Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i taşıyan uçak, Cumartesi günü öğleden sonra New York eyaletine bağlı Orange County’de bulunan Stewart Uluslararası Havalimanı’na indi.
Uçak pistte durduktan sonra üniformalı bir FBI ajanının uçaktan indiği görüldü. Ardından Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi (DEA), FBI ve İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) birimlerine bağlı çok sayıda görevli uçağa bindi.
New York’ta çekilen görüntülerde Maduro’nun, uçağın merdivenlerinden indiği ve DEA ajanları da dâhil olmak üzere çok sayıda güvenlik görevlisi tarafından çevrelendiği görüldü. Görgü tanıkları, Maduro’nun pistte bir helikoptere doğru transfer edildiğini aktardı.
Yetkililere göre helikopterle yapılan bu transferin ardından Maduro’nun, Brooklyn’de bulunan Metropolitan Detention Center’a götürülmesi planlanıyor.
Görüntüleri değerlendiren Matthews, indirilen kişinin oldukça uzun boylu olduğunu belirterek, Maduro’nun boyunun yaklaşık 1,90 metre olduğunu söyledi. Maduro’nun pistte yürürken ellerinin kelepçeli, bacaklarının ise zincirli olduğu dikkat çekti.
Olay sırasında DEA üniformalı iki görevlinin görüntü kaydı aldığı da kameralara yansıdı. Birkaç dakika sonra ise uçaktan ikinci bir kişinin daha merdivenlerden indirildiği görüldü.
Cumartesi günü düzenlenen dramatik bir askeri operasyonla Venezuela lideri Nicolás Maduro’nun iktidardan uzaklaştırılması ve ülke dışına çıkarılmasından saatler sonra ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin en azından geçici bir süre Venezuela’yı “yöneteceğini” ve ülkenin geniş petrol rezervlerini diğer ülkelere satmak için kullanacağını söyledi.
ABD’nin Cumartesi günü gerçekleştirdiği operasyon, 2003 yılında Irak’ın işgalinden bu yana bir ülkede rejim değişikliği sağlamak amacıyla yürütülen en iddialı Amerikan müdahalelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu adımlar, Güney Amerika ülkesine yönelik daha geniş bir kampanya çerçevesinde ABD’nin eylemlerinin hukuki dayanağına ilişkin yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Hukuk uzmanları, Maduro ve eşi Cilia Flores’in gece yarısı düzenlenen bir operasyonla yakalanarak bir ABD savaş gemisiyle nakledilmesi ve Cumartesi akşamı New York’a getirilerek “uyuşturucu terörizmi komplosu” suçlamasıyla yargılanmasının, ABD’nin Panama, Irak ve diğer ülkelerdeki otokratik yönetimlere karşı geçmişte yürüttüğü en agresif operasyonların dahi ötesine geçtiğini belirtiyor.
Söz konusu gelişmeler, Cumartesi gecesi erken saatlerde patlamalarla sarsılan Venezuela’nın başkentine ABD güçlerinin sürpriz bir şekilde girmesinin ardından yaşandı.
Trump yönetimi ise hem bu operasyonu hem de daha önce Karayip Denizi’nde gemilere yönelik gerçekleştirilen ve can kayıplarına yol açan saldırıları, ABD’ye yönelik tehlikeli uyuşturucu akışını durdurmak için gerekli adımlar olarak savunuyor.
Trump’ın “Venezuela’yı Yönetme” Planı Neden Zor?
ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’yı belirli bir süre “yönetme” yönündeki açıklamaları, ülkenin mevcut siyasi dengeleri ve güvenlik riskleri göz önüne alındığında son derece karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. ABD’nin Venezuela eski büyükelçisi Charles Shapiro, Cumartesi günü CNN’e yaptığı değerlendirmede, böyle bir planın uygulanmasının ciddi zorluklar barındırdığını söyledi.
Shapiro, 2024 seçimlerinde muhalefete oy veren Venezuelalıların gerçekten rejim karşıtı seçmenler mi yoksa çökmüş ekonomik koşullardan rahatsız olan kararsız kitleler mi olduğunu ayırt etmenin güç olduğunu vurguladı. Buna karşın, nüfusun en az yüzde 20’sinin — hatta daha fazlasının — hâlâ Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu desteklediğini tahmin etti.
Atlanta World Affairs Council Başkanı olan Shapiro, bu tabloya işaret ederek, “Bu insanları nasıl kazanacağınız ve siyasi dengeyi nasıl tersine çevireceğiniz çok, çok zor olacak” ifadelerini kullandı.
Seçimler, Protestolar ve Meşruiyet Tartışması
2024 yılında, rejim müttefiklerinin ağırlıkta olduğu Venezuela Ulusal Seçim Konseyi, Maduro’yu oyların yüzde 51’ini alarak kazanan ilan etti. Bu açıklamanın ardından ülke genelinde geniş çaplı protestolar patlak verdi. Maduro, seçim sürecinin özgür ve adil olacağını vaat etmiş olsa da, süreç ciddi hile iddialarıyla gölgelendi.
Güvenlik Boyutu: Asker Gönderilmesi Beklenmiyor
Yaklaşık 30 milyonluk nüfusa sahip olan Venezuela’da bazı silahlı ve gerilla gruplarının varlığı, güvenlik risklerini daha da artırıyor. Shapiro’ya göre, Trump yönetiminin Venezuela’ya doğrudan ABD askeri birlikleri göndermesi olası görünmüyor. Bunun yerine güvenliğin sağlanması konusunda Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez ve Venezuela ordusuna bel bağlanıyor.
Shapiro değerlendirmesini, “Bu, her açıdan bakıldığında son derece zor bir görev” sözleriyle tamamladı.
Eski NATO Komutanı: Venezuela’daki Gerilim ABD’nin Petrol ve Güvenlik Planlarını Zora Sokabilir
Eski bir NATO komutanı, Venezuela’da artan gerilimin ABD’nin hem askerî varlığını hem de enerji altyapısını güvence altına alma çabalarını zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. Emekli General Wesley Clark, Cumartesi günü bir ABD televizyonuna yaptığı açıklamada, potansiyel düşmanlıkların sahadaki riskleri artırabileceğini söyledi.
Clark, geçmiş deneyimlere atıfta bulunarak, büyük güçlerin yalnızca doğal kaynaklara erişim amacıyla bir ülkeye müdahil olmasının yerel halkta ciddi tepki yarattığını vurguladı. “Geçmişte, büyük güçlerin sadece kaynakları almak için gelmesinden ülkeler hoşlanmazdı. Başkan, bunların Amerikan kaynakları olduğunu, ABD’nin ilk yatırımcı konumunda bulunduğunu ve kamulaştırma yapılsa bile hak iddia edebileceğini savunsa dahi bu algıyı değiştirmek kolay değil,” dedi.
Emekli general, bu koşullar altında enerji altyapısının korunmasının son derece zor olacağını belirterek, “Düşmanca davranabilecek bir ülkede petrolü elinde tutmak her zaman çok zor olacaktır,” ifadelerini kullandı.
Maduro’nun Yakalanması Sonrası Tepkiler
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşinin yakalanmasının ardından, ülkenin Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez, çifti “derhal serbest bırakma” çağrısı yaptı. Rodríguez, ABD operasyonunun Venezuela’nın toprak bütünlüğüne “vahşice bir saldırı” anlamına geldiğini savundu.
Clark ise askerî operasyonun uzun vadeli etkilerine ilişkin değerlendirmesinde, sahadaki sonuçların henüz netleşmediğini vurgulayarak, operasyonun bölgesel istikrar üzerindeki etkilerinin “hâlâ belirsiz” olduğunu söyledi.



