Gelecekteki askeri çatışmaların, kara ve hava operasyonlarının ötesine geçerek uzay alanında yoğunlaşacağına dair işaretler artıyor. Artan fırlatma temposu, yörünge istihbaratına yönelik büyüyen talep, Çin uydularının agresif yakın manevraları ve Rusya’nın uzay tabanlı nükleer kapasite geliştirdiğine dair raporlar, büyük güçler arasında uzayın yeni bir rekabet sahasına dönüştüğünü gösteriyor.
Savunma ve uzay güvenliği alanında faaliyet gösteren Vantor’un başkan yardımcısı Susanne Hake, Axios’a yaptığı değerlendirmede, Çin ve Rusya’nın uzayda daha fazla askeri kapasiteyi devreye soktuğunu söyledi. Hake, “Uzayda rutin faaliyetlerle düşmanca davranışlar arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor. Ulusal sınırların olmaması bu alanı doğası gereği küresel bir güvenlik sorununa dönüştürüyor,” dedi.
Uzayın Askeri Rolü Sahada Görüldü
Uzayın modern askeri operasyonlardaki rolü, ABD’nin Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından yapılan brifinglerde daha net biçimde ortaya çıktı. Yetkililere göre, ABD United States Space Command, başkent Caracas’ta uygulanan karartma koşulları altında ilerleyen birlikler için operasyonel destek sağladı.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden (CSIS) Kari Bingen, operasyonu “modern ve entegre ABD savaş anlayışının bir örneği” olarak nitelendirdi. Bingen, “Günümüz çatışmalarında — ister Orta Doğu’da ister Ukrayna’da — rakibin algılama, iletişim ve komuta kabiliyetlerini felç etmek temel hedeflerden biri,” dedi.
Trump Dönemi Uzay Politikasıyla Dönüm Noktası
Uzay uzun yıllar boyunca uluslararası anlaşmalar ve normlarla düzenlenmiş bir alan olarak görülse de, Donald Trump yönetimi bu yaklaşımı önemli ölçüde değiştirdi.
Trump’ın ilk döneminde ABD United States Space Force kuruldu ve uzayın askeri bir alan olduğu resmi olarak kabul edildi. İkinci döneminde ise yönetim, 175 milyar dolarlık “Golden Dome” füze ve uzay savunma konseptini kamuoyuna tanıttı, Çin ve Rusya karşısında kaybedilen stratejik avantaj konusunda uyarılarda bulundu ve ABD Uzay Komutanlığı’nın karargâhını Alabama’ya taşıdı.
Trump yönetimi ayrıca, Ay’da nükleer enerji altyapısı kurulmasına yönelik planları da gündeme getirdi. Yetkililer, bu adımların ABD’nin “yüksek irtifa ve uzay alanlarında caydırıcılık” hedefinin bir parçası olduğunu savunuyor.
Savunma Sanayii Yatırımları Hızlanıyor
Uzay rekabetinin yoğunlaşması, ABD savunma sanayiinde de yeni bir ivme yarattı. Füze Savunma Ajansı’nın 151 milyar dolar değerindeki çok katmanlı savunma sözleşmesi için bugüne kadar 2.400’den fazla başvuru yapıldı.
Savunma teknolojileri şirketi Anduril Industries’nin üst düzey yöneticilerinden Gokul Subramanian, Uzay Kuvvetleri Komutanı General Chance Saltzman’ın “Uzay bir savaş alanıdır” ifadesinin artık ABD savunma planlamasının temel varsayımlarından biri haline geldiğini söyledi.
Sivil Hayat Üzerindeki Etkiler
Uzay altyapısı, modern toplumun işleyişinde kritik bir rol oynuyor. Uydu sistemleri; hava tahminlerinden navigasyona, finansal işlemlerden acil durum iletişimine kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin hukuk danışmanlarından Jonathan Horowitz, uzayda yaşanacak bir askeri tırmanmanın sivil sonuçlarına dikkat çekti. Horowitz, “Uydu sistemlerinin aniden devre dışı kalması, siviller için ciddi ve doğrudan riskler doğurur. Uzayda askeri faaliyetler artarken, insani etkilerinin de hesaba katılması gerekiyor,” dedi.
Uzmanlara göre, uzay artık yalnızca teknolojik rekabetin değil, aynı zamanda küresel güvenlik ve sivil hayatın korunması açısından da kritik bir alan haline geliyor.
Kaynak: Axios



