NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da düzenlenen zirve kapsamındaki basın toplantısında Türkiye’yi “vazgeçilmez müttefik” olarak niteledi ve ülkenin son yıllarda kurduğu savunma sanayii altyapısını İttifak’ın kolektif güvenliğine güçlü bir katkı olarak öne çıkardı.
Rutte, 1952’den bu yana NATO üyesi olan Türkiye’nin İttifak’ın en büyük ve en yetenekli ordularından birine sahip olduğunu belirterek, son beş ila on yılda inşa edilen savunma-sanayi tabanının yaklaşık 3.000 şirketle müttefik ordularının ihtiyaç duyduğu askeri teçhizatın üretimine katkı sağladığını söyledi.
Genel Sekreter, Türkiye’nin stratejik konumu, İttifak içindeki liderliği ve büyüyen savunma sanayisinin ülkeyi NATO’nun kolektif güvenliğinde kilit bir aktör hâline getirdiğini vurguladı. Rutte, “Zirvenin Ankara’da düzenlenmesi, Türkiye’nin İttifak içindeki merkezî rolünün bir başka göstergesidir” dedi.
Rutte, geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiği Aselsan’ı Türk savunma sanayisinin caydırıcılığa katkısına örnek gösterdi. Genel Sekreter, “Aselsan olağanüstü bir örnek, ancak gelişmiş askeri kabiliyetler üreten yaklaşık 3.000 Türk savunma şirketinden yalnızca biri” ifadesini kullandı.
Türk savunma sanayisinin sanayi iş birliği ve ihracat yoluyla çok sayıda müttefik ülkeyi desteklediğini belirten Rutte, Belçika ve Polonya heyetlerinin son ziyaretlerini Türk şirketleriyle çalışmaya yönelik artan ilginin göstergesi olarak nitelendirdi. Türk firmalarının NATO, Avrupa Birliği ve ötesinde, ABD’deki yatırımlar dâhil iş birliği yürüttüğünü kaydeden Rutte, “Üretim ister Arkansas’ta ister Ankara’da yapılsın, önemli olan müttefiklerin NATO’nun kolektif savunmasını güçlendirmek için birlikte çalışmasıdır” dedi.
Genel Sekreter, savunma-sanayi iş birliğinin önündeki engellerin mümkün olduğunca kaldırılması gerektiğini, bunun tam olarak NATO’nun ihtiyaç duyduğu türden bir iş birliği olduğunu belirtti.
Bazı NATO üyelerinin savunma sektöründe Türkiye’ye yönelik gayriresmi kısıtlamalar uyguladığı yönündeki soruya Rutte, 32 müttefikin mümkün olduğunca yakın çalışmasını sağlamaktan sorumlu olduğunu söyledi. Genel Sekreter, 32 demokrasiden oluşan bir ittifakta zaman zaman siyasi anlaşmazlıkların yaşanmasının olağan olduğunu, kendi rolünün bu farklılıkları kamuoyu önünde tartışma yerine sessiz diplomasiyle çözmek olduğunu ifade etti.
Rutte, Türkiye ile müttefikleri arasındaki S-400 meselesine ilişkin soruyu ise “İlgili ülkeler arasında ikili bir konu” sözleriyle yanıtladı.
Genel Sekreter ayrıca Avrupalı müttefiklerin ve Kanada’nın 2025 ve 2026’da savunmaya ek 250 milyar dolar yatırdığını, bunun savunma harcamalarının gerçekçi biçimde artırılabileceği azami tempoyu yansıttığını belirtti. Rutte, ordu genişletmenin, personel temininin ve sanayi üretiminin büyütülmesinin zaman gerektirdiğini kaydetti.
Rutte: Putin’in gece saldırıları artan çaresizliğin göstergesi
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki zirve kapsamında düzenlediği basın toplantısında, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik son saldırılarını “Devlet Başkanı Putin’in artan çaresizliğinin göstergesi” olarak nitelendirdi ve Ukrayna’nın cephedeki konumunun üç-dört ay öncesine göre belirgin biçimde güçlendiğini söyledi.
Rutte, Rusya’nın gece boyunca sivilleri, şehirleri ve kritik altyapıyı hedef alan ayrım gözetmeyen bir saldırı daha düzenlediğini, masum insanların hayatını kaybettiğini belirtti. Genel Sekreter, “Bu saldırılar korkunç ve düşüncelerim Kiev’in ve bu saldırılara maruz kalan her Ukrayna şehrinin halkıyla birlikte. Ancak bunlar Rusya’nın bu savaşı kazanmasını sağlamayacak” dedi.
Rusya kuvvetlerinin ağır kayıplar verdiğini vurgulayan Rutte, Putin’in her ay 35 bine varan Rus askerini feda etmeye hazır olduğunu, bunun Rusya üzerindeki baskının da bir işareti olduğunu söyledi. Genel Sekreter, Ukrayna’nın Rusya’nın ekonomisini, enerji altyapısını ve savunma-sanayi tabanını başarıyla hedef aldığını, cephe hattının büyük ölçüde istikrar kazandığını ve büyük Rus ilerlemelerinin durduğunu kaydetti.
ABD’nin duruşu ve Avrupa’nın artan sorumluluğu
Rutte, ABD’nin Avrupa’daki askeri duruşunu gözden geçirmesine ilişkin soruları yanıtlarken, İttifak içinde uzun vadeli bir dönüşümün halihazırda sürdüğünü belirtti. Avrupalı müttefiklerin NATO’nun komuta yapısında daha fazla operasyonel sorumluluk üstlendiğini, ABD’nin ise kara, hava ve deniz alanlarında kritik kabiliyetler sağlamayı sürdürdüğünü söyledi.
Genel Sekreter, önceki dengenin sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, “Yaklaşık 350 milyon nüfuslu, binlerce kilometre uzaktaki bir ülkenin, 600 milyonu aşan bir Avrupa kıtasını savunmada birincil sorumluluğu üstlenmesi makul değildi” dedi. Rutte, ABD’nin NATO’nun nükleer şemsiyesini ve vazgeçilmez konvansiyonel kabiliyetlerini sağlamayı sürdüreceğini, Avrupa ve Kanada’nın ise konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk alacağını ifade etti.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bazı müttefikleri “bedavacılıkla” suçladığı yönündeki eleştirilere karşı Rutte, ABD’nin herhangi bir düzenlemenin müttefiklerle ortaklaşa görüşüleceğini açıkça ortaya koyduğunu, bu yaklaşımın İttifak birliğini zayıflatmak yerine güçlendirdiğini söyledi.
Nükleer caydırıcılık
Litvanya ve Finlandiya’nın nükleer silah bulundurmaya ilişkin kısıtlamaları kaldırmasının egemen ulusal kararlar olduğunu belirten Rutte, NATO’nun nükleer caydırıcılığının temel taşının ABD’nin nükleer şemsiyesi olmaya devam ettiğini vurguladı. Genel Sekreter, İngiltere ve Fransa’nın bağımsız nükleer kabiliyetlerinin de İttifak’ın caydırıcılığına önemli katkı sunduğunu, Fransa’nın nükleer duruşunu güçlendirecek adımlar açıkladığını kaydetti.
İnsansız hava araçları ve önleyici füze açığı
Rutte, Baltık’tan Karadeniz’e uzanan doğu kanadında artan insansız hava aracı tehdidinin yarınki NATO Sanayi Forumu’nda öne çıkan bir konu olacağını, liderlerin bunu zirvede de ele alacağını söyledi. İHA teknolojisindeki hızlı gelişimin İttifak’ın savunma planlaması için tanımlayıcı zorluklardan biri hâline geldiğini belirtti.
Ukrayna’nın yaşadığı hava savunması önleyici füze açığına ilişkin Rutte, ABD’nin “Pearl” girişimi kapsamındaki taahhütleri yerine getirmeye tam anlamıyla bağlı olduğunu, önleyici füze sevkiyatının sürdüğünü söyledi. Ancak NATO genelinde mevcut önleyici füze sayısının sınırlı olduğunu, bu nedenle üretimin artırılmasının öncelik hâline geldiğini vurguladı. Ukrayna’nın da müttefiklerin desteğiyle kendi üretim kapasitesini genişlettiğini kaydetti.
Ukrayna’nın Patriot sistemleri için PAC-3 önleyici füzelerinin ortak üretimi önerisine ilişkin Rutte, bunun müttefikler ve ortak ülkeler arasında ikili bir karar olduğunu, görüşmelerin sürdüğünü ancak duyuracak yeni bir gelişme bulunmadığını söyledi.
Çin, Belarus ve barış görüşmeleri
Çin’in Güney Pasifik’te füze denemesi yaptığını doğrulamasına ilişkin Rutte, Hint-Pasifik ve Avrupa-Atlantik’teki gelişmelerin giderek iç içe geçtiğini, Çin, Kuzey Kore ve İran’ın Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşını mümkün kıldığını belirtti. Belarus’un rolü konusunda ise saf olunmaması gerektiğini, ülkenin büyük ölçüde Moskova’nın etkisi altında olduğunu söyledi.
Barış görüşmelerinin iki istekli taraf gerektirdiğini vurgulayan Rutte, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmak için Putin’le görüşmeye defalarca hazır olduğunu gösterdiğini, ancak Putin’in bunu reddettiğini kaydetti. Genel Sekreter, ABD’nin Moskova ile iletişim kanallarını yeniden açma çabalarını da takdirle karşıladığını belirtti.
Savunma harcamaları
Rutte, ABD’nin müttefikleri yüzde 5’lik savunma harcaması hedefine ulaşmaya teşvik etmesini memnuniyetle karşıladığını, bu baskının ölçülebilir bir etki yarattığını söyledi. Geçen yıl İspanya, İtalya, Belçika ve Kanada’nın yüzde 2 eşiğine ulaştığını belirten Genel Sekreter, temel etkenin Rusya’nın saldırganlığı olduğunu, ancak Devlet Başkanı Trump’ın sürekli baskısının da rol oynadığını ifade etti. Rutte, “Başkan Eisenhower’dan bu yana pek çok ABD başkanının aradığı yük paylaşımında Trump birçok açıdan başarılı oldu” dedi.



