SON GELİŞMELER
- Hormuz Boğazı, ABD ve Körfez ülkeleri için ‘gerçek bir baş ağrısına’ dönüşüyor
- Suudi Arabistan, İsrail ve İran arasında karşılıklı saldırılar
- Pentagon: İran ile savaşta yaklaşık 140 ABD askeri yaralandı, 8’inin durumu ağır
- Irak’ta ABD diplomatik tesisine drone saldırısı: İran yanlısı milisler misilleme yapmış olabilir (WP)
- ABD’nin B-1 Lancer Bombardıman Uçakları İngiltere’ye Konuşlandı
- İngiltere’den Doğu Akdeniz’e Savaş Gemisi Sevkiyatı: HMS Dragon Göreve Çıktı
- Washington Post Analizi: İran Krizinin Kazananları ABD Değil, Rusya ve Çin Olabilir (Analiz)
- Ukrayna’dan Körfez Ülkelerine Askeri Destek: İran İHA’larına Karşı Uzmanlar Gönderilecek
- MSB duyurdu: NATO’ya ait Patriot sistemi Malatya’da konuşlandırılıyor
Mar 11-06:33
Hormuz Boğazı, ABD ve Körfez ülkeleri için ‘gerçek bir baş ağrısına’ dönüşüyor
İran’ın Hürmüz Boğazı’na deniz mayınları döşemeye başladığına dair iddialar, ABD Donanması’nın bu tehdide karşı hangi karşı önlemleri alabileceği sorusunu gündeme getirdi.
Enerji güvenliği açısından kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik bir deniz yolu olarak kabul ediliyor. Bu nedenle bölgede olası bir mayınlama girişimi küresel enerji piyasaları açısından ciddi risk oluşturuyor.
ABD’nin Körfez’de özel mayın tarama gemisi kalmadı
ABD Donanması, Eylül ayından bu yana Basra Körfezi’nde mayın önleme gemisi bulundurmuyor.
On yıllardır bölgede görev yapan dört Avenger sınıfı mayın önleme gemisinin sonuncusu da Bahreyn’deki ABD Donanması tesisinde geçen yıl hizmet dışı bırakıldı.
Ocak ayında ise söz konusu dört gemi, ağır yük taşıyan bir nakliye gemisine yüklenerek hurdaya ayrılmak üzere ABD’ye geri gönderildi.
Mayın temizleme görevi LCS gemilerine devredildi
ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı (NAVCENT), mayın tarama görevlerinin bölgeye gönderilen kıyı savaş gemilerine (Littoral Combat Ship – LCS) devredileceğini açıklamıştı.
LCS programı, gemilere takılıp çıkarılabilen modüler görev paketleri sayesinde farklı görevleri yerine getirmek üzere tasarlandı.
Donanmaya göre LCS’lerin iki temel görev paketi bulunuyor:
- Yüzey savaşı (Surface Warfare)
- Mayın karşı tedbirleri (Mine Countermeasures)
Bu sistem sayesinde aynı geminin farklı operasyonlara uyarlanabilmesi hedeflenmişti.
LCS programı eleştirilerin hedefinde
Ancak yaklaşık 30 gemiden oluşan LCS filosu, ilk gemilerin 2008 ve 2010 yıllarında hizmete girmesinden bu yana ciddi eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Savunma analistleri programın şu sorunlarla karşılaştığını belirtiyor:
- teknik güvenilirlik sorunları
- bakım maliyetleri
- operasyonel etkinlik tartışmaları
Eleştirmenler, alaycı bir şekilde LCS gemilerini “Little Crappy Ships” (Küçük Berbat Gemiler) olarak adlandırıyor ve programı ABD donanma tarihinin en tartışmalı projelerinden biri olarak görüyor.
Hatta bazı erken üretim LCS gemileri aktif görevde yalnızca birkaç yıl kaldıktan sonra hizmetten çıkarıldı.
Körfez’de yalnızca üç LCS bulunuyor
İran ile savaş başlamadan önce Basra Körfezi bölgesinde üç LCS gemisi bulunuyor.
Uzmanlara göre bu sayı, Hürmüz Boğazı gibi yoğun trafiğe sahip bir bölgede kapsamlı bir mayın temizleme operasyonu için sınırlı kalabilir.
Mar 11-06:26

Suudi Arabistan, İsrail ve İran arasında karşılıklı saldırılar
Orta Doğu’da İran, İsrail ve ABD ekseninde yaşanan çatışmalar giderek genişlerken, bölgenin farklı noktalarında füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları gerçekleşti. Suudi Arabistan hava savunması önemli bir petrol sahasını hedef alan İHA’ları düşürürken, İsrail ve İran karşılıklı saldırılarını sürdürdü.
Suudi Arabistan Shaybah petrol sahasını hedef alan İHA’ları düşürdü
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Empty Quarter (Rub’ al Khali) çölü üzerinde Shaybah petrol sahasına doğru ilerleyen beş insansız hava aracının durdurularak imha edildiğini açıkladı.
Savunma Bakanlığı ayrıca ülkenin doğu bölgesinde iki ayrı İHA saldırı dalgasının daha engellendiğini bildirdi.
Suudi petrol şirketi Saudi Aramco’ya göre Shaybah petrol sahası, günde yaklaşık 1 milyon varil ham petrol üretim kapasitesine sahip.
İsrail: İran’dan gelen iki füze saldırısı durduruldu
İsrail’in Channel 12 televizyonu, ülkenin bir saat içinde ikinci İran füze saldırısının hedefi olduğunu duyurdu.
Saldırılar İsrail’in merkezinde hava saldırısı sirenlerinin çalmasına neden oldu, ancak İsrail hava savunma sistemlerinin tüm füzeleri durdurduğu bildirildi.
Yetkililer saldırılarda can kaybı veya yaralanma olmadığını açıkladı.
İsrail saldırılarında Lübnan’da 6 kişi hayatını kaybetti
Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail’in ülkenin güneyine düzenlediği saldırılarda en az altı kişinin öldüğünü bildirdi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre:
- Hanaway kasabasına düzenlenen iki hava saldırısında, bir sağlık görevlisi dahil üç sivil öldü.
- Tire’nin Al-Housh bölgesine yapılan saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, sekiz kişi yaralandı.
- Zawtar al-Sharqiyah kasabasındaki saldırıda iki kişi öldü.
Ayrıca Al-Housh’ta bir kafeye ve Tyre yakınlarındaki Al-Shahabiya kasabasındaki bir eve düzenlenen İsrail İHA saldırılarında da birkaç kişinin yaralandığı bildirildi.
İran, Kuveyt’teki ABD üssüne saldırı düzenlediğini iddia etti
İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Orta Doğu’daki ABD askeri varlıklarına yönelik saldırılarda dört füze fırlatıldığını açıkladı.
IRGC’ye göre bu füzelerden ikisi Kuveyt’te bulunan Camp Arifjan ABD üssünü hedef aldı.
Saldırıya ilişkin bağımsız kaynaklardan henüz doğrulama yapılmadı.
İsrail hava saldırısı Tahran’da banka binasını vurdu
Arap basının aktardığına göre İsrail’e ait savaş uçakları Tahran’da bir banka binasını hedef aldı.
Saldırıda bir banka çalışanının hayatını kaybettiği bildirildi.
Daha önce İran’ın başkentinde şiddetli patlama sesleri duyulduğu ve şehir merkezindeki bazı bölgelerin hedef alındığı bildirilmişti.
Katar: İran saldırıları derhal durdurulmalı
Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdulaziz el-Khulaifi, bölgedeki saldırıların derhal durdurulması gerektiğini söyledi.
Al Jazeera’ya verdiği röportajda Khulaifi, Katar’a yönelik saldırıları sert şekilde kınayarak şöyle konuştu:
“Egemenliğimizi doğrudan hedef alan bu haksız ve çirkin saldırıları en güçlü şekilde kınıyoruz.”
İran: İsrail ve ABD hedeflerine yeni saldırı dalgası
İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail ve ABD hedeflerine yönelik 37. saldırı dalgasını gerçekleştirdiğini açıkladı.
IRGC’ye göre saldırılarda:
- “Süper ağır Hürremşehr balistik füzesi” kullanıldı
- Saldırılar üç saatten fazla sürdü
İran kaynakları saldırılarda şu hedeflerin vurulduğunu iddia etti:
- Tel Aviv’in güneyindeki Haela uydu iletişim merkezi
- Beer Yaakov askeri tesisleri
- Batı Kudüs ve Hayfa’daki askeri hedefler
- Irak’ın Erbil kentindeki ABD üsleri
- Bahreyn’in Manama kentindeki ABD Beşinci Filo karargahı
IRGC, saldırıların “düşman tamamen teslim olana kadar devam edeceğini” açıkladı.
Mar 11-02:57
Irak’ta ABD diplomatik tesisine drone saldırısı: İran yanlısı milisler misilleme yapmış olabilir
Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların ortasında, Irak’ın başkenti Bağdat’taki önemli bir ABD diplomatik tesisine insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlendi. ABD’li güvenlik yetkililerine göre saldırının, İran’a karşı ABD ve İsrail öncülüğünde yürütülen askeri operasyonlara misilleme olarak İran yanlısı milisler tarafından gerçekleştirildiği değerlendiriliyor.
Bir güvenlik yetkilisi ve ABD’nin iç güvenlik uyarılarına dayanan bilgilere göre saldırı Salı günü Bağdat Diplomatik Destek Merkezi’ni (Baghdad Diplomatic Support Center – BDSC) hedef aldı.
Altı İHA fırlatıldı, beşi düşürüldü
Yetkililerin verdiği bilgilere göre tesise doğru altı insansız hava aracı fırlatıldı. Bunlardan beşi hava savunma unsurları tarafından düşürüldü.
Ancak bir İHA tesisin içine isabet etti. İnsansız hava aracının, kompleks içindeki bir güvenlik kulesinin yakınında patladığı bildirildi.
Yetkililer saldırıda can kaybı yaşanmadığını açıkladı.
ABD personeline “eğilip korunma” talimatı verildi
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan iç güvenlik uyarısında, saldırı sırasında tesiste bulunan personele “eğilip korunma (duck and cover)” talimatı verildiği belirtildi.
ABD’li bir güvenlik yetkilisi, saldırıya ilişkin değerlendirmelerin sürdüğünü belirterek “sorumluluğun belirlenmesi süreci devam ediyor” dedi.
Yetkili, güvenlik konusunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmaması şartıyla konuştu.
Bağdat’taki ABD tesisi daha önce de hedef alınmıştı
Saldırının hedef aldığı Bağdat Diplomatik Destek Merkezi, Bağdat Uluslararası Havalimanı ve Irak askeri üslerinin yakınında bulunuyor.
ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının başlamasından bu yana söz konusu tesis birkaç kez saldırı girişimlerinin hedefi oldu.
Kompleks, Irak’ta görev yapan ABD diplomatları için önemli bir lojistik ve güvenlik merkezi olarak kullanılıyor.
Bölgedeki gerilim artıyor
Saldırı, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonların ardından bölgede artan gerilimin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
ABD’li yetkililer, İran yanlısı milislerin Irak ve Suriye’deki Amerikan tesislerini hedef alan saldırılarının misilleme niteliği taşıyabileceğini belirtiyor.
Kaynak: Washington Post
Mar 11-01:37

Pentagon: İran ile savaşta yaklaşık 140 ABD askeri yaralandı, 8’inin durumu ağır
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran ile 28 Şubat’ta başlayan çatışmalarda yaklaşık 140 ABD askerinin yaralandığını, bunlardan sekizinin durumunun ağır olduğunu açıkladı.
Pentagon yetkilileri ayrıca çatışmaların başlamasından bu yana yedi ABD askerinin hayatını kaybettiğini doğruladı.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, Salı günü yaptığı açıklamada yaralanan askerlerin büyük çoğunluğunun hafif yaralar aldığını ve 108 askerin tedavilerinin ardından görevlerine geri döndüğünü söyledi.
Parnell, ağır yaralanan sekiz askerin ise “en üst düzey tıbbi bakım” gördüğünü belirtti.
İran’ın füze ve İHA saldırıları ABD üslerini hedef aldı
Pentagon’a göre ABD askerleri, İran’ın Orta Doğu’daki Amerikan askeri tesislerine yönelik balistik füze ve tek yönlü saldırı insansız hava aracı (İHA) saldırıları nedeniyle yüksek risk altında görev yapıyor.
Savunma yetkilileri, İran saldırılarının özellikle ABD üslerini hedef alan misilleme operasyonları kapsamında gerçekleştirildiğini belirtiyor.
- Altı asker Kuveyt’te düzenlenen bir İHA saldırısında,
- Bir asker ise Suudi Arabistan’daki saldırıda aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti.
Hayatını kaybeden askerlerden Ordu Çavuşu Benjamin Pennington, Suudi Arabistan’da düzenlenen saldırıda yaralandıktan birkaç gün sonra yaşamını yitirdi.
Yaralanmaların türü netleşmedi
Savunma yetkilileri daha önce yaralı sayısının bir düzineden az olduğunu ve bu rakamın yalnızca ağır yaralıları kapsadığını açıklamıştı.
Pentagon Sözcüsü Parnell, yaralanmaların türü veya artan kayıp sayısına ilişkin detaylı bilgi vermedi.
Ancak askeri analistlere göre saldırıların niteliği göz önüne alındığında yaralanmaların büyük kısmının şu nedenlerden kaynaklanmış olabileceği değerlendiriliyor:
- şarapnel yaralanmaları
- patlama etkisine bağlı travmatik beyin yaralanmaları (TBI)
İran saldırıları ABD üslerinin riskini ortaya koydu
Uzmanlara göre yaralı sayısının yüksek olması, İran’ın Orta Doğu’daki ABD üslerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının oluşturduğu ciddi tehdidi gözler önüne seriyor.
Pentagon yetkilileri, ABD ordusunun İran’ın füze stoklarını ve fırlatma altyapısını hedef alan operasyonlarının ardından İran’ın saldırı kapasitesinde kademeli bir düşüş yaşandığını savunuyor.
ANALİZ

Washington Post Analizi: İran Krizinin Kazananları ABD Değil, Rusya ve Çin Olabilir
Washington Post yazarı Max Boot, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının jeopolitik sonuçlarını değerlendirdiği analizinde, mevcut krizden en çok fayda sağlayabilecek aktörlerin Rusya ve Çin olabileceğini savundu. Boot’a göre Washington’un Orta Doğu’ya yeniden yoğunlaşması, ABD’nin asıl stratejik rakipleriyle rekabetini zayıflatma riski taşıyor.
Orta Doğu ABD stratejisinde yeniden merkezde
Max Boot’a göre Orta Doğu, 1970’lerdeki Arap petrol ambargosu, İran rehine krizi ve Sovyetlerin Afganistan’ı işgali sonrası ABD savunma politikasının merkezine yerleşmişti. Bu dönemde ABD’nin bölge petrolüne bağımlılığı, Başkan Jimmy Carter’ın 1980’de ilan ettiği ve Pers Körfezi’nin kontrolünü ABD’nin “hayati çıkarı” olarak tanımlayan Carter Doktrininin ortaya çıkmasına yol açtı.
Boot, Carter döneminde kurulan Hızlı Konuşlandırma Müşterek Görev Gücü’nün daha sonra ABD Merkez Komutanlığı’na (CENTCOM) dönüştüğünü ve bugün İran’a karşı yürütülen askeri operasyonların bu yapı tarafından yönetildiğini hatırlatıyor.
Enerji bağımsızlığı ABD’nin yaklaşımını değiştirdi
Analize göre ABD artık büyük ölçüde enerji bağımsızlığına sahip. Trump yönetimindeki bazı yetkililer, Washington’un İran’a karşı daha sert adımlar atabilmesinin nedenlerinden birinin de bu durum olduğunu savunuyor.
Ancak Boot, petrol fiyatlarındaki hızlı artışın küresel etkilerine dikkat çekerek savaşın arifesinde varil fiyatı 73 dolar civarındayken kısa sürede 100 doların üzerine çıktığını belirtiyor.
Rusya petrol fiyatlarından kazanç sağlayabilir
Max Boot’un değerlendirmesine göre İran krizi, özellikle Rusya için ekonomik avantajlar yaratabilir. Artan petrol fiyatlarının Moskova’nın gelirlerini yükseltebileceğini belirten Boot, aynı zamanda ABD’nin hava savunma mühimmat stoklarının hızla tükenmesinin Ukrayna savaşını da etkileyebileceğini vurguluyor.
Boot’un aktardığına göre Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, İran ile kısa süreli çatışmalarda kullanılan Patriot önleyici füzelerinin, Ukrayna’nın savaşın başlangıcından bu yana kullandığından daha fazla olabileceğini söyledi.
Çin faktörü: Asıl stratejik rakip
Boot’un analizine göre ABD’nin Orta Doğu’ya yoğunlaşması, Washington’un uzun vadeli en büyük rakibi olan Çin’e karşı stratejik odağını zayıflatabilir.
Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü verilerine atıf yapan Boot, Çin’in yapay zekâ, kuantum bilişim ve optik iletişim gibi 74 kritik teknolojinin 66’sında ABD’nin önüne geçtiğini belirtiyor.
Ayrıca Çin’in küresel üretimdeki payına dikkat çekerek şu verileri aktarıyor:
- Elektrikli araç üretiminin yaklaşık %70’i
- Akıllı telefon üretiminin %80’i
- Lityum iyon batarya üretiminin %80’i
- Küresel drone üretiminin yaklaşık %90’ı
Çin’in askeri gücü de hızla büyüyor
Boot’a göre Çin yalnızca ekonomik değil, askeri açıdan da hızla güçleniyor. Pentagon değerlendirmelerine göre Pekin yönetimi, Devlet Başkanı Xi Jinping’in 2027’ye kadar Tayvan konusunda savaşabilecek kapasiteye ulaşma hedefi doğrultusunda ilerliyor.
Çin’in bugün dünyanın en büyük donanmasına sahip olduğunu belirten Boot, ülkenin balistik füze ve nükleer kapasitesini de hızla artırdığına dikkat çekiyor.
“Kazananlar Rusya ve Çin olabilir”
Max Boot analizinin sonunda ABD-İran savaşının sonucunu tahmin etmek için henüz erken olduğunu belirtiyor. Ancak mevcut tabloya bakıldığında Rusya ve Çin’in bu krizden stratejik avantaj elde etme ihtimalinin güçlü olduğunu savunuyor.
Kaynak: Washington Post



