ABD ile İran arasındaki gerilim yalnızca günümüz krizleriyle sınırlı değildir. İki ülke, özellikle 1980’li yıllarda Basra Körfezi merkezli bir dizi sıcak çatışmada doğrudan veya dolaylı olarak karşı karşıya gelmiştir. Basra Körfezi’ndeki çatışmalarda ABD, İran’a ait bir fırkateyni ağır hasara uğratmış; bir hücumbot ile üç sürat botunu batırmıştır. Yanlışlıkla bir Irak uçağı ABD savaş gemisini vurmuş, ardından bir ABD gemisi İran Havayolları’na ait sivil bir uçağı düşürmüştür.
İran-Irak Savaşı’nın yoğun şekilde devam ettiği 1984 yılında Irak, Fransa’dan aldığı Mirage F-1 savaş uçakları ve Exocet füzeleriyle İran limanlarına giden her gemiyi vuracağını açıklamıştır. Bu kararın ardından Irak ve İran güçleri, petrol taşıyan gemileri hedef almaya başlamıştır. O yıl Basra Körfezi’nde saldırıya uğramadan seyreden neredeyse hiçbir gemi kalmamıştır. Saldırıların Suudi Arabistan tankerlerine yönelmesi üzerine Suudi Hava Kuvvetleri’ne ait F-15 savaş uçakları ile İran’a ait F-4 Phantom savaş uçakları arasında hava çatışmaları yaşanmış ve bir İran F-4 savaş uçağı düşürülmüştür. Bu olay, tarihte iki Amerikan yapımı savaş uçağı tipinin karşı karşıya geldiği ilk hava savaşı olarak gösterilmektedir.
İran, bu süreçte hava savunma kabiliyetini önemli ölçüde geliştirmiştir. Şah döneminde ABD’den satın alınan F-14 Tomcat savaş uçaklarını yüzlerce kilometre aralıklarla devriye görevi için uçuran İran, üzerlerindeki yaklaşık 100 kilometre menzilli radarları kullanarak geniş bir hava sahasını kontrol altında tutmayı başarmıştır. Adeta birer mini AWACS gibi kullanılan F-14 Tomcat’ler, Irak hava saldırılarını erken tespit etmiş ve çok sayıda Irak uçağının düşürülmesinde rol oynamıştır.
Tanker savaşları sırasında 546 geminin isabet alması ve yaklaşık 430 denizcinin hayatını kaybetmesi üzerine ABD, Basra Körfezi’ne giren tankerleri korumak amacıyla “Earnest Will” adı altında bir operasyon başlatmıştır. ABD Donanması, II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın en büyük deniz konvoyu operasyonlarından birini gerçekleştirmiştir.
Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, BAE ve Bahreyn’e ait gemiler, ABD eskortu eşliğinde seyretmeye başlamıştır. ABD, İran gemilerine ise eskort sağlamamıştır. Bunu fırsat olarak gören Irak, korunmasız kalan gemilere yönelik saldırılarını artırmıştır. İran ise ABD’yi Birleşmiş Milletler’e şikâyet ederek Irak’a yardım etmekle suçlamıştır.
ABD’nin Çevik Okçu Harekâtı
Irak’ın korumasız gemilere yönelik saldırılarını artırması üzerine İran, misilleme olarak Kuveyt bandıralı MV Sea Isle City tankerini füze saldırısıyla vurmuştur. Bu gelişme, ABD’nin “Earnest Will” operasyonunun caydırıcılık açısından yetersiz kaldığı yönünde değerlendirilmiştir. ABD, İran uçaklarına doğrudan operasyon düzenlemek yerine, İran’ın Basra Körfezi’ndeki petrol platformlarını hedef almaya karar vermiştir.
Ekim 1987’de ABD, “Operation Nimble Archer” (Çevik Okçu Harekâtı) kapsamında İran’a ait iki petrol platformuna saldırı düzenlemiştir. Harekâta hava desteği eşliğinde dört savaş gemisi katılmıştır. USS Hoel (DDG-13), USS John Young (DD-973), USS Kidd (DDG-993) ve USS Leftwich (DD-984) platformları topçu ateşiyle vurmuş ve ciddi hasar vererek ateşe vermiştir.
1987 yılında İran açıklarında seyreden Oliver Hazard Perry sınıfı USS Stark (FFG-31) fırkateynine, Irak Hava Kuvvetleri’ne ait bir Mirage F-1 savaş uçağı tarafından yanlışlıkla iki adet Exocet füzesi ateşlenmiştir. Füzelerin geminin bordasına isabet etmesi sonucu 37 denizci hayatını kaybetmiş, 21 denizci yaralanmıştır.
ABD yönetimi olayı büyütmemiştir. Ancak gemiyi vuran Iraklı pilot, Saddam Hüseyin tarafından Bağdat’ta halkın önünde, uçuş tulumu üzerindeyken idam edilmiştir.

Peygamber Devesi Operasyonu
Basra Körfezi’nde görev yapan ABD fırkateyni USS Samuel B. Roberts (FFG-58), Nisan 1988’de sancak tarafından bir mayına çarparak ağır hasar almıştır. Patlama sonucunda geminin karinesinde yaklaşık 4,5 metrelik bir delik oluşmuştur. Mürettebatta can kaybı yaşanmamış; personel, gemiyi batmaktan kurtararak yüzdürmeyi başarmıştır. Yardıma gelen ABD gemileri, USS Samuel B. Roberts’ı yedeğe alarak Dubai’ye çekmiştir.

ABD dalgıçlarının yaptığı inceleme sonucunda, gemiye çarpan mayının bir yıl önce ele geçirilen İran Donanması’na ait AJR isimli mayın dökücü gemiye ait olduğu belirlenmiştir. Bunun üzerine ABD, misilleme kararı alarak “Praying Mantis” (Peygamber Devesi) Operasyonu’nu başlatmıştır.
Operasyona bir uçak gemisi (USS Enterprise – CVN-65), bir amfibi çıkarma gemisi (USS Trenton – LPD-14), beş destroyer (USS Wainwright – CG-28, USS Lynde McCormick – DDG-8, USS Merrill – DD-976, USS Joseph Strauss – DDG-16, USS O’Brien – DD-975) ve üç fırkateyn (USS Simpson – FFG-56, USS Bagley – FF-1069, USS Jack Williams – FFG-24) katılmıştır.

Operasyonun ilk hedefleri İran’a ait Sassan ve Sirri petrol platformları olmuştur. Uyarıların ardından Deniz Grubu Bravo (USS Trenton, USS Lynde McCormick ve USS Merrill) Sassan Platformu’na ateş açmıştır. Deniz Grubu Charlie (USS Wainwright, USS Simpson ve USS Bagley) ise Sirri Platformu’nu hedef almıştır. Deniz Grubu Delta (USS Jack Williams, USS Joseph Strauss ve USS O’Brien) ise İran Deniz Kuvvetleri’nin olası saldırılarına karşı konuşlanmıştır.
Platformlar ateş altına alındıktan sonra çift motorlu CH-46E helikopterleriyle Sassan Platformu’na Deniz Piyadeleri, Sirri Platformu’na ise Deniz Komandoları indirilmiştir.

İran, gelişmeler üzerine hızla harekete geçmiştir. Joshan adlı füze hücumbotu, tüm uyarılara rağmen İkinci Deniz Grubu Charlie’ye yaklaşmayı sürdürmüştür. Şah döneminde Harpoon gemisavar füzeleriyle donatılan Joshan, Charlie grubuna yaklaşık 13 mil mesafedeyken bir Harpoon füzesi ateşlemiştir. Gruptaki ABD gemileri, karşı tedbir sistemleri ve yanıltıcı hedefler (decoy) kullanarak füzeyi etkisiz hâle getirmiştir. Bunun ardından Harpoon ve Standard füzeleriyle iki taraf arasında bir füze düellosu yaşanmış; Joshan füze hücumbotu batırılmıştır. Bu olay, deniz harp tarihinde iki gemi arasında gerçekleşen füze düellosu sonucunda batırılan ilk gemi olarak kayda geçmiştir.

Peygamber Devesi Operasyonu’nun ilk gününde, öğleden sonra İran’a ait Boghammar tipi sürat botları, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Mübarek petrol sahasında bulunan Panama bandıralı Scan Bay gemisine saldırmıştır. Gemide 15 Amerikan vatandaşı bulunması üzerine ABD, uçak gemisinden iki A-6 Intruder ve bir F-14 Tomcat savaş uçağını bölgeye sevk etmiştir. ABD, bu müdahaleyle ilk kez kendi bayrağını taşımayan bir gemiyi savunmak amacıyla doğrudan harekete geçmiştir. Saldırıda bir A-6E Intruder uçağı üç sürat botunu batırmış, diğer botlar ise İran karasularına çekilerek kıyıya ulaşmış ve terk edilmiştir.

Akşam saatlerine doğru ABD savaş gemileri ve uçak gemisinden kalkan A-6 Intruder uçakları, İran Deniz Kuvvetleri’ne ait Sahand (74) fırkateynine koordineli bir saldırı düzenlemiştir. A-6 uçakları, fırkateynin baca kısmına 500 kilogramlık CBU-59 misket bombaları bırakmış; gemi ağır hasar alarak hareketsiz şekilde su üstünde kalmıştır. Ardından ABD gemilerinden ateşlenen üç Harpoon gemisavar füzesi hedefe isabet etmiştir. Washington’dan gelişmeleri takip eden askerî yetkililer, geminin tamamen batırılmaması yönünde karar almıştır. Ağır hasar gören Sahand, daha sonra bir römorkör yardımıyla Bandar Abbas deniz üssüne çekilmiştir.
ABD ile İran arasında Basra Körfezi’nde yaşanan deniz muharebelerinin en trajik olayı, ABD Donanması’na ait USS Vincennes savaş gemisinin, Tahran–Dubai seferini yapan İran Havayolları’na ait Airbus A300 yolcu uçağını F-14 savaş uçağı zannederek vurmasıdır. Olayda uçakta bulunan 66’sı çocuk olmak üzere toplam 290 kişi hayatını kaybetmiştir.

Yaklaşık 25 yıl önce gerçekleştirilen bu operasyonlarda ABD Deniz Kuvvetleri, planladığı askerî hedeflerin tamamına ulaşmıştır. Operasyonlardan, ileride komuta kademesi için önemli dersler çıkarılmıştır. Basit planlama, net hedef tanımı ve güçlü bir emir-komuta zinciri, başarının temel unsurları olmuştur.
Farklı kuvvet unsurlarının eşgüdüm içinde kullanılması —örneğin Deniz Görev Grupları ile deniz-hava-kara unsurlarının ortak çalışması— etkili sonuçlar vermiş ve çoklu görev grubu operasyonlarının önemini artırmıştır. Hava unsurlarının, özellikle sabit kanatlı uçaklar ve helikopterlerin koruma görevleri ile hedefle görsel temas sağlamadaki rolü öne çıkmıştır. Birliklerde yabancı dil bilen personelin bulunması, İran unsurlarıyla temas kurulması ve hareketlerinin takibi açısından fayda sağlamıştır.
Klasik deniz top sistemleriyle hedef imhasının zor olduğu görülmüştür. Sassan ve Sirri platformlarına yönelik atışlarda hedef çevresinde yaklaşık 280 mermi kullanılmıştır. Hedeflerin önceden uyarılması insani açıdan olumlu değerlendirilse de taktiksel açıdan olumsuz sonuçlar doğurmuş ve bu yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gemilerde bulunan Standard Füze (SM) sistemi yüksek performans göstermiş; beş atışta beş hedef başarıyla imha edilmiştir. Harpoon gemisavar füzesinin performansı da etkili bulunmuştur.
Sonuç olarak, komuta kademesi ve personelin her senaryoya hazırlıklı olması, yeni tehdit senaryolarını sürekli değerlendirmesi, planlama yapması ve düzenli tatbikatlarla hazırlık seviyesini koruması gerektiği vurgulanmıştır.
Kaynak: Lobotomi, Navybook, Ajanslar, US Navy



