Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Farnborough Havacılık Fuarı 2026’da düzenlediği basın toplantısında, Milli Muharip Uçak KAAN’ın seri üretiminde kullanılacak F110 motorlarına yönelik ihracat izninin alındığını, HÜRJET prototiplerinin ise toplam 500 uçuş saatine yaklaştığını açıkladı.

Demiroğlu, fuar kapsamında basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak KAAN, HÜRJET, T-70 ve T-925 programlarındaki son durumu değerlendirdi. Genel müdür, F110 motorlarının ihracat izni sürecinin 9 Temmuz 2026’da ABD Kongresi aşamasından geçtiğini ve ardından gerekli Teknik Yardım Anlaşması’nın (TAA) temin edildiğini belirtti.

KAAN’da motor engeli aşıldı

“Motor için ihracat iznini aldığımızı söyleyebiliriz” diyen Demiroğlu, motorların KAAN’ın üretim takvimine uygun teslimi için GE Aerospace ile birlikte çalışacaklarını ifade etti. Genel müdür, prototip ve uçuş testlerinde kullanılacak 10 adet F110 motorunun hâlihazırda Ankara’da bulunduğunu, ilk seri üretim dönemi için 80 ilave motorun tedarikine yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi.

KAAN’ın seri üretimine yaklaşık iki buçuk yıl kaldığını belirten Demiroğlu, motorların zamanında teslim alınması konusunda bir sorun öngörmediklerini kaydetti.

İki KAAN yıl sonuna kadar birlikte uçacak

Uçuş test takvimine ilişkin Demiroğlu, P1 prototipinin ilk uçuş öncesinde tamamlanması gereken yer ve sistem testlerinin sürdüğünü, uçağın önümüzdeki birkaç ay içinde ilk uçuşunu yapabileceğini belirtti. Kesin tarih vermekten kaçınan genel müdür, P2 prototipini de 2026 sonuna kadar uçurmayı hedeflediklerini açıkladı.

“Hedefimiz, yıl sonuna kadar iki KAAN’ı yan yana uçarken görmek” diyen Demiroğlu, KAAN’ın Türk Hava Kuvvetleri’ne ilk teslimatı için belirlenen 2028 hedefinin geçerliliğini koruduğunu teyit etti. Genel müdür, KAAN’ın önümüzdeki 20-30 yıl boyunca Türkiye’nin başlıca savunma programlarından biri olacağını vurguladı ve SAHA 2026’da TUSAŞ ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında geliştirme ve seri üretimi kapsayan bir sözleşme imzalandığını hatırlattı.

İnsanlı-insansız takım çalışması sürüyor

Demiroğlu, şirketin MUM-T konsepti ve Türkçe adıyla Otonom Kol Uçuşu (OKU) kabiliyetlerini geliştirmeye devam ettiğini, bu çalışmalar için KAAN’ın olgunlaşmasını beklemediklerini belirtti. Faaliyetlerin ANKA-3 ve HÜRJET ile birlikte daha küçük insansız hava araçları ve sürü teknolojileri üzerinden yürütüldüğünü ifade etti.

BAE Systems ile 2025’te imzalanan iş birliği anlaşmasına değinen Demiroğlu, görüşülen başlıklardan birinin ANKA-3’ün Eurofighter Typhoon gibi savaş uçaklarıyla birlikte kullanılması olduğunu, ancak konunun henüz resmî bir programa dönüşmediğini söyledi.

T-70 programı yeniden başladı

Genel müdür, ihracat lisansı ve sözleşme sorunlarının çözülmesinin ardından T-70 Genel Maksat Helikopteri Programı’nın yeniden yürütülmeye başlandığını açıkladı. Sikorsky S-70i platformu temel alınarak farklı kamu kurumları için toplam 109 T-70 üretimi öngörülmüştü.

Demiroğlu, 2026 başında Sikorsky ile 39 ilave helikopter için anlaşmaya varıldığını ve ihracat izninin alındığını belirtti. Bugüne kadar 38 T-70’in tamamlandığını, yeni paketle toplam sayının 77’ye ulaşacağını kaydeden genel müdür, TUSAŞ’ın yaklaşık 18 ay içinde platform üretimine yeniden başlamayı planladığını söyledi.

CAATSA yaptırımlarına ilişkin soruya Demiroğlu, programın son kullanıcıları arasındaki Millî Savunma Bakanlığı, Türk Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın doğrudan yaptırımlara tâbi olmadığını belirtti. Türkiye’nin karar vermesi hâlinde kalan 32 helikopterin de üretilerek 109’a ulaşılabileceğini ifade etti.

T-925 ağır sınıf ihtiyacını karşılayacak

Demiroğlu, T-70’in yeniden başlamasının yerli T-925 Ağır Sınıf Genel Maksat Helikopteri’nin önemini azaltmadığını vurguladı. T-70 tedarikinin yakın dönem ihtiyaçlarına yönelik olduğunu, T-925’in ise 2030’ların başından itibaren beklenen geniş kapsamlı platform yenileme ihtiyacını karşılamak üzere geliştirildiğini belirtti.

Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki 200’den fazla helikopterin 2030-2040 döneminde değiştirilebileceğini değerlendiren genel müdür, T-925 için yurt içi ve yurt dışı fırsatlar birlikte ele alındığında önümüzdeki 10-15 yılda yaklaşık 400-500 adetlik üretim potansiyeli gördüklerini, ihracat ihtiyacının da yaklaşık 200 helikoptere ulaşabileceğini söyledi.

HÜRJET 500 uçuş saatine yaklaştı

HÜRJET’te uçuş gerçekleştiren iki prototipin toplam yaklaşık 500 uçuş saatine ulaştığını belirten Demiroğlu, 2026’da dört ilave prototipin daha test faaliyetlerine katılacağını, bunlar arasında Hafif Taarruz Uçağı konfigürasyonu prototiplerinin de yer alacağını açıkladı.

Genel müdür, uçağın deniz kuvvetlerine yönelik, tek motorlu konfigürasyonu üzerinde tasarım çalışmalarının sürdüğünü, başlıca potansiyel müşterinin Türk Deniz Kuvvetleri olduğunu, farklı ülkelerin de ilgi gösterdiğini ifade etti. Demiroğlu, Birleşik Krallık’taki fırsatlar dâhil uygun tüm uluslararası programların takip edileceğini, gelecekteki varyantlar için GE Aerospace’in F404 ve F414 gibi alternatif motorlarının incelendiğini kaydetti.

NATO, F-35 ve sivil havacılık

Demiroğlu, NATO’nun gündeminde savunma harcamalarının artırılması, sanayi altyapısının güçlendirilmesi ve müttefik sistemler arasında birlikte çalışabilirliğin öne çıktığını belirterek, Türk savunma sanayii kapasitesinin müttefik ülkelerce daha fazla kullanılmasını beklediklerini, ancak ihracat lisansları ve kısıtlamalar gibi çözülmesi gereken sorunlar bulunduğunu söyledi.

F-35 programına ilişkin Demiroğlu, uçak tedariki kararının hükûmet seviyesinde olduğunu, sanayi katılımının ise ayrı bir konu olduğunu vurguladı. “Bu engeller ortadan kaldırıldığında programa neden geri dönmememiz gerektiğine ilişkin bir neden görmüyoruz” diyen genel müdür, olası bir dönüşün KAAN’ın stratejik önemini değiştirmeyeceğini belirtti. Demiroğlu, TUSAŞ’ın Airbus, Boeing, Leonardo ve Sikorsky’ye yapısal parça tedarikini sürdürdüğünü, sivil havacılık yapısal üretim portföyünü genişletmeyi hedeflediğini ekledi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz