ABD, Çarşamba günü Atlantik Okyanusu’nda Venezuela ile bağlantılı iki petrol tankerine el koydu. Ele geçirilen gemilerden birinin Rusya bayrağı taşıdığı bildirildi. Operasyon, Başkan Donald Trump’ın Amerika kıtasındaki petrol akışını denetim altına alma ve Venezuela üzerindeki baskıyı artırma politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Cumartesi günü Karakas’ta düzenlenen askerî operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından Washington yönetimi, OPEC üyesi Güney Amerika ülkesine giden ve ülkeden çıkan, yaptırım kapsamındaki petrol sevkiyatlarına yönelik ablukasını genişletti. Beyaz Saray ayrıca, Trump’ın ilk başkanlık döneminde 2019’da uygulamaya konulan Venezuela petrolüne yönelik bazı yaptırımların seçici biçimde gevşetilmesinin gündemde olduğunu açıkladı.

Yetkililere göre, Atlantik’te haftalar süren takip Çarşamba sabahı ABD Sahil Güvenlik unsurları ve askerî özel kuvvetlerin, adli el koyma kararı doğrultusunda Marinera adlı ham petrol tankerine müdahalesiyle sona erdi. Daha önce gemiye çıkmayı reddeden tanker, kısa süre sonra Rusya bayrağına geçmişti.

Operasyona İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri ve Kraliyet Donanması’na ait unsurların da destek verdiği bildirildi. İngiltere Savunma Bakanı John Healey, müdahalenin “yaptırımları ihlal eden aktörlere karşı yürütülen küresel çabanın bir parçası” olduğunu söyledi.

Bölgede Rus denizaltıları ve savaş gemilerinin bulunması, el koyma operasyonunun Moskova ile yeni bir gerilim riski taşımasına neden oldu. Kremlin, Rusya’da resmî tatil olması nedeniyle yorum talebine yanıt vermedi.

Aynı gün erken saatlerde ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı, Güney Amerika’nın kuzeydoğu kıyısı açıklarında Venezuela petrolü taşıyan Panama bayraklı M Sophia adlı tankere de el koydu. ABD’li yetkililer, bunun son haftalarda gerçekleştirilen dördüncü benzer operasyon olduğunu açıkladı. Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA kayıtlarına göre gemi tamamen doluydu.

ABD “gölge filo”yu hedef alıyor

Daha önce Bella-1 adıyla bilinen Marinera tankerinde petrol bulunmadığı belirtilirken, ABD yönetimi Marinera ve M Sophia’nın Venezuela ve İran kaynaklı, yaptırım altındaki petrolü taşıyan “gölge filo”nun parçası olduğunu savunuyor.

Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller, “Deniz yoluyla enerji taşımacılığına yalnızca Amerikan yasalarına ve ulusal güvenliğe uygun kanallar üzerinden izin verilecektir” dedi. Miller, Venezuela enerji sektörü için ABD tarafından tanınan meşru ticari yollar aracılığıyla önemli bir ekonomik potansiyel bulunduğunu da ifade etti.

ABD Başsavcısı Pam Bondi ise Marinera mürettebatının Sahil Güvenlik emirlerine uymadığını ve “tutuklanmamak için direnç gösterdiğini” belirterek cezai süreç başlatılacağını açıkladı.

Çin’den tepki: “Zorbalık”

Trump yönetimi, Venezuela’nın en büyük petrol alıcısı olan Çin’e giden sevkiyatları yönlendirmek ve yaklaşık 2 milyar dolar değerindeki ham petrole erişim sağlamak amacıyla Karakas ile bir anlaşma zemini arıyordu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, “Venezuela’nın kendi petrol kaynakları üzerinde baskı kurulması ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımıyla güç kullanılması tipik bir zorbalık örneğidir” ifadelerini kullandı.

Trump, daha önce “uyuşturucu kaçakçısı bir diktatör” olarak nitelediği Maduro’nun tutuklanmasının ardından, ABD’li enerji şirketleriyle birlikte Venezuela’nın devasa petrol rezervlerinin kontrol altına alınabileceğini açıkça dile getirmişti. 63 yaşındaki Maduro, bu hafta New York’ta federal mahkemede uyuşturucu suçlamalarına karşı suçsuz olduğunu savundu.

Maduro’nun Sosyalist Parti müttefikleri Venezuela’da iktidarı elinde tutmaya devam ederken, Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez hem Maduro’nun “kaçırılmasını” kınamak hem de Washington’dan gelen askerî baskı tehditleri altında ABD ile sınırlı iş birliğini sürdürmek arasında denge kurmaya çalışıyor.

ABD yönetimine yakın bir kaynak, Rodríguez’in de ABD yaptırımları altında bulunduğunu ve yurtdışındaki mali varlıklarının potansiyel bir baskı unsuru olarak değerlendirildiğini aktardı.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth dâhil olmak üzere Trump yönetiminin üst düzey isimleri, Çarşamba günü ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi üyelerine Venezuela konusunda kapalı oturum brifingleri verdi. Demokratlar ise daha fazla bilgi talep etti.

Demokrat Senatör Chris Murphy, “Silah zoruyla Venezuela’nın petrolünü ele geçirip bunu ülkeyi uzun süre yönetmenin aracı hâline getirmek istiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Venezuela petrolünü satmayı planlıyor

Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, ABD yaptırımları nedeniyle Venezuela’da mahsur kalan yaklaşık 50 milyon varil ham petrolün rafine edilerek piyasaya sürüleceğini duyurdu. Bu adım, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen uzun süredir gerileyen Venezuela enerji sektörüne yönelik yeni bir stratejinin ilk aşaması olarak görülüyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, bu planı mümkün kılmak amacıyla Venezuela petrolüne yönelik yaptırımların “seçici biçimde” geri çekildiğini açıkladı. Rubio ise “30 ila 50 milyon varil petrolü piyasa fiyatlarından satacağız; Venezuela’nın bugüne kadar verdiği indirimlerle değil” dedi.

PDVSA, ABD ile müzakerelerin sürdüğünü doğrularken görüşmelerin “her iki taraf için de yasal, şeffaf ve tamamen ticari koşullara” dayandığını belirtti.

Trump’ın planının öngördüğü arz artışı beklentisi, küresel piyasalarda ham petrol fiyatlarının düşmesine yol açtı.

Çin, Rusya ve Venezuela’nın sol eğilimli müttefikleri, Maduro’nun yakalanması sırasında düzenlenen ABD operasyonunu sert şekilde kınadı. Bu müdahale, Washington’un 1989’da Manuel Noriega’yı devirmek için Panama’yı işgalinden bu yana Latin Amerika’daki en kapsamlı askerî eylem olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin müttefikleri ise, yabancı bir devlet başkanının yakalanması gibi olağanüstü bir emsalin, Trump’ın Meksika’dan Grönland’a kadar uzanan daha agresif dış politika söylemiyle birleşmesinden derin endişe duyuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here