ABD ve İsrail’in Cumartesi sabahı aylar süren ortak bir planlama neticesinde İran’a yönelik başlattığı kapsamlı askeri operasyon, bölgedeki gerilimi en üst seviyeye taşıdı. İsrail Tahran’ı vuruyor, İran Ortadoğu’yu bombalıyor:Son gelişmeler neler?
Bugün öne çıkan gelişmeler
- İsrail’in Lübnan’a Yönelik Saldırılarında 52 Kişi Hayatını Kaybetti
- Katar: İran’dan Gelen İki Su-24 Uçağı Düşürüldü
- ABD Savunma Bakanı İran Mesajı: “Zaman Çizelgesi Yok, Seçenekleri Tartışmayacağız”
- ABD Genelkurmay Başkanı: İran Üzerinde Yerel Hava Üstünlüğü Sağladık
- Yunanistan, Artan Güvenlik Gerilimleri Nedeniyle Güney Kıbrıs’a Fırkateyn ve F-16 Gönderdi
- CENTCOM: Kuveyt Hava Savunması Üç ABD F-15E Uçağını Yanlışlıkla Düşürdü
- İsrail, Leviathan Gaz Sahasındaki Üretimi Geçici Olarak Durdurdu
- İran İHA’ları Sonrası Ras Tanura’da Yangın: Arz Güvenliği Endişesi Büyüyor
- RAF Akrotiri’ye Drone İsabeti: Can Kaybı Yok, Güvenlik Alarmı Devam Ediyor
- Fransa, Almanya ve İngiltere’den İran’a Karşı “Savunma Önlemleri” Mesajı
Riyad’daki ABD Büyükelçiliğinde Patlama Sesi Sonrası Yangın Çıktı
Konuya yakın üç kaynak, Salı sabahı erken saatlerde Riyad’daki ABD büyükelçiliği kompleksinde yüksek bir patlama sesi duyulduğunu ve ardından alevlerin görüldüğünü söyledi. Kaynaklardan biri, yangının küçük çaplı olduğunu ifade etti.
Reuters, olayın koşullarını bağımsız olarak doğrulayamadı.
ABD Büyükelçiliği Riyad sözcüsü yorum talebine hemen yanıt vermezken, Suudi hükümetinin medya ofisi de konuya ilişkin açıklama yapmadı.
Diplomatik Bölge Üzerinde Siyah Duman
İki görgü tanığı, yabancı misyonların bulunduğu Riyad’ın Diplomatik Bölgesi üzerinde siyah dumanların yükseldiğini gördüklerini aktardı. Olayın nedeni ve olası can kaybına ilişkin resmi bir bilgi paylaşılmadı.
Son gelişme, bölgedeki güvenlik geriliminin arttığı bir dönemde yaşandı.
İran’dan Hürmüz Boğazı Uyarısı: “Geçmeye Çalışan Gemileri Ateşe Veririz”
İran Devrim Muhafızları Başkomutanı’nın danışmanı İbrahim Cabbari, devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini söyledi.
Cabbari, boğazın “kapalı” olduğunu savunarak, İran’ın bu geçişe izin vermeyeceğini ifade etti. Ayrıca Amerikalıların “bölgenin petrolüne susamış” olduğunu öne sürerek, İran’ın bölgedeki petrol boru hatlarını hedef alabileceğini ve ihracata izin vermeyeceğini dile getirdi.
İran medyası da daha önce boğazın kapatıldığını ve geçmeye çalışan gemilere ateş açılacağını bildirmişti.
CENTCOM: Boğaz Kapalı Değil
Ancak Reuters’ın aktardığına göre, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmadığını açıkladı. Washington’dan yapılan açıklama, küresel enerji piyasalarında oluşabilecek paniği sınırlamayı amaçlayan bir mesaj olarak değerlendirildi.
Küresel Enerji Arzı Açısından Kritik Geçiş Noktası
Hürmüz Boğazı, Umman ile İran arasında yer alıyor ve Basra Körfezi’ni Umman Körfezi üzerinden Arap Denizi’ne bağlıyor. En dar noktasında yaklaşık 33 kilometre genişliğinde olan boğazda, gemi geçiş koridorları her iki yönde yaklaşık 3 kilometre genişliğinde.
Analitik şirket Vortexa’nın verilerine göre, geçen yıl günlük ortalama 20 milyon varilden fazla ham petrol, kondensat ve yakıt bu geçiş noktasından taşındı. Bu miktar, dünya toplam petrol tüketiminin yaklaşık beşte birine karşılık geliyor.
OPEC üyeleri Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak, ham petrol ihracatlarının büyük bölümünü bu rota üzerinden özellikle Asya pazarlarına gönderiyor. Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatçılarından biri olan Katar da LNG sevkiyatlarının neredeyse tamamını Hürmüz Boğazı’ndan gerçekleştiriyor.
Piyasalarda Endişe Artıyor
Tahran’dan gelen açıklamalar ve Washington’un yalanlaması, küresel enerji arz güvenliği ve deniz ticareti açısından kritik öneme sahip olan boğazın statüsüne ilişkin belirsizliği artırdı. Bölgedeki gerilimin sürmesi halinde petrol fiyatlarında dalgalanma ve sigorta maliyetlerinde artış yaşanabileceği değerlendiriliyor.
İsrail’in Lübnan’a Yönelik Saldırılarında 52 Kişi Hayatını Kaybetti
Lübnan hükümeti, İsrail’in ülkenin farklı bölgelerine düzenlediği saldırılarda en az 52 kişinin hayatını kaybettiğini, 154 kişinin yaralandığını açıkladı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada can kaybını 31, yaralı sayısını ise 149 olarak duyurmuştu. Güncellenen verilerle birlikte ölü ve yaralı sayısının arttığı bildirildi.
Güney Lübnan ve Beyrut’un Güney Banliyöleri Hedefte
Lübnan Hükümeti’nin afet ve kriz yönetim birimine göre, Lübnan’ın güneyi, doğu bölgeleri ve Beyrut’un güney banliyölerine yönelik bombardımanlar sonucunda 28.500’den fazla kişi yerinden edildi.
Saldırıların özellikle sınır hattına yakın bölgelerde yoğunlaştığı belirtilirken, insani durumun hızla kötüleştiği ifade ediliyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Yerinden edilen sivillerin büyük bölümünün geçici barınma merkezlerine yönlendirildiği, sağlık ve temel ihtiyaç hizmetleri üzerindeki baskının arttığı bildirildi. Yetkililer, uluslararası toplumdan acil insani destek çağrısında bulundu.
Katar: İran’dan Gelen İki Su-24 Uçağı Düşürüldü
Katar Savunma Bakanlığı, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’dan gelen iki Su-24 savaş uçağının hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü duyurdu.
Sukhoi Su-24 tipi savaş uçaklarının hangi koşullarda hedef alındığına veya olayın nerede meydana geldiğine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı. Katar makamları, olayla ilgili daha fazla bilgi vermedi.

ABD Savunma Bakanı İran Mesajı: “Zaman Çizelgesi Yok, Seçenekleri Tartışmayacağız”
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’a yönelik operasyonların rejim değişikliği amacı taşımadığını savunurken, Tahran’daki mevcut durumu İran halkı için “bir fırsat” olarak niteledi. Hegseth, ABD’nin İran’da konuşlanmış askeri personeli bulunmadığını söyledi ancak gelecekteki olası adımlar konusunda açık kapı bıraktı.
Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Hegseth, “İran’da konuşlanmış Amerikan personeli yok. Ancak ne yapıp ne yapmayacağımızı burada tartışmaya girmeyeceğim” dedi. Bu ifadeler, Washington’un kara unsuru seçeneğini tamamen dışlamadığı şeklinde yorumlandı.
Hegseth, operasyonu 2003 Irak işgali sonrasında yürütülen geniş çaplı istikrar ve yeniden yapılanma süreciyle kıyaslamaktan kaçınarak, “Burası Irak değil. Bu sonsuz bir savaş değil” ifadelerini kullandı.
Çıkış Stratejisi Sorularına Yanıt Vermedi
Bir gazetecinin ABD’nin çıkış stratejisine ilişkin sorusuna doğrudan yanıt vermeyen Hegseth, operasyon için herhangi bir zaman çizelgesi açıklamayacaklarını söyledi.
“Zaman dilimi konusunda asla bir takvim belirlemeyeceğim” diyen Hegseth, savaşın temposunu başkomutan olarak Donald Trump’ın belirleyeceğini ifade etti. “Bu onun şartlarına bağlı” dedi.
Trump daha önce yaptığı bir açıklamada operasyonun “dört ila beş hafta” sürebileceğini belirtmişti.
Pentagon İçinde Ton Farkı
Basın toplantısında Hegseth ile Genelkurmay Başkanı Dan Caine arasında ton farklılığı dikkat çekti. Caine, konuşmasının başında çatışmalarda hayatını kaybeden ABD askerleri için taziyelerini iletirken, Hegseth ölümlere daha geç değindi ve medyayı operasyonu yeterince desteklememekle eleştirdi.
Hegseth, “sonsuz savaş” söylemine gönderme yaparak operasyonun geçmişteki ulus inşa girişimlerinden farklı olduğunu vurguladı. ABD’nin saldırılarının “sözde bir rejim değişikliği savaşı olmadığını” belirten Hegseth, “Ancak rejim kesinlikle değişti ve dünya bunun için daha iyi bir yer haline geldi” dedi.
İran Halkına Çağrı
Hegseth, İran’daki protestolara atıfta bulunarak, İran halkının mevcut durumu değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Trump ise hafta sonu yayımladığı bir video mesajında İranlılara doğrudan seslenerek, “Biz işimizi bitirdiğimizde hükümetinizi devralın. Bu muhtemelen nesiller boyu tek şansınız olacak” ifadelerini kullandı.
ABD yönetiminin açıklamaları, askeri operasyonların kapsamı ve nihai hedefi konusunda uluslararası kamuoyunda tartışmaları sürdürürken, Washington’un resmi çizgisi operasyonların rejimi devirmeyi amaçlamadığı yönünde kalmaya devam ediyor.

ABD Genelkurmay Başkanı: İran Üzerinde Yerel Hava Üstünlüğü Sağladık
Dan Caine, düzenlediği basın toplantısında İran’daki saldırıların ardından ABD’nin ülke üzerinde “ hava üstünlüğü” sağladığını açıkladı.
Caine, “Hızlı, hassas ve ezici saldırıların birleşik etkisi, yerel hava üstünlüğünün kurulmasına yol açtı. Bu üstünlük, kuvvetlerimizin korunmasını güçlendirecek ve İran üzerinde operasyonların sürdürülmesine imkân sağlayacak” dedi.
Bölgeye Takviye Devam Ediyor
Genelkurmay Başkanı, ABD’nin bölgeye ek kuvvet sevkiyatını sürdürdüğünü ve Pazartesi günü daha fazla askeri unsurun konuşlandırılmasının beklendiğini belirtti.
Caine’in verdiği bilgilere göre konuşlandırma kapsamında:
- Tüm kuvvet komutanlıklarından binlerce asker,
- Yüzlerce dördüncü ve beşinci nesil savaş uçağı,
- Düzinelerce havada yakıt ikmal tankeri,
- USS Abraham Lincoln Carrier Strike Group ve USS Gerald R. Ford Carrier Strike Group ile bunlara bağlı hava kanatları,
- Yoğun mühimmat, yakıt ve lojistik sevkiyatı
yer alıyor. Bu unsurların komuta-kontrol, istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) ağıyla desteklendiği ifade edildi.
Caine ayrıca, Brad Cooper komutasındaki ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) bünyesine bugün de ek kuvvetlerin ulaşacağını söyledi.
Uzay ve Siber Operasyon Vurgusu
Caine, ABD ordusunun haftalardır Orta Doğu’daki askeri pozisyonunu güçlendirdiğini ve bunun İran üzerinde “sersemletici ve kafa karıştırıcı” bir etki oluşturduğunu belirtti.
Açıklamaya göre uzay ve siber operasyonlar sayesinde İran’ın “görme, koordine etme ve etkili biçimde karşılık verme” kapasitesi önemli ölçüde zayıflatıldı.
CENTCOM: Kuveyt Hava Savunması Üç ABD F-15E Uçağını Yanlışlıkla Düşürdü
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Kuveyt hava savunma unsurlarının “görünüşe göre dost ateşi” sonucu üç ABD savaş uçağını düşürdüğünü açıkladı.
Açıklamaya göre olay, İran’a yönelik yürütülen ve “Epic Fury Operasyonu” olarak adlandırılan askeri faaliyetler sırasında meydana geldi. Kuveyt hava savunma sistemleri, aktif çatışma ortamında ABD Hava Kuvvetleri’ne ait F-15E Strike Eagle savaş uçaklarını yanlışlıkla hedef aldı.
Mürettebat Kurtarıldı
CENTCOM, olayda altı kişilik uçuş ekibinin tamamının güvenli şekilde fırlatma koltuğu ile uçaklardan ayrıldığı, arama-kurtarma ekipleri tarafından sağ olarak tahliye edildiklerini ve sağlık durumlarının stabil olduğunu bildirdi.
Açıklamada, İran uçakları, balistik füzeler ve insansız hava araçlarının da devrede olduğu yoğun bir çatışma ortamında olayın yaşandığı belirtildi. Kuveyt tarafının olayı kabul ettiği ve soruşturmanın sürdüğü ifade edildi.
Soruşturma Başlatıldı
CENTCOM yetkilileri, olayın nedenine ilişkin kapsamlı bir inceleme başlatıldığını duyurdu. Kuveyt Savunma Bakanı da Pazartesi sabahı yaptığı açıklamada “birkaç” ABD savaş uçağının düştüğünü doğruladı.
Olay, ABD ile Kuveyt arasındaki askeri koordinasyon ve hava savunma entegrasyonu konularını yeniden gündeme taşıdı.

Yunanistan, Artan Güvenlik Gerilimleri Nedeniyle Güney Kıbrıs’a Fırkateyn ve F-16 Gönderdi
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’de artan güvenlik endişeleri nedeniyle Kıbrıs’a iki fırkateyn ve iki F-16 savaş uçağı gönderileceğini duyurdu.
Dendias, “Güney Kıbrıs topraklarına yönelik sebepsiz saldırıların ardından Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yönelik tehdit ve yasa dışı eylemlere karşı koymak için her türlü katkıyı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Gönderilen birliklerin içinde, Yunan Deniz Kuvvetleri’nin en modern unsurları yer alıyor:
- Kimon Fırkateyni: Yunanistan’ın yeni nesil Belharra (FDI) sınıfı fırkateyni, bölgedeki hava savunma ve gözetleme kapasitesini artırmak amacıyla görevlendirildi.
- Psara Fırkateyni: Özellikle İHA tehditlerine karşı geliştirilen yerli üretim “Kentavros” (Centaur) anti-drone sistemiyle donatılmış olan bu gemi, Kızıldeniz’deki tecrübesinin ardından adaya sevk edildi.
- Hava Desteği: Deniz unsurlarına ek olarak, iki adet F-16 savaş uçağı da güvenlik önlemleri kapsamında bölgeye intikal etti.
Atina–Lefkoşa Koordinasyonu Artıyor
Yunan Savunma Bakanı, iki müttefik ülke arasındaki askeri koordinasyonu güçlendirmek amacıyla Salı günü Güney Kıbrıs’a resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini belirtti. Dendias’ın, Yunanistan Silahlı Kuvvetler Komutanı General Dimitrios Choupis ile birlikte Lefkoşa’da Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides ve Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi bekleniyor.
RAF Akrotiri’ye Yönelik İHA Girişimi
Aynı gün erken saatlerde Güney Kıbrıs hükümeti sözcüsü, RAF Akrotiri üssüne doğru ilerleyen iki insansız hava aracının “başarıyla etkisiz hale getirildiğini” açıkladı. Olayın, üssün başka bir insansız hava aracı tarafından hedef alınmasından yalnızca birkaç saat sonra meydana gelmesi dikkat çekti.
Öte yandan, Kıbrıs devlet televizyonu, Pafos Havalimanı’ndaki yolcu terminalinin radarda şüpheli bir nesne tespit edilmesi üzerine geçici olarak tahliye edildiğini bildirdi.
Bölgesel Güvenlik Dengesi
Son gelişmeler, Doğu Akdeniz’de güvenlik risklerinin arttığı bir dönemde yaşandı. Yunanistan’ın askeri unsurlarını Kıbrıs’a konuşlandırma kararı, bölgedeki caydırıcılık mesajı olarak değerlendiriliyor.
İsrail, Leviathan Gaz Sahasındaki Üretimi Geçici Olarak Durdurdu
ABD merkezli enerji şirketi Chevron, İsrail Enerji Bakanlığı’nın talimatı üzerine Doğu Akdeniz’deki dev Leviathan gaz sahasında üretimin geçici olarak durdurulduğunu açıkladı.
Reuters’ın aktardığına göre, karar Leviathan sahasının kapasitesinin yıllık yaklaşık 21 milyar metreküpe çıkarılmasını öngören genişleme süreci devam ederken alındı. Söz konusu kapasite artışı, İsrail ile Mısır arasında imzalanan yaklaşık 35 milyar dolarlık doğal gaz ihracat anlaşmasının önemli bir parçasını oluşturuyor.
Chevron yetkilileri, üretimin geçici olarak askıya alındığını doğrularken, tesislerin güvenli durumda olduğunu belirtti.
Tamar Gaz Sahası da Chevron Tarafından İşletiliyor
Chevron, İsrail açıklarında bulunan bir diğer önemli doğal gaz sahası olan Tamar’ı da işletiyor. Şirket sözcüsü, her iki sahadaki altyapının güvenliğini yakından takip ettiklerini ve gerekli önlemlerin alındığını ifade etti.
Leviathan gaz sahası, Doğu Akdeniz’in en büyük enerji projelerinden biri olarak kabul ediliyor ve İsrail’in enerji ihracat stratejisinde kritik rol oynuyor. Özellikle Mısır üzerinden gerçekleştirilen doğal gaz ihracatı, bölgesel enerji dengeleri açısından büyük önem taşıyor.

İran İHA’ları Sonrası Ras Tanura’da Yangın: Arz Güvenliği Endişesi Büyüyor
Suudi Arabistan’ın doğu kıyısında bulunan dev Ras Tanura petrol rafinerisinde çıkan yangın, küresel enerji arzı ve güvenliği konusunda yeni endişelere yol açtı. Ülke, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumunda bulunuyor.
Yetkililerin aktardığına göre yangın, Pazartesi günü iki İran menşeli insansız hava aracının engellenmesi sırasında ortaya çıkan şarapnel parçalarının tesise düşmesi sonucu başladı. Doğrulanan görüntülerde, rafineri kompleksinden yoğun dumanların yükseldiği görülüyor.
Suudi Enerji Bakanlığı, yangının sınırlı alanda etkili olduğunu ve kısa sürede kontrol altına alındığını açıkladı. Bakanlık, olayın petrol tedariki üzerinde herhangi bir etkisi olmayacağını bildirdi. Ancak Reuters, güvenlik gerekçesiyle rafineride üretimin geçici olarak durdurulduğunu aktardı.
Saudi Aramco İşletiyor
Ras Tanura rafinerisi, devlet petrol şirketi Saudi Aramco tarafından işletiliyor. Günlük 550.000 varil rafinaj kapasitesine sahip olan tesis, Suudi ham petrolü için kritik bir ihracat terminali olarak hizmet veriyor ve ülkenin en büyük rafinerisi konumunda.
Kuveyt’te Mina Al-Ahmadi Rafinerisi de Vuruldu
Aynı gün Kuveyt’teki büyük bir petrol tesisi de şarapnel parçalarından etkilendi. Devlet kontrolündeki Kuveyt Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, Mina Al-Ahmadi rafinerisine düşen parçalar sonucu iki işçi yaralandı.
Günlük 346.000 varil kapasiteye sahip olan tesisin üretiminin etkilenmediği açıklandı.
Hürmüz Boğazı ve Artan Sigorta Maliyetleri
Olaylar, İran’ın tankerler ve ticari gemilere yönelik uyarılarının ardından, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol sevkiyatlarına ilişkin belirsizliğin arttığı bir dönemde yaşandı. Küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümü, İran’ın kısmen kontrol ettiği bu stratejik su yolundan geçiyor.
Bölgedeki gerilim, nakliye sigorta maliyetlerini yükseltirken, enerji piyasalarında dalgalanma riskini de artırıyor.
Hizbullah’ın Saldırısı Sonrası İsrail Beyrut’u Vurdu
Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyindeki Hayfa yakınlarında bir askeri üsse roket ve insansız hava aracı saldırısı düzenlediğini açıklamasının ardından, İsrail savaş uçakları Lübnan’ın başkenti Beyrut’u ve ülkenin çeşitli bölgelerini hedef aldı.
İran’ın müttefiki olan Lübnanlı silahlı grup, Pazartesi sabaha karşı yaptığı açıklamada saldırının, İran’ın dini lideri Ali Hamaneyin öldürülmesine misilleme ve “Lübnan ile halkını savunma” amacıyla gerçekleştirildiğini bildirdi. Açıklamada ayrıca, İsrail’in Lübnan’a yönelik “tekrarlanan saldırılarına yanıt” verildiği ifade edildi.
İsrail’den Hızlı Yanıt
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan genelinde Hizbullah’a karşı “yoğun saldırılar” düzenlediğini açıkladı.
İsrail ordusu, Beyrut’un güneyi, Lübnan’ın güneyindeki bazı köyler ve doğudaki Bekaa Vadisi’nde hedeflerin vurulduğunu bildirdi. IDF, Beyrut bölgesinde “üst düzey” Hizbullah üyelerinin ve güney Lübnan’da “önemli” bir ismin hedef alındığını, ancak ayrıntı veremeyeceklerini belirtti.
Ayrıca İsrail, Bint Jbeil dahil olmak üzere güney Lübnan ve Bekaa Vadisi’ndeki 50’den fazla yerleşim biriminde yaşayanlara tahliye çağrısı yaptı ve sivillerin hedef alınabilecek binalardan en az 1 kilometre uzaklaşmasını istedi.
IDF açıklamasında, “Hizbullah’ın kampanyaya katılma kararına karşı harekete geçeceğiz ve örgütün İsrail’e tehdit oluşturmasına izin vermeyeceğiz” denildi.
Lübnan Hükümeti: “Sorumluluk Dışı Eylem”
Lübnan Başbakanı Nawaf Salam, Hizbullah’ın saldırısını “Lübnan’ın güvenliğini tehlikeye atan ve İsrail’e saldırılarını sürdürmesi için bahane sağlayan sorumsuz bir eylem” olarak nitelendirdi.
Salam, “Ülkenin yeni maceralara sürüklenmesine izin vermeyeceğiz. Failleri yakalamak ve halkımızı korumak için gerekli tüm önlemleri alacağız” dedi.
Lübnan hükümeti ile Hizbullah arasındaki silahlanma ve güvenlik politikası konusundaki görüş ayrılıkları uzun süredir devam ediyor. 2024’te çıkarılan silahsızlanma kararına rağmen Hizbullah, İsrail’e karşı caydırıcılık gerekçesiyle silahlarını koruma yönünde tavır almıştı.

RAF Akrotiri’ye Drone İsabeti: Can Kaybı Yok, Güvenlik Alarmı Devam Ediyor
İngiltere’nin Güney Kıbrıs’ta bulunan RAF Akrotiri üssüne küçük bir insansız hava aracı tarafından vurulduğu bildirildi.
Üs personeline iletilen bilgilendirmede, “küçük bir İHA’nın havaalanına çarptığı” ve üs yetkililerinin olaya müdahale ettiği belirtildi. İlk değerlendirmelere göre can kaybı yaşanmadı; ancak “küçük çaplı hasar” meydana geldiği doğrulandı.
Personelden “yerlerinde kalmaları ve yeni talimatları beklemeleri” istendi. Olası ek saldırılar konusunda da uyarı yapıldı. Patlama ve siren seslerinin yakınlardaki Limasol’da da duyulduğu bildirildi.
Londra: “Şüpheli Drone Saldırısına Müdahale Edildi”
Birleşik Krallık hükümeti, İngiliz Silahlı Kuvvetleri’nin Akrotiri’de “şüpheli bir drone saldırısına müdahale ettiğini” açıkladı.
Açıklamada, “Bölgedeki kuvvetlerimizin korunması en üst düzeydedir. Üs, personelimizi korumak için müdahale etmiştir. Durum dinamik olup, uygun zamanda ek bilgi paylaşılacaktır” denildi.
Ayrıca Airbus Voyager KC2 tipi bir RAF tanker uçağının, Pazartesi sabahı erken saatlerde Kıbrıs’ın güneyinde yaklaşık üç saat boyunca devriye uçuşu yaptığı ve 03.30 itibarıyla hâlâ havada olduğu bildirildi.
“Şahid 136” İddiası
Doğrulanmamış haberlere göre, Kıbrıs’ı vuran İHA’nın İran yapımı Şahid 136 olabileceği öne sürüldü. Söz konusu sistem, daha önce İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarında ve Rusya’nın Ukrayna’daki savaşında kullanılmıştı. Bu iddia resmi makamlarca teyit edilmedi.
Üslerde Daha Önce “Güvenlik Tehdidi” İlan Edilmişti
İngiliz üslerinde gece yarısından kısa süre önce “güvenlik tehdidi” ilan edilmişti. Kaynaklara göre personele “evlerinize dönün ve bir sonraki talimata kadar içeride kalın” uyarısı yapıldı; pencerelerden uzak durmaları ve sağlam mobilyaların arkasına sığınmaları istendi.
Saldırı, Keir Starmer’ın ABD’nin İngiliz askeri üslerini “savunma amaçlı” kullanmasına izin verildiğini açıklamasından yaklaşık bir saat sonra meydana geldi.
Starmer, kararın “masum sivillerin ve İngiliz vatandaşlarının korunması” amacıyla alındığını ve “uluslararası hukuka uygun” olduğunu söyledi; Birleşik Krallık ordusunun İran’a yönelik saldırılara katılmadığını vurguladı.
Starmer: ABD, “Savunma Amaçlı Saldırılar” İçin İngiltere Üslerini Kullanabilecek
Keir Starmer, ABD’nin İran’a karşı savunma amaçlı operasyonlarda İngiltere’deki askeri üsleri kullanma talebini kabul ettiklerini açıkladı.
Starmer, X platformunda yayımlanan video mesajında, “İran’ın bölgeye füze saldırıları düzenleyerek masum sivilleri öldürmesini, İngiliz vatandaşlarının hayatını tehlikeye atmasını ve olayla ilgisi olmayan ülkeleri hedef almasını engellemek amacıyla bu talebi kabul etme kararı aldık” dedi.
Politika Değişikliği
Başbakan Starmer, daha önce ABD’nin İran’a yönelik saldırılar için İngiltere’deki üsleri kullanmasına izin vermemişti. Son açıklama, Londra’nın pozisyonunda değişikliğe gidildiğini gösteriyor.
Kararın, İran’ın bölgedeki füze ve insansız hava aracı saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri çerçevesinde alındığı değerlendiriliyor.
Stratejik Önemi
İngiltere’deki ABD askeri varlığı, Orta Doğu’ya yönelik operasyonlarda lojistik ve hava gücü açısından kritik rol oynuyor. Washington’ın bu üsleri kullanması, operasyonel menzil ve esneklik açısından önemli bir avantaj sağlayabilir.
Londra yönetimi ise kararın “savunma amaçlı” olduğunu ve müttefiklerin güvenliğini korumayı hedeflediğini vurguluyor.



