Savaşın karakteri; stratejik rekabetin keskinleştiği, “Çekişmeli Lojistik” (Contested Logistics) hatlarının tehdit altında olduğu ve ileri teknolojilerin asimetrik bir hızla yayıldığı yeni bir döneme evriliyor. Bu dinamik atmosferde ABD Deniz Piyadeleri (USMC), yalnızca bugünün krizlerine yanıt vermekle kalmıyor; yarının yüksek yoğunluklu çatışma sahalarında üstünlük kurmayı hedefleyen “Project Eagle” stratejisini devreye alıyor.
Bu plan, “Stand-in Force” (SIF) konsepti çerçevesinde, mevcut operasyonel hazırlık seviyesi ile uzun vadeli modernizasyon arasındaki hassas dengeyi koruyan bir beka doktrinidir. 2026 Deniz Piyadeleri Havacılık Planı, havacılık unsurlarını daha dağıtık, veriye dayalı ve her zamankinden daha ölümcül bir güce dönüştürmeyi amaçlıyor.
“Safety North Star: 26 in 26” – Güvenlikte Mükemmellik
Stratejinin en kritik dayanağı, teknolojiden ziyade insana ve disipline odaklanan “Safety North Star: 26 in 26” hedefidir. Veriler, havacılık kazalarının %78,8’inin insan faktöründen, %30’unun ise doğrudan prosedür ihlallerinden kaynaklandığını gösteriyor.
Bu doğrultuda geliştirilen “Temel Esaslarda Mükemmellik” (Executing the Basics with Brilliance) ilkesiyle; 2026 yılında kaza sayısını 26 adet, 2028 yılına kadar ise toplam 45 adet azaltmak hedefleniyor. Güvenlik, bu planda bir bürokrasi değil, operasyonel hazır oluşun anahtarı olarak konumlandırılıyor.
Havacılık Yer Desteği (AGS) ve Dağıtık Operasyonlar
Deniz Piyadeleri Havacılığı’nın mimarisinde devrim niteliğinde bir adım atıldı: Havacılık Yer Desteği (AGS), stratejik önemi nedeniyle “yedinci temel fonksiyon” olarak kabul edildi. AGS; yakıt, enerji ve bakımın en az mühimmat kadar kritik birer “silah sistemi” görüldüğünün en net kanıtıdır.
AGS’nin sunduğu temel yetenekler şunlardır:
- Seferi Altyapı: Zorlu koşullarda havaalanı hizmetleri ve tahkimat tesisi.
- Enerji ve Yakıt: Hareketli sahalarda kesintisiz lojistik akışı.
- Mobil Bakım: Dağıtık noktalarda hızlı onarım ve harbe hazırlık desteği.
- Beka ve Gizlilik: Hedef tespitini zorlaştıran dağıtık mimari.
Karar Avantajı: Project Dynamis ve Yapay Zeka
Planın teknolojik zirvesini, bakım ve lojistik süreçlerine Yapay Zeka (AI) ve Makine Öğrenmesinin (ML) entegrasyonu oluşturuyor. “Project Dynamis” kapsamında, “reaktif” bakım kültürü yerini “öngörücü” (predictive) bir modele bırakıyor.
“Alfred” gibi yapay zeka ajanları, platformların sağlık durumunu anlık izleyerek görev emre amadelik oranını (Mission Capability) %85’in üzerine çıkarmayı hedefliyor. Bu dönüşüm, personelin bilişsel yükünü azaltırken “kill-web” (öldürme ağı) süreçlerini hızlandıran stratejik bir sıçramadır.
F-35 Dönüşümü ve Harrier Mirasının Sonu
USMC, 5. nesil hava üstünlüğü için F-35 Lightning II programında vites yükseltiyor. 420 uçaklık hedef doğrultusunda, filo başına düşen uçak sayısı 10’dan 12’ye çıkarılıyor. Bu kapasite artışı, teknik uzmanlık ve pilot insan kaynağı takviyesiyle destekleniyor.
Bu yükseliş, efsanevi AV-8B Harrier uçağının Haziran 2026’daki resmi vedasıyla taçlanıyor. Ancak bu bir son değil; Harrier topluluğunun sahip olduğu dikey kalkış/iniş tecrübesi, F-35B platformuna aktarılarak operasyonel riskler minimize ediliyor.



