SON GELİŞMELER

  • İsrail’den kritik operasyon: Hürmüz Boğazı sorumlusu komutan öldürüldü
  • Pakistan: ABD ile İran arasında dolaylı görüşmeler sürüyor
  • Bağdat’tan tahliye: TSK personeli Türkiye’ye döndü
  • Körfez ülkeleri Trump’tan İran savaşını bitirmesini istiyor, ancak “henüz değil” (WP)
  • Beyaz Saray: İran, ABD’nin barış planını reddetmedi
  • İran, ABD’nin teklifini reddetti: “Aşırı” buldu
  • IAEA Başkanı: ABD–İran görüşmeleri hafta sonu Pakistan’da yapılabilir
  • 15 maddelik teklif: Washington’dan Tahran’a sert şartlar

Washington Post: Pentagon, Ukrayna’ya gönderilen silahları Orta Doğu’ya kaydırabilir

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ukrayna’ya sağlanan bazı askeri ekipmanların Orta Doğu’ya yönlendirilmesini değerlendiriyor. The Washington Post tarafından yayımlanan özel habere göre bu olası değişiklik, İran’la süren çatışmanın ABD’nin kritik mühimmat stoklarını hızla tüketmesiyle bağlantılı.

Konuya yakın üç kaynağın aktardığına göre, özellikle hava savunma önleme füzeleri gibi yüksek öncelikli sistemlerin sevkiyatında yön değişikliği ihtimali gündemde. Nihai karar henüz alınmış değil.

İran savaşı ABD mühimmat stoklarını zorluyor

Haberde, ABD Merkez Komutanlığı’nın dört haftadan kısa sürede İran’a karşı 9.000’den fazla hedefi vurduğu belirtilirken, bu operasyon temposunun mühimmat tüketimini ciddi ölçüde artırdığı vurgulandı.

Bu durum, Washington’un aynı anda hem Orta Doğu’daki operasyonları sürdürmesi hem de Ukrayna’yı desteklemesi arasında zorlayıcı bir denge kurmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor.

Pentagon Sözcülüğü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:“ABD kuvvetlerinin ve müttefiklerimizin savaşmak ve kazanmak için ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olmasını sağlayacağız.”

NATO programı (PURL) kritik rol oynuyor

Ukrayna’ya silah akışının önemli bir bölümü, NATO kapsamında yürütülen Öncelikli Ukrayna İhtiyaç Listesi (PURL) girişimi üzerinden sağlanıyor.

Bu program sayesinde:

  • Patriot sistemleri için füzelerin yaklaşık %75’i,
  • Diğer hava savunma mühimmatlarının ise neredeyse tamamı Ukrayna’ya ulaştırıldı.

Ancak habere göre, ABD’nin mühimmat önceliklerini değiştirmesi halinde bu akışın sekteye uğrama riski bulunuyor.

Mark Rutte, konuyla ilgili açıklamasında sevkiyatların sürdüğünü belirtse de olası yön değişikliğine dair doğrudan yorum yapmadı.

Avrupa’da endişe artıyor

İki Avrupalı diplomat, İran’a yönelik ABD operasyonlarının ardından Washington’un mühimmat stoklarını hızla tükettiğini ve bunun Avrupa’nın siparişlerini geciktirebileceğini ifade etti.

Bir diplomat durumu şu sözlerle özetledi:“Mühimmat çok hızlı tükeniyor. Bu nedenle ABD’nin ne kadar süre daha tedarik sağlayabileceği belirsiz.”

Avrupalı yetkililere göre, olası bir yön değişikliği özellikle 1-2 ay sonraki teslimatları doğrudan etkileyebilir.

En kritik sistemler: Patriot ve THAAD

En çok talep gören sistemler arasında Patriot ve THAAD Hava Savunma Sistemi yer alıyor. ABD, bu sistemlere ait önleme füzelerinin bir kısmını halihazırda Avrupa ve Asya’dan çekerek Orta Doğu’daki kuvvetlerine yönlendirdi. Bu adım, İran’ın balistik füze ve İHA saldırılarına karşı savunmayı güçlendirmeyi hedefliyor. Ancak aynı sistemler, Rus saldırıları altındaki Ukrayna için de hayati öneme sahip.

Trump: “Mühimmatın yerini değiştiririz”

Donald Trump, sevkiyatların yön değiştirmesi ihtimaline ilişkin doğrudan bir doğrulama yapmadı, ancak şu ifadeyi kullandı: “Bunu her zaman yapıyoruz. Bazen bir yerden alıp başka bir yerde kullanıyoruz.”

Pentagon bütçe ve üretim baskısı altında

Habere göre Pentagon, artan mühimmat ihtiyacını karşılamak için üretimi hızlandırmaya çalışıyor. Ancak ABD savunma sanayisinin kriz dönemlerinde üretimi hızlı artırma kapasitesi sınırlı.

Trump yönetiminin, 200 milyar doların üzerinde ek savunma bütçesi talebini Kongre’ye sunmaya hazırlandığı da aktarıldı.

Ukrayna cephesinde belirsizlik

Volodimir Zelenski, ABD’nin Patriot sevkiyatlarını durdurmadığını belirtse de Washington’un uzun vadeli güvenlik garantileri konusundaki tutumunun belirsizliğini koruduğunu söyledi.

Zelenski’ye göre Orta Doğu’daki gelişmeler, ABD’nin kararlarını doğrudan etkiliyor.


İsrail, ‘güvenlik bölgesini’ genişletmek için Lübnan’a daha fazla asker sevk ediyor

İsrail ordusu, Güney Lübnan’daki “güvenlik bölgesini genişlettiğini” açıkladı.

Açıklamada, 162. Tümen’e bağlı birliklerin, halihazırda bölgede bulunan 91. ve 36. Tümenlerle birlikte Güney Lübnan’daki “kara operasyonlarının genişletilmesine” katıldığı belirtildi.

Ordu yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’nde iki yıl süren çatışmaların ardından ve kuzey kesimindeki görev için hazırlıkların tamamlanmasıyla birlikte, 162. Tümen’e bağlı birlikler güvenlik bölgesini genişletmek amacıyla Lübnan’ın güneyindeki önemli hedeflerde operasyon düzenleyecek” dedi.


Zelenski, “önemli görüşmeler” için Suudi Arabistan’da

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, bölgesel temaslarda bulunmak üzere Suudi Arabistan’a geldiğini ve “önemli görüşmeler” gerçekleştireceğini açıkladı.

Zelenski, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Suudi Arabistan’a geldim. Önemli toplantılar planlandı. Desteği takdir ediyoruz ve güvenliği sağlamak için bizimle çalışmaya hazır olanları destekliyoruz,” ifadelerini kullandı.

Ukrayna, Körfez ile güvenlik iş birliğini genişletiyor

Zelenski’ye ziyarette Rustem Umerov eşlik etti.

Kiev yönetimi, İran saldırılarından etkilenen bölge ülkelerine hava savunma uzmanlığı ve insansız hava aracı (İHA) teknolojisi sunuyor. Bu kapsamda Ukrayna’nın Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a uzman ekipler gönderdiği belirtildi.

Kiev, destek karşılığında “para ve teknoloji” bekliyor

Zelenskyy, sağlanan teknik destek karşılığında Ukrayna’nın Rusya’ya karşı yürüttüğü savaşta daha fazla uluslararası destek hedeflediğini ifade etti.

Ukrayna lideri, son açıklamalarında bu iş birliği karşılığında “finansal kaynak ve teknoloji transferi” beklentisini dile getirmişti.


İsrail’den kritik operasyon: Hürmüz Boğazı sorumlusu komutan öldürüldü

İsrail, Ali Rıza Tangsiri’nin gece düzenlenen bir operasyonla öldürüldüğünü açıkladı. Tangsiri, İran’a bağlı İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapıyordu.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Perşembe günü yaptığı açıklamada, saldırının İsrail ordusu tarafından gerçekleştirildiğini ve Tangsiri’nin diğer üst düzey deniz yetkilileriyle birlikte hedef alındığını söyledi.

Katz, Tangsiri’yi Hürmüz Boğazı’nın “mayınlanması ve kapatılmasından” sorumlu olmakla suçlayarak, operasyonu bu kritik su yolunun açık tutulmasına yönelik bir adım olarak nitelendirdi.

İran’dan henüz doğrulama gelmedi

İsrail tarafı saldırının yer ve detaylarına ilişkin bilgi paylaşmazken, İranlı yetkililer Tangsiri’nin öldürüldüğünü henüz doğrulamadı.

Salı günü Tangsiri’ye ait olduğu öne sürülen bir sosyal medya hesabında, Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilerin İran’dan izin alması gerektiği yönünde bir uyarı yapılmıştı.

Yaptırım geçmişi ve Hürmüz gerilimi

62 yaşındaki Tangsiri, Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditleri nedeniyle 2019 yılında Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı tarafından yaptırım listesine alınmıştı.

ABD yetkilileri o dönemde Tangsiri’yi, uluslararası sularda gemilere yönelik sabotaj faaliyetleri yürüten bir yapının başında olmakla suçlamıştı.


Pakistan: ABD ile İran arasında dolaylı görüşmeler sürüyor

İshak Dar, ABD ile İran arasında dolaylı temasların sürdüğünü ve Pakistan’ın taraflar arasında mesaj ilettiğini açıkladı.

Dar, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Orta Doğu’daki çatışmayı sona erdirmeye yönelik diplomatik sürecin devam ettiğini belirterek, “ABD-İran dolaylı görüşmeleri Pakistan aracılığıyla sürüyor” dedi.

15 maddelik plan Tahran’da değerlendiriliyor

Dar’ın açıklaması, Washington’un hazırladığı 15 maddelik ateşkes planının Tahran’a iletildiği yönündeki haberlerin ardından geldi.

Pakistanlı bakana göre İran, söz konusu planı “değerlendiriyor”. Ancak Tahran yönetimi, bu sürece ilişkin resmi bir doğrulama yapmış değil.

“Spekülasyonlara itibar edilmemeli”

Dar, medyada yer alan haberlerin bir kısmını “gereksiz spekülasyon” olarak nitelendirerek, sürecin perde arkasında diplomatik temasların sürdüğünü vurguladı.

Açıklamasında, “Orta Doğu’daki çatışmayı sona erdirmeye yönelik görüşmeler devam ediyor. ABD, 15 maddelik bir plan sundu ve İran bu planı değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.


Bağdat’tan tahliye: TSK personeli Türkiye’ye döndü

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uluslararası görevler kapsamında geniş bir coğrafyada barış ve istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğü bildirildi.

Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk, NATO tarafından alınan karar doğrultusunda “NATO Irak Misyonu”nun çekilme sürecinin başlatıldığını açıkladı.

Aktürk, çekilme planı kapsamında Irak’ın başkenti Bağdat’ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin Türkiye’ye başarıyla tahliye edildiğini belirtti.

Açıklamada, Türkiye’nin yalnızca kendi personelini değil, aynı zamanda NATO müttefiklerine ait personelin tahliye sürecine de destek verdiği vurgulandı.

Türkiye’den müttefiklere destek

NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında, müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine Türkiye’nin aktif katkı sunduğu ifade edildi.

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uluslararası görevler ve ikili ilişkiler çerçevesinde barış ve istikrarı desteklemeye devam edeceğini kaydetti.


Körfez ülkeleri Trump’tan İran savaşını bitirmesini istiyor, ancak “henüz değil”

ABD’nin Körfez’deki müttefikleri, Donald Trump yönetimine İran’la savaşı sona erdirmesi çağrısında bulunurken, aceleci bir anlaşmanın bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.

Konuya yakın yetkililer ve analistlere göre, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, savaşın diplomatik ya da askeri yollarla “kesin” şekilde sona ermesini isterken, Tahran’ın taviz vermesi için mevcut baskının sürdürülmesini destekliyor.

“Acele ateşkes İran’ı cesaretlendirebilir”

Yaklaşık bir aydır süren ABD-İsrail saldırılarına rağmen İran yönetimi devrilmezken, savaşın Tahran’ın tutumunu daha sert hale getirdiği değerlendiriliyor.

Yetkililere göre Körfez ülkeleri, İran’ın füze, insansız hava aracı ve nükleer programlarında ciddi kısıtlamaları kabul etmemesi halinde askeri baskının artırılmasını destekleyebilir.

Bir Arap yetkili, “İran şu anda kazandığını düşünüyor. Bu aşamada ateşkes, gelecekte daha fazla saldırıyı teşvik edebilir,” değerlendirmesinde bulundu.

Hürmüz Boğazı ve enerji güvenliği endişesi

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini hedef alması ve bölgedeki enerji altyapısına yönelik saldırıları, Körfez’de alarm seviyesini yükseltti.

Yetkililer, İran’a “bedelsiz” bir ateşkes sunulmasının, bu tür hamleleri teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor.

Körfez’de ortak tutum, Umman istisna

Yetkililere göre Katar, Kuveyt ve Bahreyn genel olarak Suudi Arabistan ve BAE’nin çizgisini destekliyor.

Buna karşılık Umman, İran’la savaşa karşı duruşunu sürdürerek diplomatik çözümü savunuyor.

Katar’da “kırılma noktası”: Ras Laffan saldırısı

İran’ın saldırıları Körfez genelinde ciddi ekonomik hasara yol açarken, Ras Laffan tesisine yönelik saldırı özellikle kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.

Katarlı yetkililer, bu saldırının ardından arabuluculuk çabalarının askıya alındığını ve bölgedeki güvenlik algısının köklü biçimde değiştiğini belirtti.

Uzmanlara göre Körfez ülkeleri, İran’ın saldırılarını durduracak ancak kendilerini daha savunmasız bırakmayacak bir denge arayışında.

Andreas Krieg, Körfez ülkelerinin “bir tür caydırıcılık dengesi yeniden kurmak istediğini” belirterek, İran’la uzun vadeli bir birlikte yaşama gerçeğinin stratejik hesapları belirlediğini ifade etti.

Kaynak: Washington Post


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here