ABD’nin Venezuela’ya düzenlediği saldırının ardından, analistler Rus yapımı hava savunma sistemlerinden çıkarılabilecek dersleri değerlendirmeye başladı. Venezuela’nın hava savunma ağının tek bir Amerikan uçağını dahi düşürememesi, ilk bakışta sistemlerin yetersizliği olarak yorumlansa da uzmanlar bunun esas olarak ABD’nin askeri kapasitesinden kaynaklandığını vurguluyor.

ABD’li yetkililerin açıklamalarına göre, operasyon sırasında yaklaşık 150 hava aracı kullanıldı. ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, bu yoğun hava gücünün, Caracas şehir merkezine taktik sürpriz unsurunu koruyarak bir engelleme gücü sokmak amacıyla konuşlandırıldığını belirtti.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Newport News’teki bir gemi inşa tesisini ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, “Üç gece önce Caracas şehir merkezinde yaklaşık 200 Amerikalı vatandaşımızın faaliyetlerini gördük. Görünüşe göre Rus hava savunma sistemleri pek işe yaramadı” ifadelerini kullandı.

Venezuela’nın Hava Savunma Envanteri

Venezuela’nın Rus teknolojisiyle korunduğu biliniyor. Devlet Başkanı Nicolás Maduro, Ekim ayında “önemli hava savunma pozisyonlarında” 5.000 adet Rus yapımı uçaksavar füzesi bulunduğunu övünerek açıklamıştı. Bu açıklamada özellikle Rus yapımı Igla-S taşınabilir hava savunma sistemlerine (MANPADS) atıfta bulunulmuştu.

Operasyon sırasında ABD Kara Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri’ne ait helikopterlerin çok alçak irtifada faaliyet göstermesi dikkat çekmişti. Bu durum omuzdan atılabilen hava savunma füzeleri (MANPADS) ile uçaksavar topları gibi radar güdümüne ihtiyaç duymayan tehditlere karşı, taraflar arasında örtük ya da zımni bir ‘ateş açmama’ mutabakatının bulunup bulunmadığı sorusunu gündeme taşıdı.

Bunun yanı sıra Venezuela’nın, Rusya’nın S-400 sisteminin daha eski bir versiyonu olan en az iki adet S-300VM uzun menzilli karadan havaya füze sistemi ile “bilinmeyen sayıda” Buk-M2E (SA-17 Grizzly) orta menzilli hava savunma sistemi kullandığı da biliniyor. Hollanda Savunma Akademisi’nden füze savunma uzmanı Ralph Savelsberg’e göre, ABD Ordusu’nun yabancı silah sistemleri veritabanında başka sistem ve varyasyonlar da yer alıyor; ancak bu veriler 2018 yılına ait.

Venezuela Hava Kuvvetleri’nin envanterinde ayrıca eski Amerikan yapımı F-16’lar ile daha modern Rus yapımı Su-30 savaş uçakları da bulunuyor.

Asıl Faktör: ABD’nin Çok Katmanlı Saldırı Kapasitesi

Operasyonun ardından Başkan Donald Trump, bir helikopterin ateş altında kaldığını ancak hiçbir Amerikan uçağının düşürülmediğini ve hiçbir Amerikalının hayatını kaybetmediğini açıkladı. Bu durum, “Rus yapımı hava savunma sistemleri ne kadar etkili?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle benzer sistemlerin İran’da da ABD ve İsrail saldırılarına karşı etkisiz kalması, tartışmaları derinleştirdi.

Savelsberg ve diğer analistler, sorunun sistemlerin teknik yetersizliğinden ziyade ABD’nin çok katmanlı elektronik ve kinetik saldırı kapasitesinin ezici gücünden kaynaklandığını belirtiyor. Savelsberg’e göre, “Bu baskının başarısı yalnızca ekipmanın kalitesini yansıtmıyor. Miktarın da kendine özgü bir niteliği var. Operasyona katılan hava araçlarının sayısı, savunma sistemlerinin kapasitesini büyük ölçüde aştı.”

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) analisti Mark Cancian ise ABD’ye karşı savaşmanın bu sistemler için “en zorlu senaryo” olduğunu vurguladı. Cancian, CSIS tarafından düzenlenen bir web seminerinde, “Rus sistemleri Ukrayna’da nispeten etkili oldu çünkü ABD kadar sofistike bir rakiple karşılaşmadılar” değerlendirmesinde bulundu.

Elektronik Harp ve İstihbarat Avantajı

Breaking Defense’in The Break Out video serisine konuşan Cancian, ABD’nin Venezuela hava savunmasını muhtemelen birden fazla yöntemle devre dışı bıraktığını söyledi. Siber saldırılar, anti-radyasyon füzeleri, radar baskılama faaliyetleri, parazit sistemleri ve kendini koruma tedbirlerinin operasyonda rol oynamış olabileceğini belirtti.

Savelsberg ise Ukrayna savaşından elde edilen tecrübelerin ABD’nin avantajını artırmış olabileceğine dikkat çekti. Rusya’nın Ukrayna’da kullandığı hava savunma sistemlerinin işleyişine dair elde edilen istihbaratın, bu sistemlere karşı etkili elektronik karşı önlemlerin geliştirilmesini mümkün kıldığını ifade etti.

Savelsberg ayrıca, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırısı sırasında sabit konuşlu hava savunma sistemlerini hedef almayı başardığını, ancak sık yer değiştiren mobil sistemleri etkisiz hale getirmekte zorlandığını hatırlattı. Bu bağlamda, Venezuela’nın yüzeyden havaya füze rampalarını düzenli olarak yer değiştirmemesi halinde, ABD’nin hedefleri önceden tespit etmiş olmasının muhtemel olduğunu söyledi.

Alıcı Ülkeler İçin Uyarı Niteliğinde

Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nden Carlton Haelig de hava savunma sistemlerinin etkinliğinin, sistemlerin ne kadar iyi konuşlandırıldığına ve operatörlerin eğitim seviyesine bağlı olduğunu belirtti. “Eğer sistemler yer değiştirmiyorsa, onları tespit edip yok etmek görece kolaydır. Öldürme zincirini kapatmak yeterlidir” dedi.

Cancian ise İran ve Venezuela’da arka arkaya yaşanan bu başarısızlıkların, Rus hava savunma sistemlerini satın almayı düşünen ülkeleri yeniden düşünmeye sevk edebileceğini ifade etti. “Potansiyel alıcıların, bu sistemlerin gerçekten üst düzey saldırılara karşı koyup koyamayacağını sorgulaması gerekir. Ben bir alıcı olsaydım, bu sistemlerin ne kadar iyi olduğu konusunda ciddi şüphelerim olurdu” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Donanması EA-18G Elektronik Saldırı Jetleri Venezuela’nın Hava Savunmasını Nasıl Aştı?

Güney Amerika’nın en gelişmiş hava savunma ağlarından birine sahip olduğu değerlendirilen Venezuela’nın bu savunma sistemlerinin nasıl kısa sürede devre dışı bırakıldığına ilişkin ayrıntılar netleşmeye başladı. Elde edilen bilgilere göre, düşman hava savunmalarının bastırılması ve imhası (SEAD/DEAD) görevlerinde uzmanlaşmış ABD Donanması’na ait EA-18G Growler elektronik saldırı uçakları, ABD kuvvetlerinin Karakas üzerindeki hava sahasına neredeyse sınırsız erişim sağlamasında kilit rol oynadı.

Venezuela hava sahası çevresinde haftalarca süren ön hazırlık faaliyetlerinin, operasyonun başarısına zemin hazırladığı belirtiliyor. Bu süreçte EA-18G’lerin sahip olduğu geniş pasif sensör dizileri sayesinde radar emisyonları tespit edilerek kritik elektronik istihbarat toplandığı ifade ediliyor.

EA-18G Growler, F/A-18F Super Hornet platformu temel alınarak geliştirildi. Uçak; düşman radar sistemlerini sistematik biçimde haritalandırma, güçlü ve zayıf yönlerini analiz etme ve bu veriler üzerinden etkili karşı tedbirler geliştirme kabiliyetine sahip. Bu özellikler, Batı dünyasında dördüncü nesil savaş uçakları arasında büyük ölçüde benzersiz kabul ediliyor.

Benzer konseptteki tek platformlar, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri’nin J-16D ve Donanma Havacılığı’nın J-15D elektronik harp uçakları olarak öne çıkıyor. Bu uçaklar sırasıyla 2021 ve 2024 yıllarında hizmete girdi. Sovyetler Birliği döneminde kullanılan MiG-25BM gibi özel SEAD platformları ise SSCB’nin dağılmasının ardından yerlerine yeni sistemler geliştirilmeden emekliye ayrıldı. ABD Hava Kuvvetleri’nin, F-15E temelli benzer bir elektronik saldırı uçağı geliştirme fikri ise bugüne kadar hayata geçirilmedi.

Operasyon öncesinde ABD Donanması, yalnızca EA-18G’leri elektronik istihbarat toplamak için değil, aynı zamanda F/A-18E/F Super Hornet uçaklarını Venezuela’ya yönelik saldırı senaryolarını simüle etmek amacıyla da görevlendirdi. Süper uçak gemisi USS Gerald R. Ford, elektromanyetik mancınık sistemiyle ilgili yaşanan entegrasyon sorunları nedeniyle henüz F-35C savaş uçaklarını tam kapasiteyle konuşlandıramadı.

EA-18G Growler, elektronik istihbarat görevlerinin yanı sıra AGM-88 HARM anti-radyasyon füzeleri ve farklı radar bantlarında çalışan gelişmiş elektronik karıştırma podları ile donatılmış durumda. Bu yeteneklerin, Venezuela hava savunma unsurlarına yönelik saldırılarda aktif olarak kullanıldığı ve Karakas çevresinde çok sayıda karadan havaya füze rampasının imha edildiğini gösteren görüntülerin bulunduğu belirtiliyor.

2009 yılında hizmete giren EA-18G’nin üretiminin 2027’de sona ermesi planlanıyor. Üretim süresi, özellikle F-35C programındaki gecikmeler nedeniyle yaklaşık 12 yıl uzatıldı. F-35C’nin, 2030’ların başında yüksek yoğunluklu harekâtlar için kritik öneme sahip Block 4 yeteneklerine ulaşması bekleniyor.

F-35 platformu, sahip olduğu gelişmiş pasif sensör mimarisi sayesinde yalnızca taarruz değil, aynı zamanda elektronik istihbarat görevlerinde de önemli bir rol üstleniyor. Bu kapsamda, EA-18G’lerin Venezuela çevresinde yürüttüğü faaliyetlere benzer şekilde, Doğu Avrupa üzerinde Rus hava savunma sistemlerine ilişkin değerli veriler toplandığı biliniyor.

Buna karşın, EA-18G’nin radar güdümlü tehditlere karşı sağladığı üstün korumaya rağmen, ABD Kara Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri’ne ait helikopterlerin çok alçak irtifada faaliyet göstermesi dikkat çekti. Bu durum, el tipi hava savunma füzeleri (MANPADS) ve uçaksavar topları gibi radar güdümü gerektirmeyen tehditlere karşı örtük bir ateş açmama mutabakatı olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi.

Pasif Sensör Dizileri

Pasif sensör dizileri, herhangi bir aktif yayın yapmadan (radar gibi sinyal göndermeden) çevredeki elektromanyetik, kızılötesi, akustik veya optik emisyonları algılayan sensörlerin bir arada ve ağ mantığıyla çalıştığı sistemlerdir. Bu yaklaşım, platformun tespit edilmeden bilgi toplamasını sağlar ve modern elektronik harp ile istihbarat faaliyetlerinin temelini oluşturur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here