ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye’ye F-35 hayalet avcı uçağı satışını yeniden gündeme getiren açıklaması, Kongre’nin 2019’da yasalaştırdığı ve başkanlık muafiyeti tanımayan bir hükümle karşı karşıya. Trump, 7 Temmuz’daki NATO Ankara zirvesinde S-400 nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını duyurdu; ancak avcı uçağının sevkiyatı, ayrı ve daha katı bir yasal engele bağlı.

İki dosyayı birbirinden ayırmak, sürecin nasıl işleyeceğini anlamanın anahtarı. Başkan, CAATSA yaptırımlarını büyük ölçüde kendi yetkisiyle kaldırabilir; F-35 transferi ise doğrudan yürütmenin takdirinde değil.

Engelin kaynağı, 2020 mali yılı Ulusal Savunma Yetki Yasası’nın (NDAA) 1245. maddesi. Madde, Türkiye S-400 sistemini —bağlantılı teçhizat, malzeme veya personeli dahil “artık elinde bulundurmadığı” doğrulanana kadar herhangi bir F-35’in Ankara’ya transferini yasaklıyor.

Yasa, sevkiyattan en az 90 gün önce Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Kongre’ye yazılı ve şahsi tasdik sunmasını şart koşuyor. Kongre bu hükme başkanlık muafiyeti, ulusal güvenlik istisnası veya yorum takdiri eklemedi.

Sürecin kilit noktası oylama değil, iki imza. Rubio ve Hegseth, Türkiye’nin sahip olduğu bir silah sistemine artık sahip olmadığını gerçeklere dayanarak tasdik etmedikçe, satış ABD yasalarına aykırı kalıyor.

Ankara bu engeli aşmak için S-400’leri devretme seçeneğini işletiyor. Haberlere göre Türkiye, sistemleri Katar veya Birleşik Arap Emirlikleri gibi bir Körfez ülkesine satmak için Rusya’nın rızasını arıyor. Kremlin görüşmeleri doğruladı; ancak Moskova, transferin kendisine erişim, nüfuz ya da tazminat sağlaması koşulunu öne sürüyor ve henüz anlaşma yok.

Uzmanlar, devrin bile 1245. maddeyi tam karşılamayabileceği uyarısında bulunuyor; zira madde yalnızca fiziki teslimi değil, sistemle kurulan teması ve elde edilen kayıtları da kapsıyor. Ayrıca olası satışa İsrail ve Yunanistan açıkça karşı çıkıyor.

Kongre’de muhalefet mevcut ancak dağınık. Temsilci Dina Titus (D-NV), 17 Demokrat meclis üyesiyle birlikte, satışı durdurmak için ortak ret kararı tasarısı sunulmasını istedi. Böyle bir tasarı yasa niteliği taşıdığından Trump tarafından veto edilebilir; vetonun aşılması için her iki mecliste de üçte iki çoğunluk gerekir ve bu çoğunluk bulunmuyor.

Yürütme, yasal engelleri aşma konusundaki isteğini bir kez daha gösterdi. Beyaz Saray, 24 Haziran’da Türkiye’nin yerli KAAN avcı uçağı için 700 milyon doları aşan yaklaşık 80 adet General Electric F110 motorunun satışını Kongre’ye bildirdi; süreç engelle karşılaşmadı.

F-35 tarafında ise ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pentagon’un satışın yöntemini incelediğini belirtti. Vance, Hegseth ve ekibinin “Amerikan yasalarına uymak için belirli hususların gerçekleştiğini tasdik etme” gerekliliğini değerlendirdiğini söyledi.

Beklemedeki varlıklar somut. Yaptırımların yürürlüğe girdiği tarihte üretimi tamamlanan altı adet F-35A, Arizona’daki bir depoda tutuluyor ve bedelleri (yaklaşık 1,7 milyar dolar) ödenmiş durumda. Erdoğan, zirvede depodaki partiden beş uçak için “taahhüt alındığını” açıkladı; Trump ise Ankara’da kararını henüz vermediğini, ancak eğilimin “evet” yönünde olduğunu söyledi.

Trump’ın elindeki manevra alanı sınırlı. Başkan yaptırımları kaldırabilir, siyasi irade ortaya koyabilir ve bakanlarını tasdike yönlendirebilir; ancak imzayı fiilen atacak olan Rubio ile Hegseth’tir ve tasdikin gerçeğe dayanması gerekir. S-400 doğrulanabilir biçimde ülkeden çıkarılıp denetçilerce teyit edilirse, yasa tam da tasarlandığı gibi işleyip Türkiye jetlerini alabilir. Aksi halde satış, ABD hukuku önünde açık kalıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz