Japonya’nın inşa halindeki ilk Aegis Sistem Donanımlı Gemisi’ne (ASEV) devasa entegre radar direği monte edildi. Nagasaki’deki Mitsubishi Heavy Industries (MHI) tersanesinde yürütülen çalışmayla kruvazör boyutlarındaki savaş gemisi, füze savunma kalkanının çekirdeğini taşıyacak son biçimine yaklaştı.

Ana üst yapının üzerine oturtulan direk, geminin belirgin bir siluet kazanmasını sağladı. Yapıya, Lockheed Martin’in AN/SPY-7(V)1 aktif elektronik taramalı dizi (AESA) radarına ait dört büyük sabit anten dizisi entegre edilecek. Naval News’e göre dizilerin her biri yaklaşık 4,3 metre yüksekliğinde.

ASEV’lerin birincil görevi balistik füze savunması olarak tanımlanıyor. Japon yetkililer, gemilere ilerleyen dönemde insansız hava aracı savunması, gemisavar ve kara saldırı kabiliyetleri de kazandırmayı planlıyor.

Kruvazör ölçeğinde bir tasarım

ASEV’ler, yaklaşık 190 metre uzunluğunda, 25 metre genişliğinde ve 12 bin ton standart deplasmana sahip büyük yüzey savaş gemileri olacak. Karşılaştırma için, Japonya’nın hâlihazırdaki en büyük savaş gemileri olan Maya sınıfı muhripler yaklaşık 170 metre uzunluğa, 22 metre genişliğe ve 8 bin 200 ton standart deplasmana sahip.

Bu ölçüler, gemileri hava savunması için optimize edilmiş yeni nesil muhriplerin küresel olarak büyüme eğilimiyle uyumlu kılıyor. Söz konusu eğilim, muhripler ile tarihsel olarak kruvazör sayılan gemiler arasındaki sınırı giderek belirsizleştiriyor.

İlk ASEV, Temmuz 2025’te MHI’nin Nagasaki tersanesinde kızağa kondu. Naval News’in aktardığına göre ikinci gemi, bu yılın şubat ayında Tokyo yakınlarındaki Japan Marine United Isogo tersanesinde omurgasına kavuştu. Japonya Savunma Bakanlığı ilk gemiyi 2027 mali yılı sonundan önce, ikincisini ise 2028 mali yılında hizmete sokmayı hedefliyor.

SPY-7 direğe merkezi konum kazandırdı

Entegre direğin olağandışı büyüklüğü, doğrudan AN/SPY-7(V)1‘in boyutlarından kaynaklanıyor. Dört dikdörtgen dizi, radarı ABD Donanması’nın Flight III Arleigh Burke sınıfı muhriplerinde bulunan Raytheon yapımı AN/SPY-6(V)1 Hava ve Füze Savunma Radarı ile aynı ölçek kategorisine yerleştiriyor.

Direğin konumu, dizilere ana üst yapıdan yüksek ve merkezi bir bakış açısı sağlıyor. Bu yerleşim, mevcut Japon ve ABD muhriplerinde dizilerin üst yapıya gömülü olduğu düzenden belirgin biçimde ayrılıyor; ufka doğru engelsiz görüş, alçaktan uçan insansız hava araçlarının ve seyir füzelerinin izlenmesinde belirleyici olacak. Sistemin soğutulması için yüksek güç üretim kapasitesi ve gelişmiş termal yönetim gerekecek.

Savunma Bakanlığı’nın bu ay yayımlanan 2026 savunma beyaz kitabına göre AN/SPY-7(V)1, önceki nesil SPY-1’in beş katı izleme kapasitesiyle yüksek yörüngeli atışlara ve eşzamanlı çoklu balistik füze tehditlerine karşı koyacak.

Pasif elektronik taramalı AN/SPY-1, Aegis Savaş Sistemi ile eşleştirilen ilk radardı ve her ikisi de 1970’lerde kullanıma girdi. SPY-1’in çeşitli sürümleri, Japonya’nın Kongo, Atago ve Maya sınıfı muhripleri dahil çok sayıda gemide hâlâ görev yapıyor. AN/SPY-7(V)1 ise ABD ordusunun Alaska’daki kara konuşlu Uzun Menzilli Ayırt Etme Radarı’nın (LRDR) bir türevi.

128 dikey fırlatma hücresi

ASEV’ler hizmete girdiğinde ana silahlarını Standard Missile-3 ve -6 (SM-3 ve SM-6) füzelerinin bir karışımı oluşturacak. SM-3 ailesi, balistik füzeleri atmosfer dışında, uçuşun orta menzil aşamasında imha etmek üzere tasarlandı ve kanıtlanmış uydu önleme kabiliyetine sahip. Çok amaçlı SM-6 ise hava savunmasının yanı sıra alçalan balistik füzeleri ve sınırlı ölçüde hipersonik tehditleri hedefleyebiliyor. Japonya ayrıca, hipersonik süzülme araçlarını önlemek üzere ABD öncülüğünde geliştirilen Süzülme Aşaması Önleyici (GPI) projesinin ortağı.

Bu füzeler, geminin pruva ve kıç tarafına yerleştirilecek iki dikey fırlatma sistemi (VLS) dizisine yüklenecek. Her gemide toplam 128 VLS hücresi bulunacak. Karşılaştırma için, Maya sınıfı muhripler ile ABD Donanması’nın Flight IIA ve III Arleigh Burke sınıfı muhripleri 96, Ticonderoga sınıfı kruvazörler ise 122 hücre taşıyor.

Görseller, tasarımın pruvadaki bir taburede 127 milimetrelik deniz topu, iki Phalanx Yakın Savunma Silah Sistemi (CIWS) ve nokta savunma toplarıyla donatılacağını gösteriyor. Gemi, “İşbirliğine Dayalı Çatışma Yeteneği” (CEC) sayesinde başka gemilerin izlediği hedeflere karşı uzaktan angajman da yürütebilecek.

Uzaktan savunmaya doğru bir evrim

Japon yetkililer, Tomahawk seyir füzeleri ile Tip 12 gemisavar füzesinin menzili artırılmış sürümünü 2032 dolaylarında bu gemilerin cephanesine eklemeyi öngörüyor. İleriki aşamada, insansız hava aracı dalgalarına karşı yüksek enerjili lazer silahlarının ve yüksek güçlü mikrodalga sistemlerinin entegrasyonu planlanıyor.

Tomahawk’ın eklenmesiyle ASEV’ler, herhangi bir yönde en az 1.600 kilometre mesafedeki kara hedeflerine misilleme saldırısı düzenleme kabiliyeti kazanacak. Bu adım, İkinci Dünya Savaşı sonrası pasifist anayasanın sınırları içinde kalan ve yetkililerin “uzaktan savunma” olarak tanımladığı doktrindeki önemli bir evrimi yansıtıyor.

Program, Çin ve Rusya ile artan jeopolitik gerilimler karşısında Japonya’nın ana adaları ve uzak bölgeleri çevresindeki hava ve füze savunma kalkanını güçlendirmeyi amaçlıyor. Uzun menzilli tek yönlü saldırı insansız hava araçları da denklemin giderek önem kazanan bir parçası; Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalar bu araçların oluşturduğu tehdidi açıkça ortaya koydu.

Mevcut planlara göre yalnızca iki ASEV tedarik edilecek. Yüksek değerli ancak sayıca sınırlı bu varlıklar, dikkatli konuşlandırma gerektirecek ve olası bir çatışmada öncelikli hedefler arasında yer alacağından ek koruma da gerektirecek.

Nagasaki’deki tersanede kaydedilen ilerlemeye bakılırsa, MHI ilk gemiyi önümüzdeki bir ila iki yıl içinde teslim etme yolunda ilerliyor.

Kaynaklar: The War Zone (TWZ), Naval News, Japonya Savunma Bakanlığı 2026 Savunma Beyaz Kitabı, Lockheed Martin

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz