2026’nın eşiğinde dünya, eski düzenin yıkıldığı ancak yenisinin henüz kurulamadığı tarihi bir belirsizlik döneminden geçiyor. ABD’nin küresel liderlikten çekilmesi ve nükleer gerilimin tırmanması jeopolitik dengeleri sarsarken; ekonomide 35 trilyon dolarlık yapay zeka balonu, toplumda ise Z kuşağının yükselen öfkesi büyük bir fırtınanın habercisi. İşte Çin’in teknolojik hakimiyetinden ‘K-şekilli’ ekonomik krize kadar, küresel sistemi kökünden değiştirecek 5 sarsıcı gerçek.
“Eski Dünya Ölüyor, Yenisi Henüz Doğmadı”
Dünya, tarihte nadir görülen, sancılı ve uzun bir “interregnum” (fetret devri) sürecinden geçiyor. Alıştığımız jeopolitik haritalar silinirken, ekonomik kurallar yeniden yazılıyor. Bugün hissettiğimiz derin belirsizlik, geçici bir fırtına değil; istikrarın yerini yıkıcı “süreksizliklere” bıraktığı yeni bir çağın ayak sesleridir.
Modern insan, “Sırada ne var?” sorusunun ağırlığı altında ezilirken, 1945 sonrası inşa edilen düzenin bizzat mimarları tarafından sarsıldığına şahitlik ediyor. 2026’ya doğru ilerlerken, güvenli liman arayışı sona erdi; artık tek geçerli strateji, bu yüksek riskli ortamda hayatta kalabilmek.
Amerika: Kendi Yarattığı Düzeni Yıkan “Haydut Aktör”
Küresel jeopolitiğin en çarpıcı paradoksu, 20. yüzyılın mimarı olan ABD’nin, kurduğu liberal sistemi yıkan “revizyonist” bir güce dönüşmesidir. Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi ile Washington, artık dünyanın yükünü tek başına taşımayacağını ilan ederek bir dönemi resmen kapattı. Amerika Birleşik Devletleri’nin Atlas gibi tüm dünya düzenini ayakta tuttuğu günler sona erdi.
ABD’nin USAID gibi yumuşak güç unsurlarını tasfiye etmesi ve COP30 veya G-20 gibi çok taraflı platformlardan çekilmesi, küresel bir boşluk yaratıyor. Bu durum basit bir izolasyonizm değil; küresel istikrarsızlığın ana kaynağına dönüşen bilinçli bir sistemik yıkımdır. ABD’nin bıraktığı boşluk “çok kutupluluk” değil, tehlikeli bir başıboşluk vaat ediyor.
Yapay Zeka Balonu ve 35 Trilyon Dolarlık Risk
Yapay zeka (AI) sadece teknolojik bir devrim değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi temellerinden sarsabilecek 35 trilyon dolarlık devasa bir risk havuzudur. Bugün ABD borsa büyümesinin %80’ini tek başına sırtlayan AI yatırımları, beklenen verimliliği sağlayamazsa, 2000 yılındaki dot-com krizinden çok daha yıkıcı bir çöküşe yol açabilir.
Sistemik risk, ekonominin “K-şekilli” … (Normalde ekonomik iyileşmelerin “V” şeklinde (herkesin dibi görüp sonra beraber yükselmesi)…. olması beklenir. Ancak “K-şekilli” bir ekonomide, zengin daha zengin, fakir daha fakir olur.)bir hal almasıyla derinleşiyor:
- En üstteki %20’lik kesim zenginleşirken, orta sınıf hızla eriyor.
- “First Brands” gibi büyük üreticilerin iflası, orta sınıfın temel harcamalarını bile yapamadığını gösteriyor.
- Eski IMF yetkilisi Gita Gopinath’ın uyarısına göre; yapay zekanın karmaşık görevlerde başarısız olması durumunda, trilyonlarca dolarlık tüketici serveti bir gecede buharlaşabilir.
Z Kuşağı Tsunamisi: Dengeleri Değiştiren Gençlik
Küresel Güney’de, ABD yardımlarının kesilmesiyle derinleşen bir “demografik tsunami” yaklaşıyor. 1997-2012 arası doğan Z Kuşağı, bugün insanlığın %20’sini oluşturuyor. Afrika’da yaş ortalamasının 19,3 olması, mevcut siyasi yapıları tehdit eden büyük bir enerji biriktiriyor.
- Altyapı ve Borç Krizi: Sahra altı Afrika’da 600 milyon insanın elektriğe erişimi yok. Ülkeler 746 milyar dolarlık dış borç yükü altında eziliyor.
- İsyan Dalgaları: Bangladeş ve Nepal gibi ülkelerde gençler, “iyi bir yaşam merdiveninin” ellerinden alındığını görerek protestolara önderlik ediyor.
Eğer bu genç nüfus eğitilemez ve istihdam edilemezse; refahın yerini terörizm ve kitlesel göç dalgaları alacaktır.
Üçüncü Nükleer Çağ: Kıyamete 89 Saniye
Soğuk Savaş sonrası nükleer durgunluk yerini ürkütücü bir “Üçüncü Nükleer Çağ”a bıraktı. Kıyamet Saati (Doomsday Clock), silah kontrol anlaşmalarının çökmesiyle gece yarısına sadece 89 saniye kaldığını gösteriyor.
Dünya, askeri stratejistlerin “aynı anda iki nükleer savaşı yürütme” planları yaptığı karanlık bir eşikte:
- ABD nükleer modernizasyon için 1.7 trilyon dolar ayırıyor.
- Rusya stratejik olmayan nükleer silahlarını öne çıkarıyor.
- Çin, 2030’a kadar 1000 savaş başlığına ulaşmayı hedefliyor.
Diplomatik korumanın olmadığı bu dünyada, “sınırlı nükleer savaş” ihtimali artık bir distopya değil, masadaki askeri bir seçenektir.
İklim ve Teknoloji Savaşlarında Çin’in Hakimiyeti
ABD iklim değişikliği anlaşmalarından çekilirken, boşalan liderlik koltuğuna Çin oturuyor. Çin, yeşil dönüşümü sadece çevresel bir proje olarak değil, ekonomik bir büyüme motoru olarak kullanıyor.
- Yeşil Enerji Liderliği: Çin, dünyadaki inşa halindeki güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin %74’üne hakim.
- AI Paradoksu: ABD pahalı “süper zeka” peşinde koşarken; Çin, “DeepSeek” gibi açık kaynaklı ve pratik modellerle uygulama yarışını kazanıyor.
ABD fosil yakıtlara dönerken, Çin hem enerji hem de yapay zeka alanında geleceğin standartlarını belirliyor.
Sonuç: Canavarların Zamanında Yön Bulmak
Gramsci’nin meşhur ifadesiyle; eski düzenin öldüğü ama yenisinin henüz doğmadığı, “canavarların ortaya çıktığı” o tehlikeli aralıktayız. Dünya, hegemon bir güç olmadan istikrar arıyor; ancak bu arayış revizyonist hırsların gölgesinde kalıyor.
Asıl soru şu: Dünya, lidersiz bir ortamda yeni bir işbirliği modeli geliştirebilecek mi, yoksa tarihin en büyük sistemik çöküşüne mi sürükleniyoruz? Bu yeni gerçekliği doğru okumak, artık bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.



