzenlenen Balikatan tatbikatları kapsamında ilk kez Typhon füze sistemi üzerinden Tomahawk seyir füzesi ve gemi batırma kabiliyetine sahip Type 88 füzeleri ateşledi. Tatbikat, Washington ve müttefiklerinin bölgedeki caydırıcılık kapasitesini artırma çabasının bir parçası olarak değerlendirilirken, Pekin yönetimi gelişmeyi provokatif bir adım olarak gördü.

Bölgedeki savunma diplomasisi de hız kazandı. Japonya, silah ihracatı kısıtlamalarını gevşetmesinin ardından Endonezya ile yeni bir savunma işbirliği anlaşması imzaladı. Aynı dönemde Tayvan parlamentosu, silah tedariki için 25 milyar dolarlık özel fonu onayladı. Karar, Washington’da bazı çevrelerin Beyaz Saray’a Tayvan’a yönelik savunma satışlarını hızlandırma çağrısı yaptığı bir dönemde geldi.

Trump’ın Xi ile gerçekleştirmesi beklenen görüşme de dikkatle takip ediliyor. Görüşmelerde yapay zeka, nükleer silahlar, ekonomik istikrar, ticaret ve tarım gibi başlıkların ele alınması bekleniyor. Analistler, özellikle Tayvan konusunda kullanılacak diplomatik dilin piyasalar ve güvenlik çevreleri tarafından yakından inceleneceğini belirtiyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise Japonya’nın yeniden silahlanma sürecine tepki göstererek bu gelişmeleri “barış ve düzene saldıran gri bir gergedan” olarak tanımladı. Pekin yönetimi, bölgedeki artan askeri faaliyetlerden duyduğu rahatsızlığı son haftalarda daha açık şekilde dile getiriyor.

Uzmanlara göre Trump yönetiminin askeri ve diplomatik odağını geçici olarak Batı Yarımküre ve Orta Doğu’ya kaydırması, Hint-Pasifik’teki güç dengelerinde yeni boşluklar oluşturabilir. Ancak Washington’ın Çin’i uzun vadeli stratejik rakip olarak görmeye devam ettiği değerlendiriliyor.

Nükleer Tehdit Girişimi Başkanı ve eski ABD Ordusu Sekreteri Christine Wormuth, ABD-Çin ilişkisini “dünyadaki en önemli ilişki” olarak nitelendirdi. Wormuth, “Bu ilişkinin iyi mi yoksa kötü mü gittiği Amerikalılar için çok önemli” dedi.

Wormuth ayrıca Trump ve Xi görüşmesinde Tayvan konusunda kullanılacak ifadelerin kritik olacağını belirterek, “İki liderin Tayvan hakkında ne söyleyeceği ya da ne söylemeyeceği yakından izlenecek” ifadelerini kullandı.

Trump’a Çin ziyaretinde Amerikan savunma ve teknoloji sektöründen üst düzey yöneticilerin de eşlik etmesi bekleniyor. Bildirilen isimler arasında NVIDIA CEO’su Jensen Huang, Boeing CEO’su Kelly Ortberg ve GE Aerospace CEO’su Larry Culp yer aldı.

Eski Pentagon yetkilisi Grant Rumley ise Trump yönetiminin Pekin ile ekonomik gerilimi kontrollü şekilde yönetmeye çalıştığını söyledi. Rumley, “Trump’ın Çin ile bir tür ekonomik uzlaşma aradığı açıkça görülüyor” dedi.

Rumley’e göre Çin’in kritik minerallere yönelik ihracat kısıtlamaları, ABD-Çin rekabetinin doğasını değiştirdi. “Kritik mineraller yasağı, ABD-Çin rekabetini bir boks maçından maratona dönüştürdü” değerlendirmesinde bulundu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here