Türkiye, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Liderler Zirvesi öncesinde, Fransız-İtalyan ortak yapımı SAMP/T hava ve füze savunma sistemini tedarik etmek için müzakereleri hızlandırdı. Süreç, hem geçmişte yaşanan hava savunma açıklarını kapatmayı hem de yerli “Çelik Kubbe” mimarisini Avrupa teknolojisiyle güçlendirmeyi hedefliyor.
İtalya, NATO Daimi Savunma Planı kapsamında bir SAMP/T bataryasını Konya 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’na konuşlandırdı. Milli Savunma Bakanlığı’nın 16 Haziran’da duyurduğu adım, satış görüşmelerinden bağımsız olarak ittifakın Türkiye hava sahasına yönelik tehditleri ciddiye aldığını ortaya koydu.
Bakanlık konuşlandırmayı şu sözlerle teyit etti:“NATO Daimi Savunma Planı kapsamında ittifakın hava savunmasının güçlendirilmesi amacıyla İtalya’ya ait bir adet SAMP/T Hava Savunma Sistemi, 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığında konuşlandırılmıştır.”
Türkiye neden SAMP/T’ye yöneliyor
Ankara’nın hava savunma doktrini, 2019’da Rus yapımı S-400 sisteminin alınmasının ardından ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından çıkarmasıyla yeniden şekillenmişti. S-400’lerin NATO mimarisine entegre edilememesi, Türkiye’yi uzun menzilli ve müttefik sistemleriyle uyumlu bir alternatif arayışına itti.
Bölgesel tehdit ortamı bu arayışı hızlandırdı. 2026’da İran ile yaşanan gerilim ve Türkiye topraklarına yönelen füze tehditlerinin gündeme gelmesi, mevcut hava savunma katmanlarındaki boşlukları görünür kıldı. Ankara, batı menşeli ve tam operasyonel otonomiye sahip bir uzun menzilli sistemi, bu açığı kapatacak öncelikli seçenek olarak değerlendiriyor.
SAMP/T, ABD yapımı Patriot’un başlıca alternatifi olarak görülen, kara konuşlu orta ve uzun menzilli bir hava savunma sistemi. Savaş uçakları, seyir füzeleri, insansız hava araçları ve belirli balistik füze tehditlerine karşı koruma sağlıyor.
Erdoğan-Macron hattında müzakere
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasındaki görüşmelerde, Fransa’nın sistemin Türkiye ile ortak üretimine yönelik geçmişteki muhalefetinin kaldırılması talep ediliyor. Müzakereler yalnızca tedariki değil; teknoloji paylaşımı, ortak üretim ve Türk savunma sanayiinin projeye entegrasyonunu da kapsıyor.
Avrupa tarafında Eurosam ortak girişimiyle birlikte MBDA ve Thales, Türkiye tarafında ise Aselsan ve Roketsan sürecin paydaşları arasında. Ankara, müzakerelerle eşzamanlı olarak Çelik Kubbe projesini önümüzdeki birkaç yıl içinde tam kapasiteyle devreye almayı planlıyor.
İki ülke arasındaki ilişkilerde geçmişte Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki görüş ayrılıkları bariyer oluşturmuştu. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık, Paris’i Türkiye’nin NATO planlamasındaki ve enerji güzergâhlarındaki rolünü yeniden değerlendirmeye yöneltti.
İş birliğinin kökleri 2017’ye uzanıyor. O yıl Türkiye, Fransa ve İtalya hava ve füze savunması alanında bir niyet beyanı imzaladı; 2018’de Eurosam, Aselsan ve Roketsan ile Türk uzun menzilli sisteminin tanımlanması için sözleşme yaptı. Süreç, bölgesel anlaşmazlıklar nedeniyle yıllarca askıya alındıktan sonra 2026’da yeniden somutlaştı.
SAMP/T NG’nin teknik özellikleri
Sistemin yeni nesil versiyonu SAMP/T NG, mobil tekerlekli platformlar üzerine yerleştirilen dikey fırlatıcılar, gelişmiş radar ve Aster 30 ailesi füzeler etrafında kuruluyor.
Sistemin sensör omurgasını, Galyum Nitrür (GaN) tabanlı AESA teknolojisine sahip Fransız Ground Fire 300 veya İtalyan Kronos GM HP radarları oluşturuyor. Ground Fire 300, 400 kilometreye varan gözetleme menzili, 360 derecelik yatay kapsama ve aynı anda 1.000’e kadar hedefi takip etme kapasitesi sunuyor.
Sistem, Aster 30 Blok 1 NT füzesiyle hizmet veriyor. Ka-bant arayıcı başlık ve itme vektör kontrolü (PIF-PAF) sayesinde füze, son safhada manevra yapan hedefleri takip edebiliyor ve yanıltıcı sahte başlıkları gerçek hedeften ayırt edebiliyor. Aster 30, Mach 4’ün üzerinde hıza ulaşıyor; sistem 150 kilometreden uzak menzillerde ve 25 kilometre irtifaya kadar hava soluyan hedeflere angaje olabiliyor.
Sistemin Türkiye açısından öne çıkan kabiliyetlerinden biri balistik füze önleme. Mevcut SAMP/T, Aster 30 Blok 1 füzesiyle yaklaşık 600 kilometre sınıfı kısa menzilli taktik balistik füzelere karşı koruma sağlıyor. SAMP/T NG ise Aster 30 Blok 1 NT füzesiyle bu kabiliyeti orta menzilli balistik füzelere ve Iskander tipi manevra yapan başlıklara kadar genişletiyor; üreticisi MBDA, sistemin hipersonik füze tehditlerine karşı da tasarlandığını belirtiyor. Önleme, “hit-to-kill” prensibiyle hedefe doğrudan çarparak gerçekleştiriliyor. Buna karşılık sistem, kıtalararası balistik füze (ICBM) gibi uzun menzilli stratejik tehditleri kapsamıyor; bu segment NATO mimarisinde Aegis ve THAAD gibi sistemlerin alanında kalıyor. İran kaynaklı orta menzilli balistik füze tehdidi göz önüne alındığında, SAMP/T NG’nin kapsadığı bant Ankara’nın öncelikli ihtiyacıyla örtüşüyor.
SAMP/T NG; stealth uçaklar, İHA sürüleri, yüksek süratli seyir füzeleri, orta menzilli taktik balistik füzeler ve yoğun elektronik harp ortamlarına karşı koruma sağlamak üzere tasarlandı. Eurosam, sistemin “tam operasyonel otonomi” ilkesiyle çalıştığını, yani kullanımı üzerinde dış kısıtlama bulunmadığını vurguluyor. Bu özellik, egemenlik hassasiyeti yüksek olan Ankara için tedarikin belirleyici unsurlarından biri.
Çelik Kubbe entegrasyonu
SAMP/T projesini doğrudan alımdan ayıran unsur, Aselsan ve Roketsan’ın radar entegrasyonu, ateş kontrol sistemleri ve füze alt sistemlerinde rol alacak olması. Bu yapı, Türkiye’nin yerli katmanlı hava savunma ağı Çelik Kubbe için önemli bir bileşen sağlıyor.
Türkiye’nin yerli uzun menzilli sistemi Siper, 12 Haziran’da Sinop Atış Alanı’nda yüksek süratli ve manevra kabiliyetine sahip Süper Şimşek hedef uçağını imha ederek tam harekât kabiliyetine ulaştı. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, testin sabit veya düşük hızlı bir hedefe değil, gerçek operasyonel koşulları taklit eden zorlu bir senaryoya karşı gerçekleştirildiğini açıkladı.
SAMP/T teknolojisinin Çelik Kubbe mimarisine eklenmesi, yerli ve Avrupa menşeli sistemleri ortak bir komuta-kontrol (C2) yapısı altında birleştirmeyi amaçlıyor. Bu entegrasyon başarılı olursa Türkiye, hem Rus hem batı menşeli sistemleri kendi yerli teknolojisiyle tek bir çatı altında işleten bir model ortaya koymuş olacak.
7-8 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacak NATO zirvesi, bu müzakerelerin seyrini belirleyecek kritik bir uğrak olarak öne çıkıyor.



