SON GELİŞMELER
- İran Dışişleri Bakanı Araghchi: Ateşkes İçin Müzakere Talebinde Bulunmadık
- Hürmüz Boğazı’nda Gerilim Tırmanıyor: Mayın İddiaları Küresel Enerji Piyasalarını Sarstı
- ABD Enerji Bakanı Wright: İran Savaşı Haftalar İçinde Bitebilir
- BAE’nin Kritik Petrol Limanı Fujairah Drone Saldırısının Ardından Yeniden Açıldı
- İngiltere: Typhoon ve F-35 savaş uçakları Katar ve Güney Kıbrıs üzerinde devriye uçuşu yaptı
- İran, Sejjil balistik füzesini ilk kez savaşta kullandı
- Trump: İran’ın Körfez’deki ABD müttefiklerini hedef almasına şaşırdım
- İran: İsrail ile Irak ve Kuveyt’teki ABD üslerine saldırı düzenledik
- Washington Post yazarı: ABD, İran krizinde “imparatorluk tuzağına” düşüyor (Analiz)
- İsrail: İran’a yaklaşık 400 hava saldırısı düzenledik
- ABD Büyükelçiliği: ABD vatandaşları Irak’ı derhal terk etmeli
Mar-15 – 00:22
İran’dan ABD uçak gemisi Gerald Ford’a destek veren tesislere tehdit
İran askeri yetkilileri, bölgede konuşlu bir ABD uçak gemisine destek sağlayan tesislerin potansiyel askeri hedef haline gelebileceği uyarısında bulundu.
Tasnim Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Hatemu’l-Enbiya Merkez Karargâhı sözcüsü yaptığı açıklamada, USS Gerald R. Ford (CVN-78) uçak gemisinin Kızıldeniz’deki varlığının İran’a yönelik bir tehdit olarak değerlendirildiğini söyledi.
Lojistik merkezler hedef olabilir
Sözcü, ABD uçak gemisi görev grubuna destek sağlayan lojistik ve hizmet tesislerinin de İran’ın hedef listesine girebileceğini belirtti. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:“Kızıldeniz’de bulunan söz konusu filonun lojistik ve hizmet merkezleri, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri için potansiyel hedefler olarak değerlendirilmektedir.”
Mar-15 – 17:23
İngiltere: Typhoon ve F-35 savaş uçakları Katar ve Güney Kıbrıs üzerinde devriye uçuşu yaptı
İngiliz Savunma Bakanlığı, gece saatlerinde İngiliz savaş uçaklarının Orta Doğu’da devriye ve görev uçuşları gerçekleştirdiğini açıkladı.
Bakanlık tarafından yapılan durum güncellemesine göre Eurofighter Typhoon ve F-35 Lightning II savaş uçakları, Katar ve Güney Kıbrıs üzerinde operasyonel uçuşlar gerçekleştirdi.
Amaç: İngiliz çıkarlarını ve müttefikleri korumak
İngiliz Savunma Bakanlığı, uçuşların İngiltere’nin bölgedeki çıkarlarını korumak amacıyla yapıldığını belirtti.
Açıklamada ayrıca bu görevlerin müttefikleri korumaya yönelik Katar, Güney Kıbrıs, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Bahreyn hava sahalarında gerçekştirildiği belirtildi.
Bölgedeki gerilim sürüyor
Son dönemde İran ile ABD ve müttefikleri arasındaki gerilimin artması, Orta Doğu’daki hava devriye faaliyetlerinin yoğunlaşmasına yol açtı.
Uzmanlara göre İngiltere’nin Typhoon ve F-35 uçaklarıyla gerçekleştirdiği görev uçuşları, bölgedeki askeri caydırıcılığı güçlendirmeyi hedefliyor.
Mar-15 – 16:21

İran, Sejjil balistik füzesini ilk kez savaşta kullandı
İran Devrim Muhafızları (IRGC), İsrail’e yönelik yürütülen “Gerçek Vaat” (True Promise) operasyonunun 54. aşamasında, İran’ın en gelişmiş balistik füzelerinden biri olan Sejjil orta menzilli balistik füzesinin (MRBM) ilk kez savaşta kullanıldığını açıkladı.
İranlı yetkililer, saldırıların İsrail’in kritik askeri tesislerini, karar alma merkezlerini, savunma sanayii altyapısını ve İsrail birliklerinin toplanma noktalarını hedef aldığını belirtti.
Füze savaşında yeni aşama
İran Devrim Muhafızları, Sejjil füzesinin kullanımını İsrail’e karşı yürütülen daha geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırılarının bir parçası olarak tanımladı.
İranlı askeri analistler, Sejjil’in savaşta kullanılmasını Tahran’ın askeri doktrininde önemli bir dönüşüm olarak değerlendiriyor. Bu değişimin, yalnızca caydırıcılık amacıyla füze göstermenin ötesine geçerek yüksek hassasiyetli stratejik misilleme kapasitesine yöneldiğini gösterdiği belirtiliyor.
Analistlere göre Sejjil’in kullanımı, İsrail ve bölgesel müttefikleri için tehdit dengelerini önemli ölçüde değiştirebilir.
Bölgesel menzil etkisi
Yaklaşık 2.500 kilometrelik menzil, İran’ın kendi topraklarından İsrail’in tamamını, Doğu Akdeniz’deki bazı NATO tesislerini, Güney Avrupa’nın bazı bölgelerini ve Arap Yarımadası’ndaki ABD askeri üslerini teorik olarak vurabilmesine olanak sağlıyor.
Batılı istihbarat yetkililerine göre Sejjil’in konuşlandırılması, İran’ın füze envanterine daha mobil ve hızlı tepki verebilen bir saldırı sistemi kazandırıyor.
Füze savunma sistemleri üzerindeki etkisi
Uzmanlar, Sejjil’in gelişmiş avionik sistemleri, olası son aşama manevra kabiliyeti ve aldatıcı hedef sistemleri sayesinde bazı füze savunma sistemleri için ek zorluk oluşturabileceğini değerlendiriyor.
Bu sistemler arasında THAAD hava savunma sistemi, İsrail’in Arrow hava savunma sistemi ve Avrupa’nın Avrupa Hava Savunma Kalkanı Girişimi bulunuyor.
Nükleer tartışmalar yeniden gündemde
İran, füze programının tamamen savunma amaçlı olduğunu ve nükleer savaş başlığı taşıma amacı bulunmadığını savunuyor.
Ancak Sejjil’in menzili, yük kapasitesi ve balistik profilinin, teorik olarak nükleer savaş başlığı taşıyabilecek bir platforma uyarlanabileceği yönündeki tartışmalar Tel Aviv, Washington ve Brüksel’de yeniden gündeme geldi.
Bölgesel füze sistemleriyle karşılaştırma
Sejjil sistemi, mobil ve katı yakıtlı orta menzilli füze kategorisinde Agni-II missile (Hindistan), Shaheen-II missile (Pakistan) ve Pukguksong-2 missile (Kuzey Kore) aynı sınıfta değerlendiriliyor
Ancak analistlere göre Sejjil’i farklı kılan unsur, yüksek yoğunluklu bir çatışmada fiilen kullanılmaya başlanmış olması.
Sejjil balistik füzesi: teknik özellikler
Sejjil, İran’ın geliştirdiği katı yakıtlı, iki aşamalı orta menzilli balistik füze sistemi olarak biliniyor.
Başlıca özellikleri:
- Uzunluk: yaklaşık 18 metre
- Ağırlık: 22–24 ton
- Menzil: yaklaşık 2.500 kilometre
- Savaş başlığı: 650 kg’a kadar yüksek patlayıcı veya alternatif yük
- Navigasyon: ataletsel + GPS destekli sistem
- Tahmini hassasiyet (CEP): 100 metrenin altında
Katı yakıt teknolojisi sayesinde füzenin uzun süreli yakıt hazırlığı gerektirmeden hızlı şekilde fırlatılabildiği belirtiliyor. Bu durum, sistemin erken tespit edilmesini ve önlenmesini zorlaştırıyor.
Mar-15 – 06:50
Trump: İran’ın Körfez’deki ABD müttefiklerini hedef almasına şaşırdım
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Körfez’deki ABD müttefiklerini hedef alan saldırıları karşısında “şaşırdığını” söyledi.
Trump, NBC News’e verdiği röportajda, İran’ın saldırılarının özellikle ABD’nin yakın müttefiklerini hedef almasının beklenmedik olduğunu ifade etti.“Bu ülkeler harika ülkeler. Gereksiz yere ateş açıldı.” diyen Trump ayrıca İran’ın bu ülkeleri hedef almasının “tüm bu olayda yaşadığı en büyük sürpriz” olduğunu söyledi.
Körfez ülkeleri ABD’nin önemli askeri ortakları
On yıllardır Körfez ülkeleri, ABD ile yakın askeri iş birliği içinde bulunuyor.
Bahrain, Kuwait, Saudi Arabia, United Arab Emirates, Qatar ve Oman ABD askeri üslerine ev sahipliği yapıyor. Amerikan silah ve savunma teknolojisinin en büyük alıcıları arasında yer alıyorlar. Washington ile güvenlik ve savunma alanında yakın iş birliği sürdürüyor.
Karşılığında ABD, uzun yıllardır Körfez bölgesinin en önemli askeri ortağı ve güvenlik garantörü olarak görülüyor.
Analistler: Körfez ülkeleri savaşın içine çekiliyor
Analistlere göre, Körfez ülkeleri başlatmadıkları ve diplomatik yollarla önlemeye çalıştıkları bir savaşın içine giderek daha fazla çekilmekten endişe duyuyor.
Bu ülkelerin çoğu İran’a, topraklarındaki üslerin saldırılar için kullanılmayacağına dair güvence verdiğini belirtmişti.
İran saldırılarının boyutu bölgeyi şaşırttı
Buna rağmen İran, bölgedeki hedeflere yönelik binlerce füze ve insansız hava aracı saldırısı başlattı.
Analistlere göre saldırılarda şu hedefler yer aldı:
- askeri üsler
- havaalanları
- petrol rafinerileri
- limanlar
- oteller ve ofis binaları
Uzmanlar, İran’ın geniş çaplı saldırı kampanyasının Körfez’deki güvenlik dengelerini ciddi şekilde sarstığını değerlendiriyor.
Mar-15 – 06:43
İran: İsrail ile Irak ve Kuveyt’teki ABD üslerine saldırı düzenledik
İran Devrim Ordusu (IRGC), İsrail’in yanı sıra Irak ve Kuveyt’te bulunan bazı ABD askeri üslerini hedef alan saldırılar düzenlediğini açıkladı.
IRGC tarafından yapılan açıklamada, İsrail’e yönelik saldırılarda “ağır balistik füzeler” kullanıldığı ve bu saldırıların Tel Aviv çevresindeki sanayi bölgelerinde ciddi etkiler yarattığı iddia edildi.
İsrail’e yönelik füze saldırıları
IRGC, İsrail’de ambulans sirenlerinin sürekli çaldığını ve İsrailli yetkililerin ölü ve yaralı sayısının arttığını kabul ettiğini öne sürdü. Açıklamada bunun, İran füzelerinin etkisini gösterdiği savunuldu.
İsrail tarafından ise saldırılara ilişkin can kaybı iddiaları hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
ABD üsleri hedef alındı iddiası
İran Devrim Muhafızları ayrıca Irak ve Kuveyt’te bulunan üç ABD askeri üssünün hedef alındığını duyurdu.
IRGC’ye göre saldırılarda hedef alınan üsler şunlar:
- Harir Air Base – Erbil, Irak
- Ali Al Salem Air Base – Kuveyt
- Camp Arifjan – Kuveyt
İran, bu üslerin füzeler ve insansız hava araçlarıyla vurulduğunu ve ağır hasar verildiğini iddia etti.
Bağımsız doğrulama yok
İran’ın söz konusu saldırılarda üslerin “yok edildiği” yönündeki iddiası bağımsız kaynaklar tarafından henüz doğrulanmadı. ABD veya ilgili ülkelerden de konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.
ANALİZ
ABD, İran krizinde “imparatorluk tuzağına” düşüyor
Washington Post yazarı Fareed Zakaria, ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesinin Washington’u uzun vadeli bir “imparatorluk tuzağına” sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Zakaria, ABD’nin Orta Doğu’ya yeniden yoğun biçimde odaklanmasının, bir zamanlar küresel süper güç olan Britanya İmparatorluğu’nun stratejik hatalarını hatırlattığını yazdı.
Zakaria’ya göre ABD, son yıllarda Çin’in yükselişi ve sanayi kapasitesinin yeniden inşası gibi daha kritik küresel meydan okumalarla ilgilenmesi gerektiği yönünde geniş bir siyasi uzlaşı oluşturmuştu. Ancak Washington’un İran merkezli yeni askeri operasyonları, ABD’yi bir kez daha Orta Doğu’daki karmaşık siyasi ve toplumsal dinamikleri yeniden şekillendirmeye çalışan uzun süreli bir çatışmaya sürükleyebilir.
Analiste göre bu tür müdahalelerin geçmişteki sonuçları da sınırlı başarılar getirdi. ABD, Irak, Afganistan ve Libya’da yürüttüğü operasyonlarda önemli askeri üstünlük sağlasa da kalıcı siyasi düzen kurmakta zorlandı.
Britanya İmparatorluğu benzetmesi
Zakaria, ABD’nin bugün karşı karşıya olduğu stratejik riskleri anlamak için 20. yüzyılın başındaki Britanya deneyimine bakılması gerektiğini savunuyor. O dönemde küresel ekonominin yaklaşık dörtte birini kontrol eden Britanya, Londra’yı dünyanın finans merkezi haline getirmiş ve uluslararası düzen üzerinde belirleyici bir güç olmuştu.
Ancak 1880’lerden 1920’lere kadar geçen süreçte Londra yönetimi Sudan, Somali, Irak ve Ürdün gibi bölgelerdeki krizlere müdahil olarak askeri varlığını genişletti. Zakaria’ya göre bu müdahaleler kısa vadede mantıklı görünse de Britanya’nın kaynaklarını tüketti ve merkezdeki ekonomik ve teknolojik dönüşümlerin gözden kaçırılmasına yol açtı.
Örneğin 1920’deki Irak isyanını bastırmak için yüz binin üzerinde İngiliz ve Hintli asker konuşlandırıldı ve operasyonun maliyeti İngiltere’nin yıllık eğitim bütçesine yaklaşan bir seviyeye ulaştı.
Büyük güçlerin “küçük savaşlar” tuzağı
Zakaria’ya göre tarih, büyük güçlerin çoğu zaman sınırlı ölçekli savaşların cazibesine kapıldığını gösteriyor. Bu tür operasyonlar kısa vadede hızlı ve siyasi olarak tatmin edici sonuçlar vaat etse de çoğu zaman uzun vadede stratejik kazanımlar sağlamıyor.
Analist, ABD’nin bugün karşı karşıya olduğu asıl meydan okumaların Orta Doğu’da değil, küresel güç rekabetinin merkezinde bulunduğunu vurguluyor.
Bu bağlamda Zakaria, Çin’in yapay zekâ, kuantum bilişim, yenilenebilir enerji ve robotik gibi geleceğin teknolojilerine büyük yatırımlar yaptığını; Rusya’nın ise hibrit siyasi-askeri yöntemlerle Avrupa’nın güvenliğini sarsmaya çalıştığını belirtiyor.
Zakaria’ya göre Washington’un İran gibi bölgesel krizlere yoğun kaynak ayırması, ABD’nin küresel güç rekabetinde ihtiyaç duyduğu stratejik odağı zayıflatabilir.
“Aşırı genişleme” riski
Zakaria, ABD’nin İran’a yönelik müdahalesi başarılı olsa bile Washington’un uzun süre bu ülkenin siyasi geleceğine müdahil kalmak zorunda olacağını savunuyor.
Analiste göre büyük güçlerin çöküşü çoğu zaman dış saldırılardan değil, merkezlerini ihmal ederek çevre bölgelerde aşırı genişlemelerinden kaynaklanır.
Zakaria’nın değerlendirmesine göre ABD’nin önündeki temel soru şu:Washington, önümüzdeki on yılını Orta Doğu’daki krizleri yöneterek mi geçirmeli, yoksa küresel güç dengesini belirleyecek teknolojik ve ekonomik rekabete mi odaklanmalı?
Mar-14 – 22:36
İsrail: İran’a yaklaşık 400 hava saldırısı düzenledik
İsrail Ordusu, İran’a yönelik yürütülen mevcut operasyonun başlamasından bu yana ülkenin batı ve orta bölgelerine yaklaşık 400 hava saldırısı düzenlediğini açıkladı.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, saldırıların İran’ın “askeri altyapısını” hedef aldığı belirtildi.
Son 24 saatte 200’den fazla hedef vuruldu
IDF, yalnızca son 24 saat içinde 200’den fazla hedefin vurulduğunu duyurdu.
Orduya göre saldırılar şu hedeflere yönelik gerçekleştirildi:
- Balistik füze rampaları
- Hava savunma sistemleri
- Silah depolama tesisleri
İsrail, hedef alınan bazı balistik füze rampalarının İsrail’e doğru fırlatma hazırlığında olduğunu iddia etti.
Amaç: İran’ın saldırı kapasitesini azaltmak
İsrail ordusu, saldırıların istihbarata dayalı operasyonlar kapsamında gerçekleştirildiğini belirtti.
Açıklamada, savaş uçaklarıyla düzenlenen saldırıların İran’ın İsrail’e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırı kapasitesini azaltmayı amaçladığı ifade edildi.
Mar-14 – 21:34
ABD Büyükelçiliği: ABD vatandaşları Irak’ı derhal terk etmeli
Bağdat ABD Büyükelçiliği, yayımladığı son güvenlik uyarısında ABD vatandaşlarına Irak’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu.
Büyükelçilikten yapılan açıklamada, ülkedeki güvenlik risklerinin ciddi şekilde arttığı vurgulandı.Açıklamada, “ABD vatandaşları Irak’ı derhal terk etmelidir” denildi.
İran destekli milis tehdidine dikkat çekildi
Açıklamada, Irak’ta kalmayı tercih eden ABD vatandaşlarının güvenlik risklerini yeniden değerlendirmesi gerektiği belirtildi.
Büyükelçilik uyarısında şu ifadeler yer aldı:“Irak’ta kalmayı tercih eden ABD vatandaşlarının, İran destekli terörist milis gruplarının oluşturduğu ciddi tehdit ışığında kararlarını yeniden gözden geçirmeleri şiddetle tavsiye edilir.”
ABD yetkilileri, bölgede artan gerilim nedeniyle ABD vatandaşlarının, ABD çıkarlarının ve altyapısının hedef alınabileceği uyarısında bulunuyor.


