Ana Sayfa Uzay Kendi uydusu yok: Avrupa, balistik füze uyarısında ABD’ye muhtaç

Kendi uydusu yok: Avrupa, balistik füze uyarısında ABD’ye muhtaç

0
7

ABD’nin uzay tabanlı erken uyarı verilerini 12 Ekim’de Ukrayna’yla paylaşmadığı yönündeki iddialar, Kiev’e yönelik balistik füze saldırısının ardından Avrupa’nın Washington’a olan bağımlılığını yeniden gündeme taşıdı. Alman savunma yayını hartpunkt’un analizine göre, uyarıların kasıtlı olarak mı yoksa teknik nedenlerle mi ulaşmadığı henüz netlik kazanmadı.

Haberler, Rus füzelerinin Ukrayna şehirlerine fark edilmeden ulaştığını öne sürüyor. Olay, Beyaz Saray ile Kiev arasındaki gerginliğin tırmandığı bir döneme denk geldi. Gerginliğin kaynağı, Ukrayna’nın derin vuruşlarının küresel petrol piyasası ve ABD’deki dizel fiyatları üzerinde yarattığı iddia edilen etkiler.

SBIRS nasıl çalışıyor

ABD’nin erken uyarı mimarisi, 2011’den bu yana yörüngeye yerleştirilen Uzay Tabanlı Kızılötesi Sistemi’ne (SBIRS) dayanıyor. Sistemin çekirdeğini, Ekvator’un yaklaşık 35.800 km üzerinde sabit yörüngede (GEO) bulunan altı uydu oluşturuyor. Yüksek eliptik yörüngedeki (HEO) uydulara yerleştirilen dört kızılötesi sensör ise denizaltından atılan balistik füzelere ait Arktik fırlatma bölgeleri dahil kutup bölgelerini kapsıyor.

Her uydu, Dünya’yı sürekli tarayan bir kızılötesi sensör taşıyor. GEO uydularında ayrıca belirli bir harekât bölgesine daha yüksek tekrarlama hızı ve hassasiyetle odaklanabilen “step-staring” sensörü bulunuyor. Bu sensör, kısa yanma süreli balistik füzelerin tespitinde belirleyici rol oynuyor.

Sensörler, 2,7 ve 4,3 mikrometre civarındaki dar kızılötesi bantlarda gözlem yapıyor. Bu bantlarda alt atmosferdeki su buharı ve karbondioksit, yeryüzünden gelen radyasyonun büyük kısmını emiyor. Bir roketin egzoz izi bu emici tabakanın üzerine çıktığında karanlık arka planda parlak bir nokta olarak beliriyor.

SBIRS, açık havada yeryüzüne kadar görebilen üçüncü bir “yere kadar görüş” (See-to-Ground) bandını da kullanıyor. Bu bant, daha yüksek arka plan gürültüsüne rağmen savaş alanındaki patlamaların ve daha küçük füzelerin konumunu belirlemeye yardımcı oluyor.

Verinin müttefiklere ulaşması

Paylaşım prosedürleri gizli tutuluyor. Ancak kamuya açık kaynaklar, müttefiklerin ham uydu verisi yerine işlenmiş füze olay verisi aldığını gösteriyor. Bu veriler füze türünü, fırlatma noktasını, uçuş yörüngesini ve tahmini çarpma noktasını içeriyor.

ABD Ordusu’nun İtalya, Katar, Güney Kore ve Japonya’da işlettiği Ortak Taktik Yer İstasyonları (JTAGS), uydu verilerini doğrudan alarak komutanlıklara ve füze savunma birliklerine iletiyor. Müttefikler için ana kanal ise 1990’lardan bu yana faaliyette olan Ortak Erken Uyarı Sistemi (SEWS). SEWS, 2017 itibarıyla adı açıklanmayan dokuz yabancı ortağa hizmet veriyordu.

hartpunkt’a göre Ukrayna’nın resmi bir SEWS ortağı olması olası görünmüyor. Sistem, ikili anlaşmalara ve Yabancı Askeri Satış (FMS) kapsamında kurulan donanıma dayanıyor. Bir Ukraynalı uzman, verilerin güvenli ABD ağları ve Avrupa iletişim düğümleri üzerinden doğrudan Ukrayna’nın durum farkındalık sistemlerine aktarıldığını iddia etti. Bu iddia doğrulanmadı.

Teknik açıklamalar

Ukrayna kaynakları, Kiev’i vuran füzelerin yer hedefi modunda ateşlenen S-400 sistemine ait olduğunu bildirdi. Bunların, Rusya’nın en az Ocak 2023’ten bu yana Ukrayna şehirlerine karşı kullandığı 48N6 füzeleri olduğu değerlendiriliyor. Yaklaşık 1,8 ton ağırlığındaki 48N6, Iskander-M’nin 9M723 füzesinin yaklaşık yarısı ağırlığında ve daha küçük bir motora sahip.

Erken sönen küçük bir egzoz izi, emici atmosfer tabakasını aşamayabilir. Bu durumda füze ancak yere kadar görüş bandında tespit edilebilir. Yoğun bulut örtüsü bu bandı da engelleyebiliyor. ABD’li yetkililer tespit edilememeyi bu şekilde açıkladı, Ukrayna ise açıklamayı reddetti.

Kısa yanma süresi de belirleyici olabilir. Step-staring sensörleri harekât bölgesine yönlendirilmemişse, tarama sensörlerinin düşük tekrarlama sıklığı tespiti engelleyebilir. Haberlere göre ABD’li yetkililer, 2026’daki en az bir önceki olayda uyarı yapılmamasını erken uyarı kaynaklarının Orta Doğu’ya yoğunlaştırılmasına bağlamıştı.

Sınıflandırma ayrı bir sorun oluşturuyor. Rusya, Ukrayna’nın uzun menzilli insansız hava araçlarına ve füzelerine her gün S-400 ateşliyor. Uçuşun ilk saniyelerinde Kiev’e yönelen bir 48N6, önleme amacıyla atılan bir füzeden ayırt edilemiyor. Bu nedenle alarm, ancak hesaplanan yörünge bir yer hedefini işaret ettiğinde tetikleniyor.

hartpunkt, uyarının gelmemesine ilişkin makul teknik açıklamalar bulunduğunu belirtiyor. Ancak üst düzey ABD yetkililerinin Kiev’e baskı kurmak amacıyla uyarıları kısıtladığı yönündeki karşı hipotez de dışlanamıyor.

Avrupa’nın açığı

Avrupa, uzay tabanlı erken uyarı alanında hâlâ tamamen ABD’ye bağımlı. En kapsamlı girişim, Ekim 2025’te başlatılan Alman-Fransız JEWEL programı. Her iki ülke de yer konuşlu radarlarla desteklenecek bir veya iki kızılötesi GEO uydusu konuşlandırmayı planlıyor.

Programın ilk harekât kabiliyetine 2030’ların başında ulaşması hedefleniyor. Ancak Fransa’nın güncellenmiş Askeri Program Yasası, planlanan tek GEO uydusunun fırlatılmasını 2035’e yerleştiriyor. Almanya 2030’a kadar uzay güvenliğine 35 milyar avro ayırmayı planlasa da GEO erken uyarı uyduları için henüz kamuya açık bir ihaleye çıkmadı.

AB düzeyinde ise Avrupa Savunma Fonu’nun konsept çalışması ODIN’S EYE II, Avrupa erken uyarı mimarisini tanımlıyor. Çalışmanın yıl sonuna doğru tamamlanması bekleniyor. Prototipler için henüz finansman açıklanmadı.

hartpunkt’un değerlendirmesine göre Avrupa, en iyimser senaryoda bile 2030’ların başından önce kendi uzay tabanlı erken uyarı kabiliyetine sahip olamayacak. Sınırlı sayıda GEO uydusu da ciddi boşluklar bırakacak. Alçak yörünge katmanı olmadan, hipersonik süzülen silahlar fırlatma sonrası manevra safhasında izlenemeyecek.

Arktik kapsama alanı sınırlı kalacak. Birinci nesil bir sistemin S-400 ve Iskander-M gibi kısa yanma süreli füzeleri güvenilir biçimde tespit edip edemeyeceği de belirsiz. Ham sensör verisini zamanında uyarıya dönüştürecek yer işleme altyapısının kurulması ise ayrı bir zorluk oluşturuyor.

Mevcut tabloda Ukrayna ve Avrupa, on yılın geri kalanında da Washington’un uydu verilerini paylaşma iradesine bağımlı kalacak.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz