• USS Gerald R. Ford’da yangın: ABD uçak gemisi Kızıldeniz’den çekiliyor
  • Washington Post: İsrail, İran’da Ayaklanma Bekliyor Ama Sonucun Kanlı Olacağını Düşünüyor (WP)
  • Trump’tan NATO’ya sert çıkış: İran savaşında yalnız bırakıldık
  • ABD’nin Terörle Mücadele Şefi Joseph Kent, İran Savaşı Nedeniyle İstifa Etti
  • İsrail: İranlı Üst Düzey İsimler Hedef Alındı – Larijani ve Besic Komutanı Öldürüldü İddiası
  • USS Gerald Ford’da Çıkan Yangın Saatlerce Sürdü: 600’den Fazla Denizci Etkilendi
  • Trump’tan Müttefiklere Tepki: Hürmüz Boğazı İçin Savaş Gemisi Çağrısı Karşılık Bulmadı
  • Yunanistan’dan Hürmüz Kararı: Deniz Kuvvetleri Gönderilmeyecek
  • İsrail Kara Harekâtını Başlattı: Khiam’da Yoğun Çatışmalar
  • Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği Drone ve Roket Saldırılarının Hedefi Oldu
  • BAE Hava Sahasını Geçici Olarak Kapattı: Orta Doğu’da Gerilim Tırmanıyor
  • CENTCOM: Yedi Ülkede Yaralanan ABD Askeri Sayısı 200’ü Geçti
  • ABD Ordusunun İran’daki En Büyük Zayıflığı: Liderlik ve Strateji Sorunu (ANALİZ)
  • Almanya’dan Trump’a Mesaj: İran Savaşı NATO’nun Meselesi Değil
  • Trump’tan İngiltere’ye Eleştiri: İran Savaşı Tepkisi “Hayal Kırıklığı Yarattı”

MAR-17- 21:32

İsrail: Tahran’da Besic hedef alındı, 10 karakola saldırı düzenlendi

İsrail ordusu, İran’ın başkenti Tahran’da Basij güçlerine ait 10 farklı noktaya hava saldırısı düzenlediğini açıkladı.

Açıklama, İsrail’in daha önce Besic unsurlarını ve karakollarını “kuşatma altına aldığı” yönündeki duyurusundan saatler sonra geldi. Ordu, Telegram üzerinden yaptığı bilgilendirmede hedef alınan noktalar arasında hem Besic hem de İran İslam Devrim Muhafızları (IRGC) tarafından kullanılan bir “acil durum komuta merkezi”nin de bulunduğunu belirtti.

Hedefler ve iddialar

İsrail ordusuna göre saldırılar Tahran genelinde 10 farklı Besic noktasını kapsadı. IRGC ile ortak kullanılan komuta unsurlarını içerdi. Besic’in operasyonel kapasitesini hedef aldı.


MAR-17- 20:07

USS Gerald R. Ford’da yangın: ABD uçak gemisi Kızıldeniz’den çekiliyor

ABD Donanması’nın en yeni uçak gemisi USS Gerald R. Ford (CVN-78), gemide çıkan yangının ardından onarım çalışmaları için Kızıldeniz’den ayrılarak Girit’teki Souda Körfezi Donanma Destek Üssü’ne gitmeye hazırlanıyor.

ABD’li yetkili, geminin en az bir hafta sürecek rıhtım onarım sürecine gireceğini doğruladı. Yetkili, Ford’un Girit’e yöneldiğine dair Yunan basınında yer alan haberlerin doğru olduğunu belirtti.

Yangın ve hasar kontrol süreci

12 Mart’ta geminin kıç bölümünde bulunan çamaşırhanede çıkan yangın, geniş çaplı bir hasar kontrol operasyonuna yol açtı. Olay nedeniyle gemi içinde personel yer değişiklikleri yapılırken, bazı operasyonlar geçici olarak durduruldu.

Yetkililere göre Bir denizci tıbbi tahliye edildi, durumunun stabil olduğu bildirildi. İki personel kesik yaraları nedeniyle tedavi gördü. 200’den fazla denizci duman soluması nedeniyle sağlık kontrolünden geçirildi ve görevlerine geri döndü.

ABD 5. Filo Sözcülüğü, yangının nedeninin hâlen araştırıldığını ve gemi mürettebatının hasar gören alanları onarmaya devam ettiğini açıkladı.

Operasyonel etki ve lojistik destek

Yangının neden olduğu duman hasarının yatakhanelere kadar ulaşması, Donanma’nın acil lojistik önlemler almasına yol açtı. Bu kapsamda Virginia/Norfolk’taki USS John F. Kennedy (CVN-79) gemisinden yaklaşık 1.000 yatak Ford’a gönderildi. Mürettebat için yaklaşık 2.000 eşofman ve çeşitli kıyafet temin edildi. Çamaşırhane hizmetlerinin büyük ölçüde devre dışı kaldığı belirtildi.

İlk değerlendirmeler, geminin depo seviyesinde kapsamlı onarım gerektirebileceğine işaret ediyordu. Ancak kaynaklar, yangının kontrol altına alınmasının bir günden uzun sürdüğünü, fakat bazı basın organlarında yer alan “30 saatlik aktif yangın” iddiasının doğru olmadığını ifade etti.

Kızıldeniz’de görev ve eşlik eden unsurlar

Yangına rağmen USS Gerald R. Ford’un, ABD Merkez Komutanlığı görevleri kapsamında “Operation Epic Fury” operasyonunu desteklemeye devam ettiği belirtildi. Gemiye Kızıldeniz’de USS Bainbridge (DDG-96), USS Mahan (DDG-72) ve USS Winston S. Churchill (DDG-81) destroyerleri eşlik ediyor. Ford, ay başında Süveyş Kanalı’nı geçerek bölgeye intikal etmişti.

Görev süresi ve rekor ihtimali

Salı günü itibarıyla USS Gerald R. Ford, 266 gündür görevde bulunuyor. Nisan ortasına kadar görevde kalması halinde USS Abraham Lincoln (CVN-72)’nin 2020’de kırdığı 294 günlük rekoru geçebilir. Mayıs başına kadar görev sürerse, Vietnam Savaşı dönemindeki 300+ günlük görev sürelerine yaklaşabilir. Karşılaştırma açısından USS Nimitz (CVN-68), COVID-19 döneminde 263 gün görevde kalmıştı.


MAR-17- 19:37

Trump’tan NATO’ya sert çıkış: İran savaşında yalnız bırakıldık

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlara destek vermekte isteksiz davranan NATO müttefiklerini sert sözlerle eleştirdi.

Trump’ın açıklamaları, Avrupa başta olmak üzere birçok müttefik ülkenin, Hürmüz Boğazı’nda deniz güvenliğini sağlamak amacıyla savaş gemisi gönderme çağrılarını reddetmesinin ardından geldi. Trump, müttefiklerin bu tutumunun NATO’nun geleceğini riske atabileceğini savundu.

Truth Social platformu üzerinden yaptığı paylaşımda Trump, “Bu tavra şaşırmadım. NATO’yu her zaman tek yönlü bir yük olarak gördüm. Her yıl bu ülkeleri korumak için yüz milyarlarca dolar harcıyoruz” ifadelerini kullandı.

Trump, NATO üyelerinin “özellikle ihtiyaç duyulan bir dönemde ABD’ye destek vermediğini” belirterek, buna rağmen ABD güçlerinin İran’ın askeri kapasitesini, deniz kuvvetlerini ve hava savunma sistemlerini zayıflatmada başarılı olduğunu ileri sürdü.

ABD Başkanı ayrıca, “Artık NATO ülkelerinin yardımına ihtiyacımız yok, hiçbir zaman da olmadı” ifadelerini kullanarak Japonya, Avustralya ve Güney Kore gibi diğer müttefiklere de benzer eleştiriler yöneltti.

Trump, Washington’un müttefiklerinden Orta Doğu’daki operasyonlara katılmak istemediklerine dair resmi bilgilendirme aldığını belirtti. Buna karşın birçok ülkenin ABD’nin İran’a yönelik politikalarına destek verdiğini, özellikle İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda görüş birliği bulunduğunu ifade etti.


MAR-17- 17:34

ABD’nin Terörle Mücadele Şefi Joseph Kent, İran Savaşı Nedeniyle İstifa Etti

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joseph Kent, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş nedeniyle görevinden istifa etti.

Kent, sosyal medya platformu X üzerinden ABD Başkanı Donald Trump’a hitaben yayımladığı istifa mektubunda, İran’ın ABD için “acil bir tehdit oluşturmadığını” savundu.

“Vicdanım bu savaşı desteklememe izin vermiyor”

Kent, istifa mektubunda şu ifadeleri kullandı:“Uzun değerlendirmelerin ardından, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörlüğü görevimden istifa etme kararı aldım. Vicdanım, İran’da devam eden savaşı desteklememe izin vermiyor. İran, ülkemiz için acil bir tehdit oluşturmuyordu.”

Kent ayrıca savaşın, İsrail ve ABD içindeki etkili çevrelerin baskısıyla başlatıldığını iddia etti.

Trump’ın dış politika çizgisine atıf yaptı

Eski Yeşil Bereli ve CIA ajanı olan Kent, mektubunda Trump’ın önceki dönem politikalarına destek verdiğini belirterek, ABD’nin “sonsuz savaşlardan kaçınması gerektiği” yönündeki yaklaşımın terk edildiğini savundu.

Kent, ABD’nin geçmişte askeri gücü daha sınırlı ve hedef odaklı kullandığını, ancak mevcut durumda bunun değiştiğini öne sürdü.

“Yanıltıcı bilgilerle savaş ortamı oluşturuldu” iddiası

Kent, İran’ın ABD için acil bir tehdit olduğu yönünde kamuoyunda oluşturulan algının yanlış olduğunu ileri sürerek, bu durumun bir “dezenformasyon kampanyası” sonucu ortaya çıktığını iddia etti.

Söz konusu söylemin, ABD’yi daha önce Irak Savaşı’na götüren sürece benzerlik taşıdığını belirtti.

Tartışmalı geçmiş ve atama süreci

Kent, Temmuz ayında bu göreve atanmıştı. Ancak adaylığı, aşırı sağ çevrelerle bağlantıları ve bazı tartışmalı isimlerle ilişkileri nedeniyle eleştirilere konu olmuştu.

ABD yönetiminden resmi yanıt bekleniyor

Kent’in istifası, İran’a karşı yürütülen operasyonların üçüncü haftasına girdiği bir dönemde geldi. ABD yönetiminin istifaya ilişkin resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

Uzmanlar, bu gelişmenin Washington’da İran politikasına yönelik iç tartışmaların derinleştiğine işaret edebileceğini değerlendiriyor.


MAR-17- 12:32

İsrail: İranlı Üst Düzey İsimler Hedef Alındı – Larijani ve Besic Komutanı Öldürüldü İddiası

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Salı günü yaptığı açıklamada İran’ın en üst düzey isimlerinden bazılarına yönelik operasyonlar düzenlendiğini duyurdu. Katz, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Larijani ile Besic paramiliter gücünün liderinin Pazartesi gecesi “ortadan kaldırıldığını” öne sürdü.

Katz açıklamasında, İsrail’in İran’daki siyasi ve askeri liderliği hedef almaya devam edeceğini belirterek, “İran’daki terör ve baskı rejiminin liderlerini avlama talimatı verdik. Ahtapotun kafasını tekrar tekrar kesmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail: “Rejimin karar alıcı merkezine darbe”

İsrailli bir askeri yetkili, düzenlenen brifingde Larijani’nin, İran lideri Ali Hamaney’in ölümünün ardından “fiili lider” konumuna yükseldiğini iddia etti. Yetkiliye göre Larijani, İsrail ve Körfez ülkelerine yönelik saldırıların planlanmasında kilit rol oynuyordu.

Aynı yetkili, operasyonun İran’ın askeri kapasitesine ve “savaş makinesine” önemli bir darbe vurduğunu savunarak, bu tür hedefli saldırıların devam edeceğini söyledi.

İsrail ordusu (IDF) ayrıca, Besic paramiliter gücünün lideri Golamrıza Süleymani’nin de ayrı bir hedefli operasyonda öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamada, bu operasyonun “rejimin komuta ve kontrol yapısına ciddi zarar verdiği” ifade edildi.

İran’dan resmi doğrulama yok

Tahran yönetimi, hem Ali Larijani hem de Golamrıza Süleymani’nin öldürüldüğüne dair iddiaları henüz doğrulamadı. İran’a yakın Tasnim haber ajansı ise Larijani’ye ait olduğu öne sürülen ve 17 Mart tarihini taşıyan bir el yazısı notu yayımladı.

Bu gelişme, iddialar üzerindeki belirsizliği korurken, sahadaki bilgi savaşının da sürdüğüne işaret ediyor.

Ali Larijani kimdir?

67 yaşındaki Ali Larijani, İran siyasetinin en etkili ve deneyimli isimlerinden biri olarak öne çıkıyordu. İran Devrim Muhafızları (IRGC) kökenli olan Larijani, kariyerinde şu kritik görevlerde bulundu:

  • İran devlet televizyonu başkanlığı
  • Baş nükleer müzakerecilik
  • 12 yıl boyunca İran Parlamentosu başkanlığı (2020’ye kadar)
  • Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi üyeliği ve başkanlığı

Son dönemde, özellikle İsrail ile yaşanan gerilim sonrası yeniden Ulusal Güvenlik Konseyi’nin başına geçen Larijani, birçok analist tarafından İran’ın en önemli karar vericilerinden biri olarak değerlendiriliyordu.

Sharif Teknoloji Üniversitesi mezunu olan Larijani, Tahran Üniversitesi’nde felsefe doktorası yaptı ve özellikle Immanuel Kant üzerine akademik çalışmalar yayımladı.

Analistlere göre Larijani, ideolojik sertlikten ziyade pragmatik bir çizgide yer almasına rağmen, İran İslam Cumhuriyeti’nin devamlılığına güçlü şekilde bağlı bir figürdü.

Besic lideri ve iç güvenlik rolü

İsrail’in öldürüldüğünü iddia ettiği Golamrıza Süleymani, 2019 yılında Ali Hamaney tarafından Besic’in başına atanmıştı. Besic, İran’da:

  • Hükümet karşıtı protestoların bastırılması
  • İç güvenliğin sağlanması
  • Rejim yanlısı mobilizasyon

gibi kritik görevler üstlenen paramiliter bir yapı olarak biliniyor.

Süleymani, özellikle 2019 protestolarındaki rolü nedeniyle ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık tarafından yaptırım listesine alınmıştı.


MAR-17- 11:56

USS Gerald R. Ford (CVN 78). Fotğraf: ABD Donanamsı Alyssa Joy

USS Gerald Ford’da Çıkan Yangın Saatlerce Sürdü: 600’den Fazla Denizci Etkilendi

ABD Donanması’nın en gelişmiş uçak gemilerinden USS Gerald R. Ford (CVN-78)’da çıkan yangının, ilk açıklamalardan daha ciddi olduğu ortaya çıktı. Olayın saatlerce sürdüğü ve yüzlerce denizcinin yaşam alanlarını kaybettiği bildirildi.

Yangın çamaşırhanede başladı, 30 saat sürdü

ABD yetkilileri, yangının geminin ana çamaşırhane bölümünde başladığını ve savaşla bağlantılı olmadığını açıklamıştı. Olayda iki denizci hafif şekilde yaralanırken geminin operasyonel kapasitesinin etkilenmediği belirtilmişti.

Ancak daha sonra ortaya çıkan bilgiler, yangının yaklaşık 30 saat boyunca sürdüğünü ve geminin bazı yaşam alanlarında ciddi hasara yol açtığını gösterdi.

600’den fazla denizci yataksız kaldı

Yangın nedeniyle gemideki 600’den fazla denizci koğuşlarını kaybetti. Mürettebatın bir kısmının olay sonrası günler boyunca masalarda ve yerlerde uyumak zorunda kaldığı bildirildi.

Ayrıca çok sayıda personelin duman soluduğu ve çamaşırhane sisteminin devre dışı kalması nedeniyle hijyen koşullarının da olumsuz etkilendiği ifade edildi.

Uzayan görev süresi gemi üzerinde baskı yaratıyor

USS Gerald Ford’un yaklaşık 4.500 kişilik mürettebatının önemli bir bölümü bu olaydan etkilendi. Gemi, Vietnam Savaşı sonrası en uzun uçak gemisi görev sürelerinden birine yaklaşan uzatılmış bir konuşlandırma yürütüyor.

Uzmanlar, uzun süreli görevlerin hem gemi sistemleri hem de mürettebat üzerinde ciddi yıpranmaya yol açtığını vurguluyor.

Eski Pentagon sözcüsü ve Tuğamiral John Kirby, bu durumu şu sözlerle özetledi:“Gemiler de yorulur. Bu kadar uzun ve yoğun görevlerde hem platformdan hem de mürettebattan maksimum performans beklemek gerçekçi değildir.”

İran operasyonları sırasında görevdeydi

USS Gerald Ford, son dönemde ABD-İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları kapsamında Kızıldeniz ve Orta Doğu’da aktif görev yürütüyordu.

Yangın, geminin zaten yoğun operasyon temposu ve teknik sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde meydana geldi.


MAR-17- 10:43

Washington Post: İsrail, İran’da Ayaklanma Bekliyor Ama Sonucun Kanlı Olacağını Düşünüyor

İsrailli yetkililerin, kamuoyunda İran halkını ayaklanmaya çağırırken, özel değerlendirmelerinde böyle bir senaryonun protestocular için ölümcül sonuçlar doğurabileceğini öngördüğü ortaya çıktı.

The Washington Post’un incelediği bir ABD Dışişleri Bakanlığı diplomatik rapora göre, İsrailli yetkililer ABD’li diplomatlara, İran’da olası bir halk ayaklanmasının İslam Devrim Muhafızları (IRGC) tarafından sert şekilde bastırılacağını ve protestocuların “katledileceğini” iletti.

Diplomatik Rapor: “Rejim çökmüyor, savaşmaya hazır”

Kudüs’teki ABD Büyükelçiliği tarafından dağıtılan diplomatik raporda, İsrail tarafının değerlendirmelerine yer verildi. Buna göre, ABD ve İsrail’in devam eden bombardımanlarına ve İran lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine rağmen rejimin çökmediği ve “sonuna kadar savaşmaya hazır olduğu” ifade edildi.

İsrailli yetkililer, İran’ın daha önceki protesto dalgalarında binlerce kişiyi öldürdüğünü hatırlatarak, yeni bir kitlesel ayaklanma durumunda benzer bir senaryonun yaşanacağını değerlendirdi.

Buna rağmen ayaklanma beklentisi sürüyor

Diplomatik rapor göre İsrail, bu karamsar tabloya rağmen İran’da bir halk ayaklanması ihtimalini stratejik bir fırsat olarak görmeye devam ediyor.

İsrailli yetkililerin, ABD’den böyle bir durumda protestocuları desteklemeye hazır olmasını talep ettiği belirtildi.

Belgenin gerçekliği iki ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi tarafından doğrulandı.

ABD–İsrail temasları yoğunlaştı

Söz konusu diplomatik rapor, ABD’li yetkililer ile İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi, Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı temsilcileri arasında gerçekleştirilen son toplantıların özetini içeriyor.

Bu görüşmelerin, İran’a yönelik devam eden askeri operasyonlar ve olası siyasi senaryolar çerçevesinde yapıldığı ifade ediliyor.

Muhalefet çağrıları ve toplumsal risk

Gelişme, İran’ın sürgündeki veliaht prensi Reza Pahlavi’nin, İran halkını geleneksel Çarşamba Suri (Ateş Festivali) kapsamında sokaklara çıkmaya çağırmasının ardından geldi.

Johns Hopkins Üniversitesi’nden İran uzmanı Narges Bajoghli, bu çelişkili mesajların İran toplumunda olumsuz karşılanabileceğini belirtti. Bajughli, “Birçok kişi bu tür değerlendirmeleri, İranlıların hayatlarını riske atan ve onları araçsallaştıran bir yaklaşım olarak görebilir,” dedi.

İsrail: “Rejimin askeri kapasitesini hedef alıyoruz”

Washington’daki İsrail Büyükelçiliği ise yaptığı açıklamada, İsrail’in önceliğinin İran rejiminin askeri kapasitesini zayıflatmak olduğunu vurguladı.

Açıklamada, İran halkının geçmişte de defalarca hayatlarını riske atarak protesto gösterileri düzenlediği hatırlatıldı ve ülkede bağımsız muhalif hareketlerin varlığına dikkat çekildi.

Kaynak: Washington Post


MAR-17- 06:37

Trump’tan Müttefiklere Tepki: Hürmüz Boğazı İçin Savaş Gemisi Çağrısı Karşılık Bulmadı

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine eskort sağlanması için müttefik ülkelerden savaş gemisi gönderilmesi yönündeki çağrısının karşılık bulmaması üzerine Batılı ortaklarına sert eleştiriler yöneltti.

Almanya, İspanya ve İtalya dahil olmak üzere birçok ABD müttefiki, İran’ın deniz mayınları ve insansız hava araçlarıyla fiilen kapattığı Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için kısa vadede savaş gemisi gönderme planları olmadığını açıkladı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Berlin’de yaptığı açıklamada, böyle bir askeri görevlendirme için Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği veya NATO’dan yetki alınmadığını vurguladı.

Merz ayrıca, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları başlatmadan önce Almanya ile istişarede bulunmadığını belirtti.

Trump: “Müttefikler yeterince istekli değil”

Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Trump, bazı müttefik ülkelerin ABD’ye destek verme konusunda isteksiz davrandığını söyledi.

“Bazıları bu konuda çok hevesli, bazıları ise değil” diyen Trump, özellikle uzun yıllardır ABD tarafından desteklenen ülkelerin tutumundan hayal kırıklığı duyduğunu ifade etti.

Trump, “Yıllarca yardım ettiğimiz, onları ciddi dış tehditlerden koruduğumuz ülkeler var. Ancak o kadar da hevesli değiller. Benim için bu heves seviyesi önemlidir” dedi.

Hürmüz Boğazı krizi enerji piyasalarını sarsıyor

ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş üçüncü haftasına girerken, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı kalmaya devam ediyor.

Bu durum küresel enerji fiyatlarında artışa yol açarken, özellikle Avrupa ekonomilerinde enflasyon baskısını artırıyor.

Müttefikler ekonomik ve siyasi baskı altında

ABD müttefikleri, hem artan enerji maliyetleri hem de Washington’ın askeri katkı talepleri nedeniyle zor bir denge kurmaya çalışıyor.

Uzmanlar, Avrupa ülkelerinin doğrudan askeri angajmandan kaçınarak krizin tırmanmasını önlemeyi ve diplomatik alanı açık tutmayı hedeflediğini belirtiyor.


MAR-17- 04:55

Yunanistan’dan Hürmüz Kararı: Deniz Kuvvetleri Gönderilmeyecek

Yunanistan, Orta Doğu’daki askeri duruşunu netleştirerek deniz kuvvetlerinin Hürmüz Boğazı’na gönderilmeyeceğini açıkladı. Atina’nın bu kararı, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO müttefiklerine yönelik artan baskısına doğrudan bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

Atina: Katılım Kızıldeniz ile sınırlı

Pazartesi günü düzenlenen basın toplantısında hükümet sözcüsü Pavlos Marinakis, Yunanistan’ın deniz operasyonlarına katılımının coğrafi ve operasyonel olarak sınırlandırıldığını vurguladı.

Marinakis, “Yunanistan’ın Hürmüz Boğazı’ndaki operasyonlara katılımı söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

Atina’nın mevcut katkısının, Avrupa Birliği liderliğinde yürütülen Aspides Operasyonu kapsamında Kızıldeniz ile sınırlı olduğunu belirtti.

Aspides Operasyonu’nun çerçevesi

  • Görev: Ticari gemilerin güvenliğini sağlamak
  • Bölge: Kızıldeniz
  • Ortaklar: Başta Yunanistan ve İtalya olmak üzere AB ülkeleri
  • Yetki: AB çatısı altında, doğrudan savaş yerine deniz güvenliğine odaklı

MAR-17- 04:37

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği Drone ve Roket Saldırılarının Hedefi Oldu

Irak’ın başkenti Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, insansız hava araçları (İHA) ve roketlerle düzenlenen saldırıların hedefi oldu. Olay, Orta Doğu’da artan gerilim ortamında güvenlik risklerinin daha da yükseldiğini gösterdi.

Reuters ve Agence France-Presse (AFP) kaynaklarına göre, saldırılar Bağdat’ın merkezindeki yüksek güvenlikli Uluslararası Bölge (Yeşil Bölge) içinde gerçekleşti.

“En şiddetli saldırılardan biri”

Iraklı güvenlik kaynakları AFP’ye yaptıkları açıklamada, saldırının çatışmaların başlamasından bu yana en yoğun saldırılardan biri olduğunu belirtti.

Yetkililer, saldırının kapsamı ve kullanılan mühimmatın yoğunluğu nedeniyle olayın dikkat çekici olduğunu ifade etti.

ABD’den saldırı öncesi güvenlik uyarısı

Saldırıdan saatler önce ABD Büyükelçiliği, Irak’taki Amerikan vatandaşlarına yönelik yeni bir güvenlik uyarısı yayımlamıştı.

Açıklamada, Bağdat’taki Uluslararası Bölge’nin “İran yanlısı milis gruplar tarafından defalarca hedef alındığı” belirtilmiş ve vatandaşlardan dikkatli olmaları istenmişti.

Bölgedeki ABD hedefleri artan risk altında

Son haftalarda İran ile ABD-İsrail hattındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte, Irak ve çevresindeki ABD diplomatik ve askeri tesisleri sık sık saldırıların hedefi haline geliyor.

Analistler, bu tür saldırıların artmasının bölgedeki çatışmayı daha geniş bir coğrafyaya yayma riski taşıdığına dikkat çekiyor.


MAR-17- 03:37

İsrail Kara Harekâtını Başlattı: Khiam’da Yoğun Çatışmalar

İsrail ile Hizbullah arasında Güney Lübnan’da çatışmaların yoğunlaştığı bildirildi. İsrail Savunma Bakanlığı, Lübnan topraklarında başlatılan kara harekâtını resmen doğrularken, operasyonun genişletilebileceği sinyalini verdi.

İsrail kara harekâtını resmen doğruladı

İsrail Savunma Bakanlığı, Lübnan içindeki askeri operasyonların başladığını açıklarken, sahadaki birliklerin halihazırda bir süredir bölgede bulunduğu değerlendiriliyor.

İsrail tarafı, operasyonların gerekçesi olarak Lübnan hükümetinin Hizbullah’ı silahsızlandırmaması veya bunu sağlayamamasını gösteriyor.

Khiam çevresinde yoğun çatışmalar

Hizbullah tarafından yapılan açıklamalara göre, İsrail birlikleri ile militanlar arasında sınır hattına yakın birçok noktada çatışmalar sürüyor. Çatışmaların özellikle Khiam kasabası çevresinde yoğunlaştığı ifade edildi.

İsrail güçlerinin son günlerde Khiam’ı kuşatma altına alarak bölgenin kontrolünü ele geçirmeye çalıştığı belirtiliyor.

Roket saldırıları ve tank vurma iddiası

Hizbullah, Khiam bölgesinde faaliyet gösteren İsrail askerlerine yönelik roket saldırısı düzenlediğini açıkladı.

Örgüt ayrıca, komşu Taybeh kasabasında bir İsrail tankını vurduğunu iddia etti. İsrail tarafı ise bu iddialara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.

Bölgesel çatışma riski artıyor

Güney Lübnan’daki çatışmalar, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında doğrudan bir kara savaşına dönüşme riski taşıyor. Uzmanlar, operasyonların genişlemesi halinde bölgesel çatışmanın daha da derinleşebileceği uyarısında bulunuyor.


MAR-17- 02:27

BAE Hava Sahasını Yeniden Açtı: Uçuşlar Normale Döndü

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Salı günü erken saatlerde güvenlik gerekçesiyle geçici olarak kapattığı hava sahasını yeniden açtı. Yetkililer, hava trafiğinin kısa sürede normale döndüğünü açıkladı.

Devlet haber ajansının aktardığına göre, ülkenin sivil havacılık otoritesi, kapatma kararının kaldırıldığını ve uçuş operasyonlarının yeniden başlatıldığını duyurdu.

İran kaynaklı tehditlere hava savunması müdahale etti

BAE Savunma Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamada, ülkenin hava savunma sistemlerinin İran’dan gelen füze ve insansız hava aracı tehditlerine müdahale ettiğini bildirmişti.

Yetkililer, alınan önlemler sayesinde durumun kontrol altına alındığını ve hava sahasının güvenli şekilde yeniden açıldığını belirtti.

Bölgede hava sahası güvenliği ön planda

Orta Doğu’daki artan askeri gerilim, özellikle Körfez bölgesinde hava sahası güvenliğini kritik bir konu haline getirdi. Uzmanlar, benzer geçici kapanmaların çatışmaların seyrine bağlı olarak yeniden gündeme gelebileceğini değerlendiriyor.


MAR-17- 02:01

İsrail’den İran’a “geniş çaplı saldırı” açıklaması

İsrail ordusu, İran’ın başkenti genelinde “geniş çaplı bir saldırı dalgası” başlattığını ve aynı zamanda Lübnan’daki İran destekli Hizbullah unsurlarına yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdığını duyurdu.

İsrail, İran’dan gelen iki ayrı saldırı dalgasını tespit ettiğini açıklarken, yeni saldırıların sürdüğünü bildirdi.

Hürmüz Boğazı’nda kriz derinleşiyor

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği ciddi şekilde azaldı. İran’ın ticari gemilere yönelik saldırıları, deniz taşımacılığını neredeyse durma noktasına getirdi.

Bu gelişmeler küresel enerji piyasalarında endişeyi artırırken, Brent petrol fiyatı varil başına 100 doların üzerinde kalmaya devam etti.

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması için yaklaşık yarım düzine ülkeden savaş gemisi göndermelerini talep etti. Ancak bu çağrı henüz somut bir askeri katkıyla sonuçlanmadı.

İran: “Boğaz bizim için açık”

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, Hürmüz Boğazı’na ilişkin yaptığı açıklamada, “Bizim açımızdan boğaz açık” ifadelerini kullandı; ancak bunun ABD, İsrail ve müttefikleri için geçerli olmadığını ima etti.

Araghchi ayrıca, İran’ın savaşın müzakere yoluyla sona ermesini istediğine dair iddiaları “hayal ürünü” olarak nitelendirdi.

İran’dan bölgeye füze ve drone saldırıları

ABD ve İsrail’in iki haftadan uzun süre önce İran’a yönelik operasyon başlatmasının ardından Tahran yönetimi, İsrail’e, bölgedeki ABD üslerine ve Körfez ülkelerinin enerji altyapısına düzenli olarak füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştiriyor.

Dubai’de patlamalar, Fujairah’da yangın

BAE yetkilileri, hava sahasının geçici olarak kapatılmasının ardından durumun kısa sürede kontrol altına alındığını ve uçuşların yeniden başladığını açıkladı.

Yetkililer ayrıca Dubai’de yaşayanlara yönelik füze uyarısı mesajı gönderildiğini doğruladı.

Devlet haber ajansı WAM, Fujairah Emirliği’nde bulunan ve daha önce de hedef alınan bir petrol tankı tesisine yönelik drone saldırısı sonucu yeniden yangın çıktığını bildirdi. Olayda can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı belirtildi.


MAR-17- 01:38

CENTCOM: Yedi Ülkede Yaralanan ABD Askeri Sayısı 200’ü Geçti

ABD ordusu, İran’a karşı yürütülen askeri operasyon sırasında yedi farklı ülkede yaralanan veya sakatlanan ABD askerlerinin sayısının 200’ü aştığını açıkladı. Bu açıklama, Amerikan personelinin çatışma boyunca karşı karşıya kaldığı risklere ilişkin şimdiye kadarki en ayrıntılı değerlendirme olarak dikkat çekti.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) sözcüsü Donanma Kaptanı Tim Hawkins, Pazartesi günü yaptığı açıklamada yaralanmaların büyük bölümünün İran’ın füze ve tek yönlü saldırı insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği dalga saldırıları sırasında meydana geldiğini söyledi.

Yaralanmalar yedi ülkede meydana geldi

Hawkins’e göre ABD askerleri şu ülkelerde yaralandı: Bahreyn, Irak, İsrail, Ürdün,Kuveyt , Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri

Yetkililer, yaralanmaların özellikle çatışmanın ilk günlerinde yoğunlaştığını belirtti. Hawkins, yaralanan askerlerin 180’den fazlasının tedavinin ardından görevine döndüğünü söyledi.

Travmatik beyin yaralanmaları sonradan tespit edildi

ABD askeri yetkilileri, bazı yaralanmaların ise son günlerde ortaya çıktığını belirtti. Özellikle travmatik beyin yaralanmaları (TBI) gibi belirtilerin zamanla belirgin hale gelmesi nedeniyle bazı vakaların gecikmeli olarak rapor edildiği ifade edildi.

CENTCOM, Orta Doğu’daki ABD askeri operasyonlarını koordine eden ana komuta merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

Pentagon: Ağır yaralı sayısı 10’a yükseldi

Geçen hafta Pentagon’un üst düzey sözcüsü Sean Parnell, çatışmada 140’tan fazla ABD askerinin yaralandığını açıklamıştı. Parnell o dönemde sekiz askerin ağır yaralandığını belirtmişti.

Hawkins’in Pazartesi günkü açıklamasına göre, ilk günlerde yaralanan iki askerin durumunun yeniden değerlendirilmesiyle ağır yaralı asker sayısı 10’a yükseldi.

İran saldırılarında 7 ABD askeri hayatını kaybetti

ABD askeri yetkilileri, İran saldırılarında yedi ABD askerinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

En ağır saldırı 28 Şubat’ta Kuveyt’teki Port Shuaiba tesisinde meydana geldi. Tek yönlü saldırı insansız hava aracı (kamikaze drone) taktik operasyon merkezine çarparak altı ABD askerinin ölümüne yol açtı.

Yedinci ABD askeri ise Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne düzenlenen saldırıda aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti.

Buna ek olarak, geçen hafta Irak’ta düşen bir KC-135 yakıt ikmal uçağı kazasında altı ABD askeri yaşamını yitirdi. ABD ordusu kazada başka bir uçağın da rol oynadığı bir olayın meydana geldiğini belirtti.

Yaralanmaların çoğu drone saldırılarında meydana geldi

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, yaralanmaların büyük bölümünün tek yönlü saldırı insansız hava araçlarının saldırılarından kaynaklandığını söyledi.

Caine, yaralanmaların “Kuveyt, Ürdün ve bölgedeki çeşitli noktalarda” meydana geldiğini belirtti. Yetkililer, güvenlik gerekçesiyle bazı saldırı noktalarının ayrıntılarını açıklamadı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise yaralanan askerlerin “neredeyse yüzde 90’ının hafif yaralar aldığını” ifade etti.

ABD: İran’da 7.000’den fazla hedef vuruldu

ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayımlanan bilgi notuna göre, operasyonun başlangıcından bu yana ABD güçleri İran’da 7.000’den fazla hedefi vurdu.

ABD’li yetkililer, İsrail’in de yaklaşık 8.000 hedefi daha vurduğunu belirtti.

CENTCOM Komutanı Amiral Charles “Brad” Cooper, yayımlanan bir video mesajında ABD güçlerinin 16 gün boyunca İran’a “ezici bir ateş gücü” uyguladığını söyledi.

Cooper, ABD’nin İran hava sahasında hava üstünlüğü sağladığını ve Amerikan pilotlarının görevlerini ciddi bir engelle karşılaşmadan yerine getirebildiğini ifade etti.

“ABD ve müttefiklerinin saldırıları tam olarak planlandığı şekilde ilerliyor. Amaç, İran’ın Amerikalılara ve bölgedeki komşularına karşı güç kullanma kapasitesini ortadan kaldırmaktır.”


MAR-16- 23:06

ANALİZ

ABD Ordusunun İran’daki En Büyük Zayıflığı: Liderlik ve Strateji Sorunu

Washington Post yazarı Max Boot, İran ile yaşanan savaşın ABD ordusunun güçlü yönlerini ortaya koyduğu kadar bazı kritik zayıflıkları da gözler önüne serdiğini savunuyor. Boot’a göre bu zayıflıkların bir kısmı askeri tedarik ve strateji hatalarıyla giderilebilir; ancak asıl sorun siyasi liderlik düzeyinde ortaya çıkıyor.

İngiliz askeri tarihçi Correlli Barnett’in “Savaş, kurumların en büyük denetçisidir” sözünü hatırlatan Boot, İran’la yaşanan çatışmanın ABD askeri gücünün hem avantajlarını hem de sınırlarını açıkça gösterdiğini belirtiyor.

Hassas Vuruş Gücü ABD’nin En Büyük Avantajı

Boot’a göre savaşın ilk ve en belirgin dersi, ABD’nin yüksek hassasiyetli saldırı kapasitesinin etkileyici boyutudur.

28 Şubat’ta başlayan (Operation Epic Fury) kapsamında ABD ve İsrail güçleri, İran’daki 15 binden fazla hedefi vurdu. Bu operasyonlar sırasında düşman hava savunması tarafından tek bir ABD veya İsrail savaş uçağı düşürülemedi.

Bununla birlikte bazı kayıplar yaşandı. 5 ABD Hava Kuvvetleri uçağı İran’ın füze saldırısı sonucu yerde hasar gördü, 3 uçak dost ateşi nedeniyle kaybedildi ve 1 uçak ise ölümcül bir kaza sonucu düştü

Operasyonların başarısında, ABD ve İsrail’in gelişmiş istihbarat kabiliyetleri önemli rol oynadı. Bu istihbarat sayesinde İran’ın dini lideri Ali Hmaney ve diğer üst düzey liderlere yönelik saldırılar gerçekleştirildi.

Ancak İran devlet medyasına göre bir ABD hava saldırısının yanlışlıkla bir kız okulunu vurması sonucu çoğu çocuk olmak üzere en az 175 kişinin hayatını kaybetmesi, operasyonun trajik istisnalarından biri oldu.

Hava Gücünün Sınırları

Boot’a göre İran gibi daha zayıf bir rakibe karşı bile hava gücü tek başına siyasi sonuç üretmekte yetersiz kalabiliyor.

ABD saldırılarına rağmen İran’daki din adamları rejimi iktidarda kalmayı başardı. Ayrıca sertlik yanlısı Mücteba Hamaney, babasının yerine ülkenin yeni dini lideri olarak geçti.

ABD ayrıca İran’ın yaklaşık 1.000 pound yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ele geçiremedi.

Boot’a göre bu tür hedeflere ulaşmanın en etkili yolu kara operasyonu olurdu. Pentagon Orta Doğu’ya 2.200’den fazla deniz piyadesi konuşlandırmış olsa da, Washington’ın yüksek kayıplardan kaçınma eğilimi nedeniyle İran’ın işgali gerçekçi bir seçenek olarak görülmüyor.

ABD Ordusunun “Mühimmat Derinliği” Sorunu

Makalenin vurguladığı bir diğer önemli zayıflık ise ABD ordusunun mühimmat stoklarının sınırlı olması.

Son verilere göre ABD geçen yıl 96 adet THAAD füze, 54 adet Precision Strike Missile (PrSM) ve 57 adet Tomahawk cruise missile üretebildi.

Bu mühimmatların stoklarını yenilemek yıllar alabilir ve milyarlarca dolara mal olabilir. Bu durum, ABD’nin aynı anda Rusya veya Çin ile yaşanabilecek olası bir çatışmaya hazırlık seviyesini de zayıflatabilir.

İran’ın Asimetrik Savaş Stratejisi

Boot’a göre İran, açık bir konvansiyonel savaşta ABD’yi yenemeyeceğinin farkında. Bunun yerine asimetrik savaş yöntemlerine başvuruyor.

İran’ın stratejisi şunları içeriyor:

  • Hürmüz Boğazı’nı tehdit etmek
  • Basra Körfezi’ndeki enerji altyapısını hedef almak
  • ABD üslerine saldırılar düzenlemek

İran ayrıca ABD radarlarını hedef aldı ve hava savunma sistemlerinden kaçabilen insansız hava araçları kullandı.

Bu strateji, maliyet asimetrisini de ortaya koyuyor. ABD’nin bir Patriot missile system füzesinin maliyeti yaklaşık 3,7 milyon dolar. Buna karşılık İran’ın kullandığı Shahed drone kamikaze İHA’larının maliyeti 20.000–50.000 dolar arasında.

Boot, Ukrayna’nın yaklaşık 1.000 dolar maliyetli önleme sistemleri geliştirdiğini ancak Washington’ın bunları satın almada yavaş davrandığını da hatırlatıyor.

Hürmüz Boğazı: İran’ın En Güçlü Kozu

İran’ın asimetrik gücü en açık şekilde Hürmüz Boğazı’nda görülüyor. En dar noktasında yalnızca 30 mil genişliğinde olan bu su yolu, İran’ın mayınlar, füzeler ve insansız sistemlerle tehdit ettiği kritik bir enerji koridoru.

Son iki hafta içinde en az 18 ticari gemiye saldırı düzenlendi.

Bu saldırılar küresel enerji piyasasında ciddi bir krize yol açtı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bu durumu “küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisi” olarak tanımladı.

Petrol fiyatları hızla yükselirken ABD borsasında da ciddi dalgalanmalar yaşandı.

Deniz Güvenliği ve ABD Donanması’nın Tereddüdü

Tanker şirketleri, gemilerine eşlik edilmesi için United States Navy’den yardım istiyor.

Ancak geçmiş deneyimler bu tür operasyonların riskini ortaya koyuyor. 1987–1988 yıllarındaki Tanker Savaşı sırasında bir ABD savaş gemisi İran mayınına çarpmış, bir diğeri ise Irak tarafından ateşlenen bir füzeyle vurulmuştu.

O tarihten bu yana İran, gemi karşıtı kabiliyetlerini önemli ölçüde artırdı. ABD’nin bile risk almaktan çekindiği bir bölgede ticari şirketlerin faaliyet göstermekte isteksiz olması şaşırtıcı değil.

Boot’a Göre Asıl Sorun: Siyasi Liderlik

Boot’un makalesinde asıl eleştirinin hedefi askeri güç değil, siyasi liderliktir.

1991’deki Körfez Savaşı’nın ardından ABD başkanlarının, ordudan gerçekçi olmayan hedefler talep ettiğini savunuyor. Bunların en bilinen örnekleri Irak ve Afganistan’da demokrasi inşa etme çabalarıydı.

Bugün ise ABD ordusundan havadan rejim değişikliği gibi neredeyse imkânsız bir hedef bekleniyor.

Boot’a göre Donald Trump yönetimi, İran rejiminin liderinin ölümünden sonra çökmesini bekleyerek stratejik bir hata yaptı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı hedef alması ise büyük ölçüde öngörülebilir bir gelişmeydi.


MAR-16- 18:05

Almanya’dan Trump’a Mesaj: İran Savaşı NATO’nun Meselesi Değil

Avrupa ülkeleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik savaş planları ve çatışmanın ne zaman sona erebileceği konusunda Washington’dan daha fazla açıklık talep ediyor. Bu talep, Trump’ın Basra Körfezi’nde güvenliği güçlendirmek amacıyla müttefiklerden savaş gemisi göndermelerini istemesinin ardından gündeme geldi.

Avrupa, Washington’dan stratejik hedeflerin açıklanmasını istiyor

Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Trump’ın çağrısını değerlendirmek üzere bir araya gelirken Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ABD ve İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonların hedefleri konusunda daha fazla netlik gerektiğini söyledi.

Wadephul gazetecilere yaptığı açıklamada, “ABD ve İsrail’in askeri konuşlandırmalarının hedeflerine ne zaman ulaştığını düşündüklerini bilmemiz önemli. Bu konuda daha fazla netliğe ihtiyacımız var” dedi.

Berlin: “Bu NATO’nun savaşı değil”

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in sözcüsü Stefan Kornelius ise İran’a karşı yürütülen operasyonun NATO ile doğrudan bağlantılı olmadığını vurguladı.

Kornelius, “Bu NATO’nun savaşı değil. NATO, ittifak bölgesini savunmak amacıyla kurulmuş bir savunma ittifakıdır” ifadelerini kullandı.

Berlin yönetiminin Trump’ın açıklamalarını dikkatle takip ettiğini belirten Kornelius, ABD’nin operasyon öncesinde müttefikleriyle yeterli istişare yapmadığını da söyledi. Kornelius, “ABD bu savaştan önce bizimle istişarede bulunmadı. Bu nedenle bunun NATO ya da Alman hükümetiyle ilgili bir mesele olduğunu düşünmüyoruz” dedi.

Avrupa müttefikleri ABD’nin planını anlamak istiyor

Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, Avrupa’daki ABD müttefiklerinin Washington’ın İran’a yönelik stratejik hedeflerini anlamak istediğini söyledi.

Tsahkna, “Stratejik hedef nedir? Plan ne olacak?” sorularının Avrupa başkentlerinde tartışıldığını ifade etti.

Polonya Dışişleri Bakanı Radek Sikorski ise ABD’nin müttefiklerden resmi bir talepte bulunması halinde NATO çerçevesinde konunun değerlendirilebileceğini belirtti.

Sikorski, “NATO aracılığıyla bir talep gelirse, Amerikalı müttefiklerimize duyduğumuz saygı nedeniyle bunu çok dikkatli bir şekilde değerlendireceğiz” dedi.


MAR-16- 15:45

Trump’tan İngiltere’ye Eleştiri: İran Savaşı Tepkisi “Hayal Kırıklığı Yarattı”

ABD Başkanı Donald Trump, Birleşik Krallık’ın İran savaşına verdiği tepki nedeniyle Londra yönetiminden “memnun olmadığını” ve İngiltere’nin tutumuna “çok şaşırdığını” söyledi.

Trump, İngiltere’nin Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle bölgeye savaş gemisi gönderme talebini reddettiğini belirterek, daha sonra gelen uçak gemisi gönderme teklifinin ise gecikmiş olduğunu ima etti.

“Sürece coşkuyla katılmalılar”

Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Trump, İngiltere’nin çatışmaya daha aktif destek vermesi gerektiğini söyledi.

Trump, “Belki de sürece dahil olacaklar. Ancak bu sürece coşkuyla katılmalılar” ifadelerini kullandı.

Macron’dan Hürmüz Boğazı için destek sinyali

Trump ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüştüğünü ve Macron’un Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın giderilmesine yardımcı olmaya istekli olduğunu belirtti.

Basra Körfezi ile Umman Denizi arasında yer alan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olarak kabul ediliyor.

ABD destek veren ülkeleri açıklayacak

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Washington’a İran krizi konusunda destek vermeye hazır ülkelerin isimlerini açıklaması bekleniyor.

ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin sağlanması ve deniz trafiğinin korunması için müttefik ülkelerden daha fazla askeri katkı talep ediyor.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here