ABD hükümeti 24 Haziran’da Lockheed Martin’e, Terminal Yüksek İrtifa Bölgesel Savunması (THAAD) önleme füzelerinin üretimini 4 katına çıkarmak üzere 35 milyar dolara varan 7 yıllık bir sözleşme verdi. Anlaşma, 29 Ocak’ta imzalanan çerçeve mutabakatını yürürlüğe koydu.
Sözleşme, nihai şartlar ve fiyat üzerinde uzlaşı sağlanmadan çalışmalara başlanmasına olanak tanıyan “tanımlanmamış sözleşme işlemi” biçiminde düzenlendi. Bu nedenle 35 milyar dolar, kesinleşmiş bir bedel değil, bir üst sınır niteliği taşıyor. Lockheed Martin, düzenlemenin Kongrenin bütçe tahsisatına bağlı olarak değiştirilebileceğini, azaltılabileceğini veya tam finanse edilemeyebileceğini belirtti.
Yeni tedarik modelinin ilk örneklerinden biri
Lockheed Martin, sözleşmeyi Savaş Bakanlığının Tedarik Dönüşüm Stratejisi kapsamında çerçeve anlaşmasından uygulamaya geçişin ilk tam ölçekli örneklerinden biri olarak tanımladı. Model, üreticilere ve tedarikçilere uzun vadeli talep sinyali vererek kesin siparişler gelmeden kapasite yatırımı yapmalarını sağlamayı amaçlıyor.
Lockheed Martin Füze ve Ateş Kontrol Başkanı Tim Cahill, sözleşmeyi “çok yıllı tedarike yönelik dönüştürücü bir geçiş” olarak nitelendirdi.
Şirket, girişim kapsamında çerçeve anlaşması duyuran ilk yüklenici oldu. Ocak’tan bu yana Savaş Bakanlığı, PAC-3 MSE önleme füzesi ve Hassas Vurş Füzesi’ni (PrSM) kapsayan benzer anlaşmalar imzaladı. Nisan’da ABD Kara Kuvvetleri, PAC-3 MSE üretiminin hızlandırılması için Lockheed Martin’e ayrı bir 4.76 milyar dolarlık sözlşeme verdi; finansmanın büyük kısmı yabancı askeri satış hesaplarından karşılandı.
THAAD ihalesi, 2030’a kadar planlanan 9 milyar doları aşkın şirket yatırımına dayanıyor. Lockheed Martin, bu yatırımların 20’den fazla yeni veya modernize tesisin kurulmasını sağladığını bildirdi. Şirket kısa süre önce Alabama’nın Troy kentinde bir Mühimmat Üretim Merkezi’nin temelini attı, yine Alabama’nın Courtland kentinde Yeni Nesil Önleyici tesisini açtı ve Arkansas’ın Camden kentinde bir Mühimmat Hızlandırma Merkezi kurdu.
Epic Fury Operasyonu’nun şekillendirdiği talep
THAAD, hedefleri hem atmosfer içinde hem de dışında vurabilen tek ABD sistemidir. Lockheed Martin, önleyicilerinin 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail hava harekâtı Epic Fury Operasyonu sırasında kullanıldığını açıkladı. İran’a yönelik harekât, ABD’nin önleyici stokları üzerinde süregelen bir baskı oluşturdu.
Talep, sahadaki THAAD birimlerini de zorladı. Güney Kore haber ajansı Yonhap’ın 21 Haziran’daki haberine göre, ülkenin Seongju kentindeki ABD bataryasına ait 6 fırlatıcının tamamı, Mart’ta Osan Hava Üssü’ne nakledilmesinin ardından üsse döndü. Hamle, ABD ordusunun THAAD önleyicilerini Orta Doğu’ya gönderebileceği yönündeki spekülasyonları artırsa da, Kore’deki ABD Kuvvetleri sistemin Güney Kore’de kaldığını bildirdi. Komutan Orgeneral Xavier Brunson da Nisan’daki bir Senato oturumunda aynı tutumu yineledi.
Baskı, Patriot stoklarına da yansıdı. Royal United Services Institute’un tahminine göre ABD ve Körfez ülkeleri, harekâtın ilk 16 gününde 1.800’den fazla Patriot füzesi ateşledi. Ortaya çıkan yük, aralarında Litvanya’nın da bulunduğu Baltık ve İskandinav alıcılara, sözleşmeye bağlı silah teslimatlarında olası gecikmeler konusunda uyarı yapılmasına yol açtı.



